HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

31.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Doksandan çıksın

Eskiden her köyde ilkokul vardı ve genellikle ilkokul öğretmenleri, görevli bulundukları köylerdeki, öğretmen evlerinde kalırlardı. Öğretmen erkekse, geceleri kahveye gider ve orada, köylülerle sohbet eder, köylülerin derdine derman olmaya çalışırdı. Köyün birisinde Adil Ağa diye birisi varmış. Maşallah Adil Ağa’da çocuk çok. Gecenin birisinde kahvede rastladığı öğretmene, çocuklarının durumunu sormuş. Öğretmen, çocukların evde bir miktar matematik çalıştırılmasını önermiş. Adil Ağa, çocuklarının matematikten zayıf olmalarına çok içerlemiş ve kahvesini içer içmez evine dönmüş. Adil Ağa’nın erken vakitte eve gelmesine, eşi ve çocukları şaşırmışlar. Adil Ağa bir hışımla ilkokula gitmekte olan çocuklarını huzuruna çağırmış. 4 tane çocuğu, Adil Ağa’nın karşısına dizilmişler. Adil Ağa, herhangi bir çocuğunu hedef almadan ortaya bir soru sormuş. “Doksandan çıksın kaç eder?” Çocukların hiç birisinden cevap alamayınca, ayni soruyu, en büyüğüne tekrar sormuş. En büyük çocuk, “doksandan kaç çıksın be buba” demiş. Vay efendim senmizdin bunu deyen, kakma tokat onu dövmüş. Ayni soruyu sıra ile diğer çocuklarına sormuş. Soruyu her sorduğu çocuk, “doksandan kaç çıksın be buba?” diye sordukça Adil Ağa’nın tepesi daha da atıyormuş. Çocuklarının dayak yemesine dayanamayan eşi, araya girmiş ve Adil Ağa’ya kızgın ve ağlamaklı yüksek bir sesle, eşi de sormuş, “doksandan kaç çıksın be herif, bu sorudur da soran çocuklara?” Adil Ağa, “iş anlaşıldı, bu çocukların kimden çektiği belli oldu” demiş.

Ertesi günün akşamı, Adil Ağa kahvede öğretmeni görmüş ve “akşam çocukları matematikten imtihan ettim, hakikaten çocuklar matematikten zayıfmışlar, ama merak etmeyin öğretmen bey, ben karar verdim onları her gece çalıştıracağım” demiş.

Bu hikayeyi durup durduğum yerde hatırlamadım ve de anlatmadım. Geçen hafta sonu, baro sınavları açıklandı. Sayılarını tam olarak bilemiyorum ama otuz beş civarlarındaki stajyer avukatın hiç birisi imtihanları şartlı olarak bile geçememiş. Yani hepsi de imtihanlardan kalmış.

Ülkemiz mevzuatına göre, İngiltere’de, Türkiye’de, buradaki üniversitelerde hukuk eğitimi yapıp eğitimini tamamlayanlar, bir yıl müddetle avukatlık stajlarını tamamlamaları ve toplam 12 konuda yapılmakta olan baro sınavlarını geçmeleri koşulu ile avukat olarak meslek icra etme hakkını kazanırlar.

Baro sınavları, Şubat, Haziran ve Ekim aylarında olmak üzere, yılda 3 kez yapılmaktadır. Bir stajyer avukatın bu sınavlara girebilmesi için, en az 4 ay müddetle staj yapmış olması gerekmektedir.

Baro imtihanları uzun yıllardan beridir yapılmaktadır. Ancak, son birkaç seneden beridir yapılmakta olan imtihanlar, kimse gücenmesin ama Adil Ağa’nın imtihanlarına benzetilmiştir.

Halep orda ise arşın buradadır. Ben iddia ediyorum ki, Yüksek Mahkeme Hakimleri, hakimler, başsavcı ve tüm savcılar ve avukatlar dahil olmak üzere, bu memlekette görev yapmakta olan hukukçuların tamamına yakını, stajyer avukatların son birkaç yıldan beridir tabi tutulmakta olduğu imtihanlardan geçemezler. Tamamı da diyebilirdim ama demedim.

Yıllarca, İngiltere'den mezun olan hukukçuları dinledik durduk. Türkiye mezunları işe yaramazlarmış. Ülkemizde hukuk fakülteleri açılınca, Türkiye mezunları unutuldu ve bu defa, KKTC mezunlarının işe yaramadığı hikayeleri başladı.

Şimdilerde ne başlayacak bilemiyorum. Çünkü baro imtihanlarına girenler arasında İngiltere mezunları da vardır. Bu sınavları yapmakta olan hukuk meclisine sesleniyorum, tüm avukatlara ve özellikle yazıhanelerinde stajyer avukat bulunan avukatlara sesleniyorum. Bu işin tadı kaçmıştır. Hakla adaletle uğraşan hukukçular olarak bu işin tadını kaçırttık. Gençlerimize yazık ediyoruz. Avukat sayısının artmasında gençlerimizin hiçbir kabahati yoktur. Artış yalnızca avukatlıkta değil, mimarlıkta da, mühendislikte de, doktorlukta da vardır. Yani her meslekte vardır. Bu gençlerimiz için, okullarına servetler yatırıyoruz. Gençlerimiz yıllarca gecelerini gündüzlerine katarak çalışmakta ve okullarından mezun olabilmektedirler. Kalite düştü bahanesine sığınarak, avukat sayısını anlaşılmaz ve hatalarla dolu sorular içeren ağır sınavlarla önlemeye çalışmak, en hafif tabirle İNSAFSIZLIKTIR. Özellikle milletvekilimiz Sayın Tufan Erhürman’dan bu konu ile ilgilenmesini rica edeceğim. Allah aşkına vur deyince öldürmeyiniz. Bu gençler bizim çocuklarımızdır. Anglo dedik, sakson dedik, içtihada dayanır dedik ancak, bir başka gerçek de, yargıda herkesin gözü korkutulmuştur. Kimsesi gık diyemez hale getirilmiştir. Bu tamamı ile benim iddiamdır. O hale gelindi ki, avukatlar, yargıçlık mesleğine müracaat etmekten ürkütüldü, korkutuldu, usandırıldı. Şimdilerde de, avukatlık mesleğinden ürkütülmekte, usandırılmakta, korkutulmaktadır. Bırakınız gençlerimiz de heveslerini alsınlar. Ekmek bulurlarsa onlar da yesinler. Zaten avukatlıkta ekmek bulamayanlar, kendiliklerinden vazgeçeceklerdir.
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.