Akacan Holding
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

03.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Fetüs davası kararı sonrası

Fetüs davası sonuçlandı ve Girne Ağır Ceza mahkemesi kararını verdi. 3 sanık suçsuz bulundu ve beraat ettirildi, 3 sanık ise suçlu bulunarak mahkum edildi ve cezalandırıldı. Sanıklar, aleyhlerindeki cinayet ithamından beraat ettiler.

Mahkeme kararına karşı yapılan eleştirilerden anlaşılan odur ki, halka beklettirilen adalet ile mahkemeden gelen adalet örtüşmemiştir ve bu yüzden mahkeme, yoğun şekilde eleştirilmiştir.

Ben, “yargı eleştirilemez” şeklindeki görüşle hemfikir değilim. Yargının eleştirilmesi suç teşkil eder denilerek, yargının eleştirilmesinin engellenmesi ile de hemfikir değilim. Demokrasilerde tüm makamlar eleştirilebilir. Eleştirilmeden doğruların bulunması çok zordur ve hatta imkânsızdır.

Girne Ağır Ceza Mahkemesine karşı yapılmakta olan eleştirilerden ortaya çıkıyor ki, yargı ve yargı süreci konusunda yeteri kadar bilgiye sahip değiliz. Anladığım kadarı ile birçok makamın ve organın yetkileri karıştırılmakta ve sonuçta ortaya çıkan olumsuzluklardan yargı sorumlu tutulmaktadır. Bu nedenle bu yazımda, suçların soruşturulması ve kovuşturulması ile ilgili yasal durumu elimden geldiği ve köşemin elverdiği kadarı ile anlatmaya çalışacağım.

Bir örnek üzerinden gitmekte fayda vardır. Hastanenin birisinde yasa dışı kürtaj suçu işlendiğine ve hatta kürtaj sırasında canlı olarak dünyaya gelmiş olan bir bebeğin, öldürüldüğüne dair bilgi alınmış olabilir. Yani suç işlendiğine dair bir bilgi alınmış olabilir. İlgili yasaya göre, bir polis mensubu, bu suçun soruşturulması konusunda amirleri tarafından görevlendirilir. Bu şekilde görevlendirilmiş olan polis mensubuna, “soruşturma memuru” denmektedir. Soruşturma memuru, işlendiği iddia edilen suçun, hakikatten işlendiği kanaatine varırsa, suçu ve suçluyu ortaya çıkarmak için, tüm delilleri toplamaya başlar. Suç işlediğinden, makul süratte şüphe duyduğu kişilerin tutuklanması için mahkemeye başvurabilir, suçla ilgili delillerin bulunabilmesi için, mahkemeden, arama emirleri temin ederek, delillere ulaşmaya çalışır, suç hakkında bilgisi olduğuna inandığı kişileri sorguya çekebilir ve onların yazılı ifadelerini alır. İncelenmesi gereken maddelerin veya şeylerin, uzmanlar veya bilirkişiler tarafından incelenmesini sağlar. Şüphelilerin tutuklanması veya yerlerin aranması, mahkemelerden alınan emirlerle sağlanır ancak, mahkemeler, suçların soruşturulması ile direkt ilgili değillerdir. Mahkemeler, soruşturma memurlarının yapacakları işlere karışmazlar. Suçların soruşturulmasının sevk ve idaresi ve sorumluluğu tamamı ile, polis mensuplarındadır.

Bir soruşturma memuru, suç ve suçlu ile ilgili aldığı ifadeleri, topladığı delilleri, suçu işlediğine inandığı kişi aleyhine yazılı dava hazırlanması ve mahkemeye dosyalanması için, başsavcılığa gönderir. Başsavcılık, soruşturma memurunun yaptığı icraatları yeterli bulursa, yazılı ceza davası dosyalar.

Suçun soruşturulması sırasındaki eksikliklerden, hatalardan, ihmallerden, mahkemeler sorumlu değildir. Bir suçla ilgili olarak mahkemeler, şahit veya delil bulma konusunda, soruşturma memuruna veya savcıya, yardımda bulunamaz, onlara yol gösteremez, kendileri, şahitlere ve delillere ulaşamaz.

Suçun soruşturulması sırasında suç işlediğinden şüphelenilen kişiye zanlı, suç işlediği iddiası ile aleyhine ceza davası açılan zanlıya ise sanık, denmektedir. Soruşturma memuruna ve ceza davasını açan savcıya göre, toplanan şahadet ve deliller ışığında sanık suçludur. Bundan sonraki aşamada, savcı, toplanan şahadeti ve delilleri mahkemeye sunarak, sanığın suçlu olduğunu, mahkemeyi oluşturan yargıçlara ispatlayacaktır.

Mahkemenin gözünde, bir vatandaşla,  bir zanlı veya sanık arasında hiçbir fark yoktur. Savcı, soruşturma memuru ile birlikte, sanığın suçlu olduğunu ispatlayıncaya kadar, sanık suçsuzdur. Sanığı yargılamakta olan mahkeme, savcıya ve sanığa eşit mesafededir. Halbuki birçok kişi, mahkemelerin, polisten veya savcıdan yana tavır koymasını beklemektedir veya tavır koyduğunu zannetmektedir. Yasalarımız, asla böyle bir şeye izin vermemektedir. Yargılanmakta olan sanığın, yargılanmakta olduğu suçu işlediği, makul şüphe kalmayacak şekilde ispatlanmadıkça, mahkemece suçlu bulunmasına olanak yoktur. Şahadet veya delil eksikliği nedeniyle verilen beraat kararından sorumlu olan mahkeme değildir.  Bu konuda bir sorumlu varsa o da soruşturma memuru ve savcı olabilir. . Ceza yargılamalarında aranmakta olan şahadet ve delil, sanığın suçluluğunu gösterecek şahadet ve delildir. Dedikodularla, spekülasyonlarla bir sanık, suçlu bulunamaz. Şu da bilinmelidir ki, beraat kararları her zaman için beraat edenlerin suçsuz olduklarını göstermemektedir.

Mahkemeler, tarafsız davranmadıkları, huzurlarındaki şahadeti kötü niyetle değerlendirmedikleri takdirde, verdikleri beraat kararlarından dolayı, eleştirilmemeli, tam tersine, hukuk devleti ilkesi gereği, takdir edilmelidirler. İftiharla söyleyebilirim ve iddia edebilirim ki, fetüs davasına bakan, Girne Ağır Ceza Mahkemesini oluşturan heyetteki, mahkeme başkanı ve üye yargıçlar, ülkemizin en güvenilir ve dürüst yargıçlarındandırlar. Bir gün bir suçtan dolayı yargılanma durumum olsa ve beni yargılayacak heyeti belirleme yetkim olsa, hiç tereddütsüz bu heyeti tercih ederim. Tarafsız olacakları için ve güvenilir oldukları için tercih ederim. Girne Ağır Ceza Mahkemesine karşı yapılmakta olan eleştirileri haksiz ve yersiz bulduğumu tüm içtenliğimle söyleyebilirim. Hemen söylemeliyim ki, bu eleştirilerin esas sorumluları, yüksek mahkeme ve basındır. Çünkü basın bilinçli veya bilinçsiz olarak, yüksek mahkeme ise istemeden, sanıkların mahkum edileceklerine ilişkin bir algı oluşmasına neden olmuşlardır. Hatırlanacağı üzere, soruşturma sonrası alt mahkemenin vermiş olduğu tutuksuz yargılama kararına hukuk tarihimizde belki de ilk kez olmak üzere, yüksek mahkeme Yargıtay olarak, müdahale etmiş ve bu kararı bozmuştu. Bu bozma kararı da suçluluk algısının oluşmasında büyük ölçüde etkili olmuştur. Bir kişi suçlu da olabilir ancak, kişinin suçlu olduğu, mahkeme huzurunda ispatlanamayabilir. Böyle bir halde de, beraat kararı verilebilir. Böyle bir durum ise, yargıçlardan değil, hukuk devleti ilkesinden kaynaklanmaktadır. Son olarak belirtmeliyim ki, bir suçun soruşturulması, belki de yargılanmasından çok daha zordur. Bu açıdan polis mensuplarının haklarını da yememek lazımdır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.