HUNKAR SAG GIYDIRME
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

06.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hani ya da bini geçtiydi

Münhal kâğıdını okumadım. Dendiğine göre, iki tane hâkimlik mevkii münhal ilan edilmiş ve müracaat kabul ediliyormuş ve verilen süre de dolmuş.

Yine dendiğine göre, iki adet hakimlik mevkiine atanabilmek için 8 tane avukat müracaat etmiş.

Münhal sayısı 2, müracaat sayısı 8. Her bir müracaatçının atanma şansı, yüzde 25. Yüzde 25’lik bir şans, oldukça yüksek bir şans sayılmaktadır. 3 İngilizce öğretmenliğine 500 kişi müracaat ediyorsa, 2 hâkimlik mevkiine 8 müracaat, müracaatçılar açısından çok güzel bir şey.

Münhal edilmiş olan bir mevkiye çok sayıda müracaat olması neyi ifade eder? Münhal konusunda çok sayıda mezun olduğunu ve çok sayıda işsiz olduğunu ifade eder.

Eczacılar, mimarlar, mühendisler, öğretmenler, avukatlar ve diğerleri “çok sayıda, gereksiz sayıda, üniversite mezunu ve öğrencisi vardır” diye bağırıp çağırmıyorlar mı?

Bu yazımın konusu avukatlar. Hatta Barolar Birliği ve avukat kayıtları yapmakta olan hukuk meclisi, el ele verdiler ve avukatlık sınavlarını, altından kalkılmaz hale getirdiler. Amaçları ise, avukat sayısındaki artışları önlemek. Geçen ekim ayında yapılan sınavlara 35 civarında stajyer avukat katılmış ve bir teki bile geçememişti. Şubat ayında yapılması gereken avukatlık sınavları ise bugün başlayacaktır. Tüm stajyer avukatlara, bu vesile ile başarılar ve sabırlar dilerim.

Avukat sayısının artmakta olduğunu ben de kabul etmekteyim. Peki, avukat sayısı bu kadar artıyor da, hakimlik münhallerine olan müracaat sayısı niçin azalıyor? Halbuki genç avukatların yüzde 90’ına yakınının gönlünden, hakim olmanın geçmekte olduğunu ben biliyorum. Yüzde 90 oranını hakikaten bilerek ve doğru olduğu için telaffuz ediyorum ve yazıyorum.

Bir müddet öncesine kadar, hakimlik münhallerine 40 civarlarında müracaat yapılıyordu ve biliyordum ki, en az yüzün üzerindeki genç avukat, hakim olmayı istedikleri halde, hakim alımlarında objektif kriterler uygulanmadığı için müracaat etmiyorlardı. Hakim atamalarını yapmakta olan Yüksek Adliye Kurulu adına yapılan açıklamalarda ise, hakim atamalarında objektif kriterler olduğundan ve bu kriterlerin uygulandığından bahsedilmektedir.

Birçok yazımda, hakim atamalarında, objektif kriterler olmadığını ve atamaların keyfi yapılmakta olduğunu yazdım.

Ben diyorum ki, objektif kriter yoktur, keyfilik vardır. Diğer taraf diyor ki, objektif kriterler vardır ve keyfilik yoktur. Haklı olan kimdir?

Ben anlatayım ve okuyanlar karar versinler.

Avukat sayısı artmıştır. Genç avukatların en az yüzde doksanının gönlünde ve de hayalinde, hakim olmak yatmaktadır. Kısa bir müddet öncesine kadar, hakimlik münhallerinde 40 civarında avukat müracaat etmekte ve yüzden fazlası ise, müracaat etmemekteydi. Gün geçtikçe avukat sayısı artmaya devam ettiğine ve hâkimlik münhallerine olan müracaat sayısı sıfıra doğru gitmekte olduğuna göre, haklı olan ben miyim, yoksa, karşı taraf mı? Bence artık Yüksek Adliye Kurulu, hakim atamalarındaki ve terfilerindeki uygulamalarının yanlış ve hatalı olduğunu kabul etmelidir. Astığı astık kestiği kestik olan padişahlar dahi, zaman zaman kıyafet değiştirerek halkın arasına karışırlar ve halkın, ne düşündüğünü öğrenmeye çalışırlardı.

Hakim münhallerine 8 kişi müracaat ediyorsa, bize demezler mi ki, “Hani ya da avukat sayısı bini geçtiydi.” Ve benim samimi düşüncemdir ki, hali hazırdaki 8 müracaatçı genç avukatın çoğu dahi, hakim atamalarında, objektif kriter olduğuna ve keyfilik olmadığına inanmamaktadır. Aslında gerçek kanaatim, tamamının da inanmadığıdır. İdare edin işte, pek beceremedim ama lafı birazcık kıvırtmaya çalıştım.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.