Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

12.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İletişim

Yavaş yavaş herkes cep telefonuna geçiş yapıyordu. Benimle iletişimde zorluk çeken tanıdıklarım benim de bir cep telefonumun olmasını istiyorlardı. Görmeyen bir kişi olarak cep telefonunu kullanıp kullanamayacağım konusunda şüphelerim vardı. Bu konuda bir araştırma yaptım ve bir program vasıtası ile cep telefonu kullanabileceğimi öğrendim. İki binli yılların başında, içerisine program yüklenebilen cinsten bir cep telefonu satın aldım ve bahsedilen programı içerisine yüklettim.

Artık ben de bir cep telefonu kullanabiliyordum. Ayni zamanda cep telefonu vasıtası ile mesajlaşabiliyordum da.

Cep telefonuna geçmezden önce, bir başka program sayesinde bilgisayarı da kullanıyordum.

İletişime geçmek istediğim kişilerle cep telefonum ve bilgisayarımla iletişime geçebiliyordum. E mail hesabı, bilahare de facebook hesabı edindim. Gerçi bilgisayarı kullanmamı sağlayan program, facebook ile pek de uyumlu değildi ama başka bir program vasıtası ile, facebookta ki arkadaşlarımla, rahatlıkla yazışabiliyordum.

Gerçeği söylemem gerekiyorsa, istediğim kişilerle, bu denli ileteşebilmek benim için bir mutluluk kaynağı oluyordu.

İstediğim anda istediğim yakınlarımla, akrabalarımla, arkadaşlarımla iletişime geçebilmek çok güzel bir şeydi ve kararmış olan dünyam yeniden renkleniyordu.

Bu iletişimlerim neticesinde, ilk zamanlar, kendimden uzak olduğuna inandığım, ısınamadığımı, benim onları, onların beni sevmediğini zannettiğim birçok kişi ile ilgili düşüncelerimde, kanaatlerimde, duygularımda birçok olumlu değişiklikler oldu.

Zaman geçtikçe sanki da bazı şeyler yanlış gitmeye başladı. Doğum günlerim, bayramlarım, özel günlerim kutlanıyordu ancak, bu kutlamalar, telefonuma veya email veya facebook hesabıma gönderilen mesajlarla yapılıyordu. Gönderilen mesajların çoğu ise, başkaları tarafından önceden hazırlanmış basmakalıp mesajlardı.

Zaman daha da geçtikçe, sitemleşmeler, hafif kırgınlıklar baş gösterdi. “Telefonuma bakmadın” “Telefonunu meşgule attın” “Mesajıma cevap vermedin” ve benzer birçok sitem dolu laflar.

Sosyal medya denen medyada, sataşmalar, laf “dokundurmalar, laf sokmalar, hakaretler, küfürler, ve benzerleri…

Bir bakmışsın, birileri sizi, arkadaşlıktan çıkarmış. Birileri facebook hesabı açmış ama iletişimini herkese kapatmış. Başlarsınız kara kara düşünmeye, acaba ne oldu? Acaba ne yaptım? Acaba hangi lafıma, hangi mesajıma, hangi davranışıma gücendi? Cevabını bulamadığınız kendi kendinize sormak zorunda kaldığınız sorular…

Yeri mi? Zamanı mı? Bilmem ama eğer yeri ve zamanı değilse bile bir parantez açarak belirtmek isterim ki, iletişim içerisinde olan insanların da birbirlerine karşı sorumlulukları vardır. Bu iletişim sayesinde birkaç söz daha öğrenmiş oldum. “İçime kapandım”, “Son zamanlarda çok kötü günler geçiriyorum” ve benzerleri. Yani iletişim denilen şey, iyi günler için mi?

Derken benim cep telefonumda arızalar başladı. Dediler ki, akıllıya geç. Soruşturdum, akıllıyı da kullanabileceğimi öğrendim ve bir akıllı telefon edindim. Akıllı telefonuma iletişim sağlayan birkaç program daha yüklendi. Viber, whatsap, messenger, facebook. Tüm saydığım bu iletişim olanakları insanları mutlu mu kılıyor diye bir soru sordum kendi kendime. Cevabım hayır oldu. Ve en önemlisi, üzülüyoruz. Ve ben ne yaptım? İletişimimle ilgili tüm paketleri iptal ettim. İletişim böyle mi olmalıydı? İletişim kolaylıklarının bana getirdiği mutluluğu ve üzüntüleri tarttım, başlangıçta mutluluk kefesi aşağıda iken, şimdilerde üzüntü kefesi aşağılarda. İletişelim dedim ve sonuçta, yakınlık, ısınmışlık, sevgi gibi duygularla ilgili düşünce ve kanaatlerimde değişiklikler baş gösterdi. Halbuki işin başında çocuklar gibi sevinçliydim.

Ben iyi bir iletişim yapamadım da başkaları yapabildi mi? Mesela siyasiler arasında iyi bir iletişim var mı? Bakınız Cumhurbaşkanı ne demiş. “Davetim geçerlidir isteyen siyasi parti başkanları İsviçre’ye gelebilir” demiş veya bu anlamda bir şeyler söylemiş. Her şey tamam güzel de, 50 yıldır çözemediğimiz bir sorunun çözüme bağlanacağı ümidi ile gidilecek olan bir yabancı ülkeye, siyasi parti başkanları böyle mi davet edilir? Allah aşkına böyle bir davet olur mu? Böyle bir iletişim olur mu? İnanınız ki, Cumhurbaşkanı’nın bu tavrına söyleyebilecek söz bulamıyorum. Aslında buluyorum da söyleyemiyorum.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.