Cyprus Today sol
  • 29 Mayıs 2017, Pazartesi 8:15
Av. HasanSÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

İstinaf

Yargı sistemimiz iki derecelidir. İlçelerde, kaza mahkemeleri, aile mahkemeleri ve ağır ceza mahkemeleri vardır. Kaza mahkemeleri, hukuk işleri ve ceza işleri ile ilgili davalara bakmakta, aile mahkemeleri, ağırlıklı olarak boşanma davalarına bakmakta, ağır ceza mahkemeleri ise, adı üzerinde ağır cezalık davalara bakmaktadır.

Kaza mahkemelerine, aile mahkemelerine ve ağır ceza mahkemelerine alt mahkemeler de, denmektedir. Alt mahkemelerin kararlarının doğru olmadığını, hatalı olduğunu, adil olmadığını, yasalara aykırı olduğunu düşünen taraflar, üst mahkeme durumundaki Yargıtay’a şikayette bulunabilirler. Alt mahkeme kararlarına karşı yapılmakta olan bu şikayetlere, istinaf denmektedir.

Yargıtay, 3 yüksek mahkeme yargıcından oluşmaktadır ve oturumlarını Lefkoşa’da yapmaktadır. Ülkemizdeki tüm alt mahkeme kararlarına karşı yapılan istinafları 3 yüksek mahkeme yargıcından oluşmuş olan Yargıtay karara bağlamak durumundadır. Bu nedenle Yargıtay’ın gündeminin son derece yüklü olması kaçınılmazdır. Yüksek mahkeme yargıç sayısını anayasa belirlemektedir ve yüksek mahkeme, bir başkan 7 yüksek mahkeme yargıcı yani toplamda 8 yargıçtan oluşmaktadır. 8 yargıcın 3 tanesi Yargıtay’da, 4 tanesi ise, yüksek idare mahkemesinde görevlidirler.

Mahkemeler, 1 Temmuz’dan 15 Eylül’e kadar tatil yapmaktadırlar. İki buçuk aylık tatil de düşünüldüğünde, Yargıtay’ın yükü daha da ortaya çıkmaktadır. Dokuz buçuk aylık bir süre içerisinde, tüm alt mahkemelerin kararlarına karşı yapılmakta olan istinafların, kısa bir süre içerisinde görüşülüp kararlaştırılması olanağı yoktur.

Anladığım kadarı ile Yargıtay, istinafları, mümkün mertebe tarih sıralarına göre dinleyip karara bağlamaya çalışmaktadır. Yargıtay’ın, huzurlarındaki istinafları bitirmek için çok yoğun bir tempoda çalışmakta olduğunu kabul etmekteyim.

Buna rağmen istinafların çok uzun sürelerde sonuçlandırılabildiklerine dair oldukça yoğun şikayetler bulunmaktadır. Hukuk ve aile meselelerinde de şikayetler vardır ancak, özellikle ceza meselelerindeki mahkumiyet ve ceza kararlarına karşı yapılmakta olan istinaflar konusunda daha çok şikayetler vardır ve bu konulardaki şikayetler daha anlamlı ve acı olmaktadır.

Mahkumiyet ve ceza kararlarına karşı yapılan istinaflarda, istinafın neticesi, cezaevinde beklenmekte ve cezaevlerindeki ile, dışarıda onların eşleri, çocukları, anne ve babaları ve akrabaları tarafından da beklenmektedir. Yani, ceza meseleleri ile ilgili istinaflar, diğer istinaflara nazaran, daha çok kişiyi ilgilendirmektedir.

Bu nedenledir ki, ceza meselelerine ilişkin istinaflara öncelik verilmesi, son derece haklı bir ayırımcılık olacaktır ve ciddi şikayetlere neden olmayacaktır.

Apaçık ortadadır ki, Yargıtay, yapılmakta olan istinafları makul süreler içerisinde sonuçlandıramamaktadır. Bu durumun çaresi, Yargıtay’ın birkaç daire şeklinde çalışabilecek hale getirilmesidir yani, yargıç sayısının artırılmasıdır. Yüksek mahkeme yargıç sayısı ise, bir anayasa değişikliği ile mümkün olabilir.

Yargıç sayısı artırılıncaya kadar ise, kısa vadeli tedbirler alınabilir. Örneğin, adli tatil süresi bir ayla sınırlandırılabilir. Ceza meselelerinde yapılmakta olan istinaflara öncelik verilebilir. Belki Yargıtay’a tam olarak yansımamakta olabilir ancak, hakikaten, ceza meselelerine ilişkin istinaflar konusunda çok büyük acılar, ızdıraplar ve adalet açısından hoş olmayan şayialar vardır. Şartlı tahliye kurulunun oluşumu ve icraatlarına ilişkin olarak da çok büyük rahatsızlıklar vardır. Bu kurulda savunmayı ve mahkumları temsilen hiçbir üye bulunmamaktadır. İlgili tüzüğe bakıldığında bu kurulun, Yargıtay’ın da üzerinde, Yargıtay’ı da denetler pozisyonunda olduğu görülmektedir. Yargıyı temsilen Bakanlar Kurulu’nda bir bakan olmadığına göre, Yüksek Adliye Kurulu’nun veya en azından başkanının bu konuları gündeme getirmesi kaçınılmaz haldedir. Şartlı tahliye kurulunun karar alırken neleri dikkate alacağına ilişkin düzenlemelere bir bakılsın lütfen. Birkaç tanesini ben söyleyeyim. Suç için yasanın öngördüğü ceza miktarı, mahkemenin tespit ettiği hapis cezası süresi… Yani kurula göre, mahkeme, sanığa, az ceza takdir etmişse, sanık, şartlı tahliyeden yararlandırılmayacaktır. Yani mahkeme, az ceza verdiği için cezalandırılacaktır. Hani ya da, mahkemeler bağımsız ve tarafsız idi. Hani ya da, mahkeme kararlarına tüm organlar uymak zorunda idiler. Benim kanaatimce şartlı tahliye kurulu derhal ortadan kaldırılmalı ve bu konudaki yetkiler, bağımsız ve tarafsız mahkemelere verilmelidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek