Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

09.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yasaklı göçmen

Yasaklı göçmenin kim olduğunun tarifini, Fasıl 105 Yabancılar ve Muhaceret Yasası yapmaktadır. Buna göre, Yabancılar ve Muhaceret yasasına göre, KKTC’ye girişi yasaklanmış göçmen sayılan bir kişi, yasaklı göçmendir. Bir yabancı, “yasaklı göçmen” durumunda ise, genel ilke olarak böyle bir kişinin KKTC’ye girişi yasaktır. Böyle bir kişi ancak Bakanlar Kurulunun izni ile KKTC’ye giriş yapabilir ve Bakanlar Kurulunun saptadığı koşullarla KKTC’de kalabilir.

Yabancı bir kişiyi, yasaklı göçmen statüsüne birçok neden sokmaktadır. Bu nedenlerin tümünü bu yazımda inceleme gereği duymuyorum.

Bu yazımda, yabancı bir kişiyi, “Yasaklı göçmen” durumuna sokan nedenlerden, yalnızca, “suç işlemiş olmak” nedenini inceleyeceğim.

Söz konusu yasanın 6. maddesinin (1) fıkrasının (d) bendi aynen şöyledir; “kasten adam öldürmekten hüküm giyen veya işlediği bir suçtan mahkum edilerek bir süre hapis cezasına çarptırılan ve cezası kayıtsız koşulsuz affedilmemiş bulunan ve kasten adam öldürmekle veya işlediği suçla ilgili koşullar dolayısıyla muhaceret memurunca istenmeyen bir göçmen sayılan herhangi bir kişi; yasaklı göçmen sayılır.

Görülebileceği gibi, yabancı bir kişi bir suç işler ve mahkum olur ve bir süre hapsedilirse, bu durum kendiliğinden yabancı kişiyi, yasaklı göçmen durumuna sokmaz. Muhaceret memurunun, yani yasanın tanımı ile İçişleri bakanının, böyle bir yabancı hakkında, karar alması gerekir. İç işleri bakanı, böyle bir yabancı kişi hakkında, böyle bir kişinin, istenmeyen göçmen olduğuna dair karar almaz ise, böyle bir kişi, yasaklı göçmen olmaz.

Duyduğumuza, gördüğümüze ve tatbikata göre, gelmiş ve de geçmiş İçişleri bakanları bu konuda hep aynı yönde karar almakta ve suç işleyip de hapis cezasına mahkum edilen tüm yabancılar, hapis cezalarının bittiği anda, sınırdışı edilmekte idiler. Hatta anladığım kadarı ile İç işleri bakanlarının birçoğu, bu konuda bir takdir hakları olduğunun dahi farkında değillerdi. Avukatlar ve birçok hukukçu dahi bunun böyle olduğunu zannetmekte idiler. Bunun böyle olduğunu nereden çıkarıyorum? Yargıtay kararlarından çıkarıyorum. Sanık avukatı Yargıtay’a şikâyette bulunuyor ve diyor ki, “alt mahkeme, sanığın, yabancı olduğunu ve bir gün dahi hapis cezası alması halinde sınır dışı edileceğini, dikkate almadı.” Bu ne demektir? Bu demektir ki, bu memlekette bir yabancı bir gün dahi hapis cezası alırsa, sınır dışı edilmektedir. Bu durum, bu şekilde bilinmektedir. Yargıtay kararında ne diyor? “Alt mahkeme, sanığın yabancı oluşunu ve hapis cezası alması halinde mutlak surette sınır dışı edileceğini dikkate almamakla hata işlememiştir. Çünkü yasal durum böyle değildir. Hapis cezası kendiliğinden sınır dışı edilmeyi gerektirmemektedir. Bu konuda idarenin karar alması gerekmektedir ve idarenin kararı, yargı denetimine açıktır.”

Şansal Bey’in olayını duyduktan sonra anlıyorum ki, bu güne kadar bu konuda bir tek Şansal Bey’e ayrıcalık yapılmış ve zamanın İçişleri bakanı, bu kişi hakkında sınır dışı işlemleri yapmamıştır.

Bu durum ise bize neyi göstermektedir? Takdir hakkı kullanılırken kişiler arasında ayırım yapıldığını, adam kayırmacılığı yapıldığını göstermektedir. Benim şahsi fikrim nedir? Şansal Bey dışındaki tatbikatın doğru olmadığı idi. Sadece Şansal Bey için özel bir uygulama yapılmamalı idi?? Her bir sanığın durumu, kendi koşulları içerisinde değerlendirilmeli ve hapis cezası almış olan her yabancı hakkında sınır dışı uygulamasına gidilmemeli idi. Hapis cezası aldığı için bugüne kadar onlarca, yüzlerce belki de binlerce yabancı kişi ki bu kişilerin çok büyük bir kısmı Türkiyeli idi, sınır dışı edilmiştir. Sınır dışı edilen bu kişilerin, işlerinin, eşlerinin, evlerinin, çocuklarının KKTC’de olduğuna, kendilerinin ve yakınlarının gözyaşlarına bakılmamıştır. KKTC’de suç işleyen bir yabancının, hapis cezasına çarptırılmaması için, sanığın kendisi, ailesi, avukatı akla hayale gelmedik ve birçok adaletsizlik ve kanunsuzluk yaratıcı uğraşlar içerisine girmektedirler.

Şansal Bey’in avukatı açıkladı ki, bu konuda yargıya başvuracaklar. Temennim odur ki, Şansal Bey inşallah yargıya başvurur ve davasını da kazanır. Ombudsmanın yasasına da baktım, defalarca ombudsmana verilen yetkileri okudum ancak ben ilgili yasanın ombudsmana, her olayda çıkıp basına beyanda bulunmasına veya basına açıklama yapmasına yetki verdiğini göremedim… Bu durum bana Ahmet Nejdet Sezer’in cumhurbaşkanlığını hatırlatıyor. Sayın Sezer cumhurbaşkanı idi ancak kendisini hep anayasa mahkemesi başkanı zannediyordu. Halbuki bu görevler birbirinden farklı idi. Sayın Sezer cumhurbaşkanı oldu diye, anayasa mahkemesi kapatılmamıştı.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Hasan n erduran
    10.01.2017

    Muhaceret md leri ve bakanlar bir temayyül oluşturup uygulamışlar...şansal beye bir ayrıcalık varsa ilginç...sn talat ve ombudsman açıklamasında sanki bir korumacılık var hissine kapıldım...varsa bunun nedeni ilginç olmalı ve birileri izah edebilmeli. Sermayedar olmak ayrıcalık gerektirmez kanaatindeyim...gariban işçi ve öğrencilerin gelecekle ilgili güzel refah hayalleri de onların sermayeleri değilmi...!?saygılar...hne

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.