HUNKAR SAG GIYDIRME
Beste SAKALLI

Beste SAKALLI

19.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bir liman hikayesi

Güzel bir pazar günü. Sonbaharın ilk günü.

Sabah yürüyüşünde, sandalların sesleri,

beni buraya getirdi.

*

Limandayım.

Bir bir varıyor sandallar kıyıya.

Sesler, çağırışlar güne akıyor, damla damla.

*

‘Taze balııık, sudan yeni çıktııı!’

*

Hem deniz hem de gün ışığı gürül gürül!

Sandallar koya uzanmış; öyle mis, öyle ışıl ışıl.

Hepsi farklı isimlerde, büyüklü küçüklü,

koyun koynunda, pırıl pırıl.

*

‘Eveeet, taze balık, taze balııık!’

*

Hayır, yalnız değilim.

Kağıt da benimle. Şu ara ara kımıldayan rüzgar

kağıtlarımı uçuracak diye korkuyorum hatta.

Korkmak bile güzel burada.

*

Yalnız değilim, kalem de benimle.

Kalemin rengi denizden açık,

gökyüzünden koyu. Bu enginliği yazarken mürekkep

dayanmayacak diye korkuyorum hatta.

Böyle korkular olsa hep... Korkmak ne güzel!

Böyle korkmak bir de aşkta vardı, hatırladım;

Böyle sebepsiz, böyle tuhaf korkular!

Dünyanın en korkunç korkusu sandığın,

Ama yanından geçene söylesen,

gülüp geçilecek, o korkulmaz korkular…

*

Geçenlerin gözleri ara ara üzerimde.

Yürürken düşünüyorlardır eminim, bu kız neye

çalışıyor, diye.

Sermiş kağıtlarını kalemlerini, eli başında, gözü suda,

neyi arıyor, diye.

Ah, birisi uzanıp sormasa bari,

nasıl inandırırım çalışmadığımı kimyayı, fiziği?

Nasıl açıklarım denizi çalıştığımı,

nasıl anlatırım denizden şiirler yakaladığımı?

*

‘Taze balııık, şimdi çıktı, balığa gel, balığaaa!’

*

Bir kağıt çıkıyor karşıma, bir deniz.

Kağıda bakınca içim karşımda, denize dönünce

aklım saçlarımda!

-biliyor musun kedicik, uçuş uçuş bir yarın var bu

hayatın sırtlarında!-

Saçımın gölgesi kağıtta. Gölgemin gölgesi kağıtta.

Kedinin ağır hırıltısı kağıtta. Ağ kokusu. Balık pulu.

Rüzgarın serin huyu, kağıtta.

Kağıt; suya dalıp çıkmış o tutulmaz nota!

Kağıt; do, fa, si, la!

La lala!

*

Günlerden Pazar,

-buralarda hesabı var mıdır zamanın?-

Denize karşıyım, hatta izinsiz denize karışmışım.

Bir yanımda morlu, turunculu, sarılı, pembeli çiçekler,

Bir yanımda maviler denizi... Başımda sonsuz bir gök,

Ayağımda sonsuz bir yer. Arada bir yerdeyim...

Bir balığın gözüne ilişmiş, usul usul gitmekteyim.

Yaşadığım bütün evler uzak, gördüğüm bütün evler uzak,

ölüm onlardan da uzak... Sevdiğim şiirlerin şairleriyleyim…

Telaşsız düşünmekteyim;

-buralarda hesabı var mıdır zamanın?-

*

‘Balııık, taze balık, gel, balığa geeel’

*

Az evvel bir fotoğrafçı geçti yanımdan.

Uzattı günaydını, pek samimi, acımadan, hesaplamadan.

Ardından babalar-oğullar, dedeler-torunlar geçtiler.

Çocuklar, uykulu gözlerindeki uykusuz sevinçleri,

her yere serptiler!

Ben de koştum buldum o fotoğrafçıyı,

bak dedim, bak, çocukların gözlerinde işte,

günün de ömrün de aradığım tüm kareleri!’

*

Su… Suyu anlatmak istiyorum.

Ama sığmıyor ki. Su sığmıyor…

Şu sığ su bile sığmıyor! Ayna desem değil!

Dünya desem eksik! Bu kıvrımlar,

bu karınca yürüyüşü dalgacıklar,

bu köpükler, hepsi bakışımda sular seller,

harflerde kilitli hazineler!

*

‘Taaze, şimdi çıktı, balııııkkkk!’

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.