HUNKAR SAG GIYDIRME
Beste SAKALLI

Beste SAKALLI

10.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bir Yalnızlığın Hatırası

Zamanla insan yalnızlığıyla bir bağ kurar.

Ne zaman seslense orada duran tanıdık bir ses,

ne zaman uğrasa onu bekleyen bir ev gibi olur

yalnızlığı.

 

Adının çağrışımları gibi, çok da teklik

barındırmaz aslında yalnızlık.

İnsanın kendisiyle ilgili birçok halini,

geçmiş zamanlarını, zihninde dolanıp duran

düşüncelerini, kalbinde gezen duygu yankılarını

kabul etmesi gereken gerçeklerini, keşkelerini de

barındırır.

 

Yalnızlıkla arkadaşlık, birazcık da keşkesiz

bir geçmişten geçer ve bir gün sanırım, hepimiz

yalnızlığımızla başbaşa kaldığımızda,

onunla kurduğumuz iyi bağlar sayesinde,

tutunuyor olabileceğiz yeni doğan güne.

Geçmişimizi gülümseyerek hatırladıkça,

yeni gün için tüm moralimizle umutlanırken,

soluksuz.

 

Bana tüm bunları düşündürense,

aşklayalnızlık arasındaki bir seçim

yapan ve sonunda yalnızlığına dönen

birisinin yalnızlıkla sohbetini anlattığım yazım.

Sizlere güzel anılar biriktireceğiniz

bir hafta dilerken, aradan çekilecek ve

sizi o yazıylabaş başa bırakacağım:

 

Geldim, bekle. Ne olur ‘çok bekletmedin’ de.

Yüzünün bu hali ne? Görmüyor musun

Buradayım işte; her yerinde tüm kendimle.

Sorma zor kaçtım o kalpten, bulup aralık

bir pencere zor sıyrıldım bahçesinden.

Beni arıyordur aşk şimdi her yerde.

Köşe bucak soruyordur gördüğü her kıyısız yüzde.

 

İnanamıyorum, aşkın bu kadar kokusunun

sindiğine üzerime. Gider değil mi yalnızlık,

kalmaz bu koku bizimle? Konuş! Yapma böyle

dönerim yoksa geri o dertli düşe!

İyi tamam, nasıl bilirsen öyle yap.

Alışkınım zaten kendi kendimle dertleşmeye.

Ne kadar bekleyeceğim peki, ne kadar uzağa

gidince unutacağım? Bari onu söyle...

 

Böyle biraz garibim istersen aslını,

Apar toparım. Karların en soğuğundayım.

Sanki öpüşmenin en ayıbında, yüzü;

diplerin en yakınındayım.

Beklemekteyim.

 

Şimdi şiir var değil mi önümüzde?

Şimdiki duraktan şiir alacak bizi, öyle değil mi?

Misafir etmez çünkü hiçbir düzyazı böyle

kaçak böyle isyanlı halde ikimizi. Dinlemez,

söylemez değil mi coşkulu ve aynı anda

solgunhislerimizi?

 

Nasıl gidilir acaba buradan hiç yaşanmamışlara?

Uçup konabilmek mümkün mü ta en başlara,

bildiğin kadarına? Varsa eğer öyle bir şans,

girmek isterdim çünkü elinde elma

aromalı şeker yalayan bir çocukluk zamanına.

 

Konuşuyorum yalnızlık, çünkü konuştukça

unutuyorum geride kalanı, unutuyorum o hain aşkı.

 

Benim sevgili yalnızlığım,

biliyor musun, iyi ki hep oradasın.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.