HUNKAR SAG GIYDIRME
Beste SAKALLI

Beste SAKALLI

28.08.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Eylül Karşılaması

Erkenden kalktım bu sabah.

Çok erken.

Başucumdaki şiir kitabının içindeki

duygular bile mışıl mışıl uyuyordu

ben uyandığımda.

Başımı kaldırıp, pencerenin,

panjuru en gındırık yerinden dışarıya

baktım hemen.

Yeşilimsi küçücük limonlarıyla süslü

limon ağacı,

kargaların kemirdiği tek tük incirle yazın

son günlerini geçiren incir,

ekildiği toprağa,

sepetine yerleşen bir kedi gibi yayılan zeytin,

kendi hallerinde büyüyen çiçekler,

uzun zamandır sulanmadıkları halde arada hala

yeşil yaprakları gülümseyen çimenler

ve köklerinin yoluna çıkan kayalardan dolayı

bir türlü boy atamayan ama buna rağmen

üzerinde birkaç meyveye yer açan elma ağacı…

Her şey uykudaydı.

 

Eylülün içimi kıpır kıpır ettiren heyecanından,

eylüle dair kurduğum hayallerden,

eylülün yazdıracaklarını düşündüğümden,

eylülün hatırlatacaklarını aklıma getirdiğimden

ve belki kendime söylemediğim daha birçok

sebepten erkenden uyandım işte bugün.

Okulun yeni yıl balolarına gideceğim sabahlar

gibiydi ortalık uyandığımda.

Güneş, odasına saklanmış

yaramaz bir çocuk buralarda bir yerlerdeydi,

benim sadece nefesini duyabildiğim

ama nerede olduğunu bir türlü bulamadığım…

 

Yaşını almış birinin bir geceyi daha yaşayarak

geçirdiğini düşünerek yatağından yavaşça doğrulup

mutlu bir şekilde kalktığı,

kabusun ürküttüğü bir gencin yorganı başına çekip

uykusuna tutunduğu,

eğlenceden dönenlerin çorbacının birinde eski günleri

andıkları bir saatti.

Ne gece ne gündü kalktığımda…

Yaşamak mı uyumak mı rüya,

anlamadığım bir vakitti.

 

Belki bir bebek ağlardı bu saatlerde…

Yağmur ve bulut usulca,

ortak açıklama yaparlardı belki bir şehre...

Asla vermeyeceği bir mektup yazardı sevgilisine bir genç,

bir kız daha yeni kaybettiği babasına rüyasında sarılırdı.

Erkendi. Erkendi uyandığımda.

 

Ama eylül gelecekti.

Haftalardır beklenen bir misafir gibiydi.

Gittiği yerde kendini özletecek kadar kalmış

bir sevgiliydi.

Her şiirin içindeki saklı dizeydi.

Eylüldü işte. Gelecekti.

Sonbaharın hüzün kokan nefesi haftalar sonra bu eve girecekti.

Biraz serin, biraz derin, biraz benim biraz senin

bir mevsim tenimize değecekti.

Beklemeler artık bitecekti.

Evet erkendi ama eylül gelecekti…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.