HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Beste SAKALLI

Beste SAKALLI

17.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rüzgar

   Yıllardır, önce rüzgâr uğrar bize.
   Artık bunaldığımız sıcak günlerden,
   o çekip alır bizi yazdan.
   Sonbahar bir rüzgârdır Kıbrıs’ta.
   Bu yazı da rüzgâra yazıldı o yüzden
   ve rüzgâra bırakıldı, essin diye evlerinize.
   Mutlu bir hafta dilerim:
   Aç kapıyı özlem, rüzgâr geldi.
   İçeriye al dışarıyı, soğuk serin geldi.
   Tüm noktalar çekilsin yoldan.
   Beklemesin virgül giyimli kıvrımlar,
   yavaşlamayacağım.
   Dans edecek kalemim esintinin ayak
   sesinden ve çatırdayacak bu sayfa yazı
   kaldıran her yerinden.
   Sağımdan solumdan önümden arkamdan
   rüzgâr geçecek ve biliyorum bu rüzgar
   mürekkebi ardına alıp beni de sürükleyecek.

Rüzgârı anlatacağım bugün…
   Bir portakal çiçeğini kokusundan tutup
   nasıl getirdiğini…
   Sıcaklar sıkıntı yapsın kendine,
   ter döksün bu ekşimiş nem
   dört taraf denizlerin merdiven boşluğunda ve
   bunaltan ne varsa adı ‘yaz’a karışan bu bedenin
   bugüne kadarki tarihinde, susa dursun şimdi.
   Haziran susa dursun, temmuz güneşin çehresini
   unutsun ve kapılsın ağustos ekim
   akşamüstünün mağrur serinine.
   Aç kapıyı özlem, rüzgâr geldi.
   İçeriye al dışarıyı, soğuk serin geldi
   Kavuniçi çiçekler verecek kapımın gölgesi şimdi,
   filizlenecek penceremin başını alıp gitmiş yeli.
   Yaprak gıcırtısı dolacak ortalıktaki tenhalık,
   ağır bir dalga havası çalacak deniz kızları
   ve yaşamak gömleğe bulanmış bir mürekkep
   gibi iz yapacak bu serin akşamlarda.
   Birbirimizin çocukluğunu örteceğiz bir buseyle,
   rüzgârlandıkça. Rüzgârlandıkça ıslıklarımıza
   yenilenmiş şarkılar bulayacağız.
   Ve uğultusunda ninniler söyleyeceğiz
   rüyalarımızın en küçüğüne. Aç kapıyı.
   Bilirim, bir selam deyip gidecek,
   alt tarafı bir uçağın izini karalayacak gökyüzünde,
   dokunsalar düşecek bir yaprağın, inciriyle
   arasını açacak, anılar sallandıracak,
   velhasıl biraz üşütüp bu gönlü,
   ayaklanacak yine yoluna, bilirim.
   Ama sen yine de aç kapıyı özlem,
   ayakları çamurlu girsin içeri rüzgâr,
   dokunsun biraz, gitsin sonra,
   bir selamını diline düşürüp,
   gözümün içine bakarak, gitsin.
   Yoksa azıcık da olsa hatırımız aklında,
   akıta akıta serinin tadını damağımıza,
   bırakıp bizi gitmez ‘yaz’ların avucunda,
   gitsin madem. Naklini bize çıkarana kadar
   kış, yine özletiversin kendini.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.