KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Burçin ALİUSTA

Burçin ALİUSTA

25.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bir devin hazin sonu: General Motors (GM)

Amerikan prestijinin sembolü olan ve markaları dünya çapında saygınlık gören General Motors (GM), William “Billy” Durant tarafından 16 Eylül 1908 tarihinde kurulduğunda, ABD'de toplam araç sayısı 10 binin altında bulunuyordu.

Michigan eyaletindeki Flint bölgesinde at arabası satışıyla isim yapan Durant, daha sonra Buick Motor şirketinin kontrolünü aldı.

GM, ticari hayatına Buick ile başlasa da 1929 yılına kadar Durant, Cadillac, Oakland (bugün Pontiac olarak biliniyor), Oldsmobile, Alman Opel ve İngiliz Vauxhall şirketlerini şemsiyesi altına aldı. En bilinen markalardan biri olan Oldsmobile, ilk olarak 1897 yılında üretildi.

GM, 1909 yılında satın aldığı Cadillac'a 5,5 milyon dolar (bugünün parasıyla 150 milyon dolardan fazla) ödedi.

1920'li yıllar hızlı gelişme dönemi

GM, 1920 ve 1930'lu yıllarda “her keseye, her amaca uygun araç” stratejisiyle gelişmesini sürdürdü. Alman Opel ve İngiliz Vauxhall'ın hisselerini 1920'li yıllarda alan ve araçlarını ABD dışında satmaya başlayan şirket, hızla gelişmeye başladı.

Durant, Chevrolet'yi ABD'nin başka bir simge markası haline getirdi. GM'nin Flint'teki fabrikasında işçiler Aralık 1936'da, Birleşik Otomotiv İşçileri Sendikası'nın (UAW) öncülüğünde greve başladı. GM'nin “genç ve deneyimsiz” UAW'yi resmen tanımasıyla grev 11 Şubat 1937 tarihinde sona erdi.

2. Dünya Savaşı'nda orduya araç üretmeye başlayan GM, gerçek sıçramasını 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaptı.

GM'in üst yöneticisiyken, ABD Başkanı Dwight Eisenhower'ın 1953 yılında Savunma Bakanlığı'na atadığı Charlie Wilson döneminde GM'nin kaderi ülkenin de kaderiydi. Wilson, 1953 yılında ABD Senatosu'nda, “Acaba, GM'nin çıkarıyla ABD'nin çıkarlarının örtüşmediği bir durum olamaz mı?” sorusuna, şu ünlü yanıtını verdi:

“ABD için iyi olan her şey GM için iyidir, hakeza GM için iyi olan her şey de ABD için iyidir”. Bu yanıt aslında GM'nin ABD için önemini çok iyi anlatıyordu.

GM, 1953 yılında sadece dünyanın en büyük otomotiv şirketi değil, aynı zamanda dünyanın en büyük şirketiydi. GM, bu dönemde ABD'de otomotiv piyasasının yüzde 50'sinden fazlasını kontrol ediyordu.

Otomobilleri, kültürel fenomendi

GM'nin ürettiği otomobiller birer kültürel fenomendi.

Şirket, 1950'li yıllarda Cadillac'ın efsanevi “Coup de Ville” markasını tanıttı ve bunu kısa süre sonra “Corvette” spor arabaları takip etti. 1964 yılında, ABD müzik listelerinde dördüncü sıraya yükselen “Little GTO” şarkısının esin kaynağı “Pontiac GTO” piyasaya çıktı. Şirket, GTO'nun yanı sıra 1960'lı yıllarda tamamı “kaslı araç” olarak adlandırılan “Grand Prix” ve “Firebird”ü üretti.

Ünlü ABD'li aktör Burt Reynolds, “Smokey and the Bandit” filminde siyah bir Pontiac Firebird kullandı.

GM, 1967 yılında 100 milyonuncu aracını üretti ve takip eden yılda New York'ta 50 katlı binasını hizmete açtı.

1970'li yıllar petrol krizi dönüm noktası

Petrol krizinin baş gösterdiği 1970'li yıllardaki petrol krizi, ABD otomotiv sektörünün, daha küçük ve daha az yakıt tüketen Japon arabalarının istilası karşısında zor günler yaşadığının ilk işaretlerini verdi.

GM'nin üretim sürecinde değişiklik yapma gayretleri çeşitli sorunlarla karşılaştı. GM, 1996 yılında ilk elektrikli aracı EV1'i üretti. Ancak çeşitli sebeplerle ve EV1'in kar etmek için yeterli sipariş alamayacağı gerekçesiyle şirket, bu aracın üretimini 2003 yılında durdurdu.

GM'nin şansı bir süreliğine büyük arazi araçlarıyla döndü. Bu araçlar ABD araç piyasasında önemli yer edindi ve diğer araçlara göre daha karlı olduğunu gösterdi. GM, 1999 yılında devasa Hummer'ı satın aldı. GM, Mayıs 2001'de Çin'de Jinbei bölgesinde arazi aracı Chevrolet Blazer'ın üretimine başladı.

Ancak petrol fiyatlarının yükselmesi adeta “benzini içen” bu araçlara olan ilgiyi azalttı. 2008 yılında petrol fiyatlarındaki hızla yükseliş arazi araçlarının satışlarını yüzde 30 kadar düşürdü. Dünyada eğilim küçük ve yakıtta cimri araçlara dönmeye başladı, GM ve diğer ABD'li otomotiv üreticileri bu süreci izlemede yavaş kaldı.

Küçük ve daha az yakıt harcayan araçların öncüsü Japon Toyota, 1997 yılında hibrid aracı Prius'u piyasaya sürdü. Geçen yıl küresel çapta GM'den daha fazla araç satarak 77 yıldır ilk kez GM'nin saltanatına son veren Toyota, dünyanın en büyük otomotiv şirketi unvanını ele geçirdi.

GM, en son 2004 yılında kar ettikten sonra yüksek üretim maliyetlerinin yanı sıra kredi piyasaları ve tüketici harcamalarındaki çöküşle iflasa doğru yol aldı.

Bir dönemin sonu

GM'nin araç kredisi veren birimi GMAC, iki kez kurtarıldı. Şirketin eski başkanı Rick Wagoner, ABD Başkanı Barack Obama'nın zorlamasıyla görevinden ayrıldı. ABD'de Chevrolet, Cadillac, Buick ve GMC markalarına odaklanmayı planlayan GM, yıl sonunda aşamalı olarak Pontiac markasını üretimden kaldırmayı kararlaştırdı.

GM'nin Avrupa birimine bağlı Alman Opel ve İngiliz Vauxhall markalarının satışı konusunda Kanadalı otomobil parça üreticisi Magna International’la anlaşmaya varıldı.

ABD yönetiminin yeniden yapılanması için verdiği süre dün dolan GM, iflas koruma başvurusunda bulundu.

Clark Üniversitesi'nde çalışma hayatı alanında ders veren ve otomotiv sektörü uzmanı olan Gary Chaison, GM'nin iflas koruma başvurusunun, “bir dönemin sona erdiğinin işareti” olduğunu söyledi. Chaison, “Bu durumun ABD'de büyük etkisi olacak, çünkü GM sadece bir şirket olmaktan öte bir simgeydi. GM, üretimin üstünlüğünü ve Amerikalı işçiler için iyi işleri temsil ediyordu ve bu gitti” dedi.

Bunları biliyor muydunuz?

Pontiac GTO

1960’lı yılların başında General Motors binek arabalar için 3300 cc’den daha büyük motorların kullanılmaması gerektiğini savunuyordu. Bu algı bütün dünyayı sarmaya başlamışken Pontiac 3890 cc’lik GTO projesiyle daha güçlü motorların üretilmesinin önünü açtı.

Pontiac GTO beklenenden daha büyük başarılara ulaştı. Zamanın öncü arabalarından biri oldu. Sayısız üretici de Pontiac GTO’yu ilham aldı… Örneğin, Mustang ve Camaro.

Ara Sokaktakiler: Doğuş Yücedağ

Bu haftaki konuğum pırıl pırıl, kıpkırmızı VW Beetle otomobili ile Doğuş Yücedağ.

1971 model Vosvos’unu 2014 yılında aldı. Farklı renkte olan otomobilini hayali olan kırmızı yapmak, yeniden restore etmek için çalışmalara da zaman kaybetmeden başladı. Restorasyon üç yıl sürdü ve araba istediği kıvama geldikten sonra yola çıktı.

Çocukluk yıllarında da VW hayranlığı vardı. O zamanlarda var olan VW tutkusu sayesinde bu markaya ait bazı arabalar gelip geçmiş evinden. Golf 1 ve 2 dışında, Beetle modeline de sahip olmuş. Restorasyon sürecinde yurtdışına çıkıp adeta bavullarla parçalarını taşıdı. Tabi bu süreçlerde eşi ve çocuklarının da desteği çok oldu.

Zaten bu destek olmazsa her şey daha da zorlaşır. Eşi Fatoş Yücedağ ve çocukları, ailece Vosvoslar’ına bağlı. “Ailemle bir Vosvos’a binip gün batımını arkamızda bırakarak yol almak lazım” diyerek hayallerini gerçekleştirdi Doğuş. Ne iyi de yaptı.

Biz klasik severler böyle hikayeler duyunca çok mutlu oluyoruz. Hurda gözüyle bakılan ve bir tarafta unutulan cansız bir araç, günün sonunda bir ailenin kahramanı olarak karşımıza çıkabiliyor. Tabi ki bununla yetinmiyor Doğuş. Bir sonraki hayali, VW Camper T2 sahibi olmak. Bunu kafasına koydu. Tabi çocuklarının baskısıyla. Eminim ki en kısa zamanda bu istek ve arzuyla, hayaline en kısa zamanda kavuşacaksın. Aramıza hoş geldin Doğuş.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.