HUNKAR SAG GIYDIRME
Burçin ALİUSTA

Burçin ALİUSTA

15.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Diktatörleri peşinde koşturan adam: Ferdinand Porsche

Bugünkü konumu hazırlayıp acaba kaçıncı sayı olmuş diye arşivime bakınca öğrenmiş oldum. Aralıksız yüz (100) sayıdır buradaymışım. Değerli kardeşim Uğur Kaptanoğlu’nun beni teşvik etmesinin üzerinden tam 100 hafta geçmiş.

İnanın nasıl geçmiş farkında bile olmadım. Nasıl yaparım, ne kadar sürer, nasıl bu yükün altından kalkabilirim diye girdiğim “Antikacı” adlı sayfamda kendime göre birçok konuyu inceleyip sizlerle paylaşmaya çalıştım.

100’e yakın kişiyi konuk ettim. O kadar olumlu geriye dönüşler aldım ki inanın bu her şeye değdi.

Başta beni bu yola iten kardeşim Uğur Kaptanoğlu’na, çok değerli dostum, sevgili Ali Baturay’a ve çok kıymetli KIBRIS Gazetesi emekçi dostlarıma, benimle özdeşleşen, benimle anılan “Antikacı” sayfamı yarattıkları için ve tabii ki bıkmadan okuyup, sayfama katlanan değerli sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır.

Gelelim bu haftaki konumuza… Sayfamızın konuğu Ferdinand Porsche…

1875 yılında Bohemya'da doğan Ferdinand Porsche olmasaydı, ne dünya devi Volkswagen, ne de lüks otomobil üreticisi Porsche milyar dolarlar kazandıkları bu günlere gelebilirdi.

Otomobillere olan büyük tutkusunu babasının yanında çıraklık yaparak başlayan Ferdinand Porsche, devasa bir otomotiv imparatorluğu kurdu. Porsche, Maffersdorf/Bohemia'da musluk tamircisi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Boş zamanlarında teknik ve elektrikle uğraştı. Liseyi bitirdikten sonra Viyana'ya giderek teknik üniversiteye, dinleyici öğrenci olarak yazıldı. İlk işini elektrik motorları üreten bir işletmede buldu. Bugün gerçek bir otomobil dehası olan Ferdinand Porsche’nin hayatını inceleyeceğiz.

Çıraklıktan zirveye

İlk başlarda Viyanalı otobüs üreticisi Lohner adına çalışarak Avusturya imparatoru Franz Josef için otobüs üretiminde yer alan Ferdinand Porsche, günümüzde birçok mühendisin üzerinde çalıştığı elektrikli motoru geliştirdi.

Porsche tarafından geliştirilen bu elektrikli motor, 1900 yılında düzenlenen Paris Dünya Fuarı'na damgasını vurdu. Elektrikli motoru geliştirmesiyle birlikte genç yaşına rağmen büyük bir şöhrete kavuşan Porsche, iki diktatörle mücadele etmek zorundaydı: Adolf Hitler ve Josef Stalin.

Ancak Ferdinand Porsche asla yılmadı ve bu iki diktatörü asla dikkate almadı: O bir mucit ve sadece kendi tasarımıyla ilgilenen bir geliştiriciydi.

Sonunda kime çalıştığının önemsiz olduğunu düşünen Ferdinand Porsche, siviller için mi yoksa ordu için mi tasarım ve üretim yaptığını dahi bilmiyordu. 1. Dünya Savaşı için Avusturya imparatorunun ordusuna uçak motoru tasarlayan Porsche, ağır silahları taşımak üzere traktör tasarımını da üstlenmişti. Ardından Daimler için Stuttgart'ta spor otomobiller üzerinde çalışan Porsche, burada deneyimine deneyim kattıktan sonra oğlu Ferry ile birlikte bir mühendislik firması kurdu.

Baba ve oğul Porsche, mühendislik firmalarıyla Alman otomobil üreticisi Zündapp ve Alman motosiklet üreticisi NSU'ya hizmet verdi. 1932 yılında ise Moskova'dan bir heyet Ferdinand Porsche'yi Stuttgart'taki ofisinde ziyaret etti. Bu ziyaretten kısa süre sonra Stalin Porsche'yi Sovyetler Birliği'ne davet etti. Ferdinand Porsche'un oğlu Ferry Porsche daha sonra otobiyografisinde şu sözlere yer verdi: İlk önce daveti çok ciddiye almadık ancak daha sonra anladık ki her şey oldukça ciddiydi.”

Stalin bu daveti, endüstriyel devrimi Sovyetler Birliği'ne getirmek için yapmıştı. Sovyetler Birliği'nin uçak ve otomobil fabrikalarını Porsche'ye gezdiren Stalin, üretimin başına geçmesi için Porsche'ye teklifte bulundu ancak Porsche bu teklifi geri çevirdi. Eğer Porsche Stalin'in teklifini kabul etmiş olsaydı, VW Beetle Batı Almanya'nın savaş sonrası ekonomik mucizesi değil Sovyetler Birliği halkının Lada'sı olacaktı.

Dünya VosVos’u tanıyor

Yalnızca 2 yıl sonra Porsche'ye bu sefer bir diğer diktatör, Adolf Hitler tarafından bir teklif götürüldü. Teklifte bir galon benzin ile 65 km gidebilecek, 100 km hız ile 2 yetişkin ve 3 çocuğu taşıyabilecek, aynı zamanda uygun fiyatıyla halkın kolayca satın alabileceği bir küçük otomobil üretmesi teklif edildi.

Teklifi kabul eden Porsche, sunduğu tasarım beğenilince 1935 yılındaki Almanya Otomobil Fuarı'nda Hitler'in bu başarılı ve zeki tasarım mühendisi Porsche'ye şükranlarımı sunuyorum sözleriyle takdir edildi. Böylece VosVos olarak bildiğimiz ünlü Volkswagen Beetle modeli doğmuş oldu. 1937 yılında Adolf Hitler'den Alman Ulusal Ödülü madalyasına layık görülerek SS olarak bilinen Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi'ne de mecburen katılan Porsche, ikinci dünya savaşı boyunca Nazilerin zırhlı araçlarını tasarladı.

Alman otomobil tasarımcısı sonraları "Böcek" adı altında dünya çapında satış rekorları kıran KdF- Wagen'i (otomobil) 1935'ten itibaren üretmeye başladı. Porsche, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk spor otomobili geliştirdi. Sonradan "Volkswagen" (böcek) olarak adlandırılan hava soğutmalı otomobil, önce Alman İşçi Birliği çerçevesindeki Nasyonal Sosyalist Yardım Kuruluşu "Kraft durch Freude"den (Neşeden güç doğar) esinlenerek "KdF-Wagen" olarak piyasaya çıktı.

Porsche genelde bu otomobilin mucidi olarak kabul edildiği halde asıl konstrüksiyon planları, tasarımını 1925'ten itibaren geliştiren ve Porsche'ye 1932'de bunları boş yere öneren Çekoslavakyalı Bela Barenyi'ye aitti.

Kendi şirketi uluslararası bir şöhrete sahip olan Porsche, yorulmak bilmeksizin daha başka teknik yenilikler de geliştirdi ve çeşitli firmalar için komple yeni otomobiller tasarladı. Esnekliği dolayısıyla yüklenme halinde dönebilen bir amortisör elemanı olan döner çubuk yaylanıcısını (süspansiyonunu) buldu. Sıkışık parasal durumunu, ardından gelen yıllarda Nasyonal Sosyalist rejimin önemli bir taşıt aracı danışmanı olarak düzeltti. İyi kişisel ilişkilerinin ve ortak çıkarlarının bulunduğu Hitler'in buyruğuyla Porsche, geniş halk kitlelerinin satın alabilecekleri sağlam bir otomobil tasarımına başladı.

İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in yenilmesinden sonra Porsche tutuklandı. Fransız cezaevine kondu. Fakat bir şey gözden kaçıyordu. Bu adam Yahudi’ydi. Hitlerin danışmanı olmasına ve SS’lere katılmasına rağmen bu adam bir Yahudi’ydi. Bu yüzden olsa gerek binlerce Yahudi’nin yok edilmesine rağmen Porsche kefaletle serbest bırakıldı. 65 yaşına geldiğinde kendini otomobil fabrikasına adadı. Oğlu Ferry de kendisine yardım etti. İlk spor arabasını da piyasaya sürdü bu arada. Şu an Porsche işletmelerinin merkezi Stutgart olarak bilinir. Yine aynı şehirde, Stutgart’ta 75 yaşında öldü.

Bunları biliyor muydunuz?

İlk spor otomobil ve Beetle

 

Porsche dünyanın ilk spor otomobilini üretmiştir. 1900 yılında Paris fuarında kendi buluşu olan dingillerindeki elektrik motorlarıyla çalışan otomobili sergilemiştir.

Porsche’nin en büyük tasarımları ise hiç kuşkusuz tamamı kendi üretimi olan orijinal Volkswagen Beetle ve İkinci Dünya Savaşı’ndaki ünlü Alman tankları Tiger 1, Tiger 2 ve Elephant tanklarının da tasarımlarında katkı yapmıştır. Hitler her zaman hayalini kurduğu milli bir otomobil yapımı için bizzat Porsche’yi görevlendirmiştir.

Ara Sokaktakiler: Mehmedali İlkman

Bugünkü konuğum tam bir Porsche tutkunu aileye mensup biri; Mehmedali İlkman.

Kendisine Porsche’si hakkında bir şeyler sorayım dedim. Aldığım cevaplar o kadar akıcı ve içtendi ki, noktasına virgülüne dokunmadan kendi ağzından aktarıyorum:

“Porsche denilince şüphesiz ki akla hemen 80-90 yılları arasında üretilmiş yuvarlak ışıklı, oval hatlı ve üzerinde büyük bir kanat olan, geniş çamurluklu bir araba geliyor. Namı değer ‘DE 911’ tam da akla gelen bu model…

Bu araç efsanevi 930 kasa 911 Turbo’nun devamı olarak üretilen m491 modelidir. Aracımız 1988 yılında üretildi. Aracın üzerinde 3,2 litre atmosferik yatay 6 silindir makine ve G-50 Gearbox bulunuyor. Bunun yanında bizim aracımız Targa denilen üstü açılabilir bir modeldir. Fakat bilindik Convertable tavanlardan farklı olarak, arka camın sabit olduğunu ve boylu boyunca bir roll barla çevrili olduğunu görüyoruz. Aracın içinde de dışında olduğu gibi fabrika eklemeleri görüyoruz. Beyaz deri koltuklar, otomatik ve ısıtmalıyken camların da otomatik olduğu görülüyor.

Babam Türkeş İlkman, her zaman bir Porsche tutkunu olmuştur. Öyle ki bu aracı 1993 yılında bir garajın içerisinde görür ve hemen satın alır. Araç belli bir süre babamın o zamanlar da kendi işletmesi olan oto galerisinde durduktan sonra satılır ve yeni sahibi aracı gümrükler. Fakat babam arabanın satılmasından pek mutlu olmaz ki, belli bir süre sonra arabayı tekrardan satın alır. Benim ve kardeşlerim Alp İlkman ve Halil İlkman’ın da çocukluğu bu araba da geçer ve bizi de derin bir Porsche aşkı bu araba sayesinde kaplamış olur.

Araç adaya ilk geldiği zaman ‘Albert Blue’ denilen metalik lacivert rengindeydi. Fakat yılların getirdiği yıpranmadan sonra, 2008 yılında aracı restore etmeye karar verdik. Aracı ‘Indian Red’ denilen ve orijinali Porsche 944 Turbo modellerinde kullanılan kırmızı rengine boyamaya karar verdik.

Restorasyon işlemi parça eksikliğinden dolayı sandığımızdan biraz daha zor geçse de, internet üzerinden sipariş verdiğimiz parçalar sayesinde tamamlanmış oldu. Araç uzun zaman babam tarafından gündelik olarak kullanıldı ve her hangi bir sorun yaratmadı fakat şu anda aracı olabildiğince orijinal halinde tutmaya gayret edip zaman buldukça üyesi olduğumuz Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’nin sergilerine getirip burada sergilemeye gayret ediyoruz”.

Emeğinize sağlık Mehmedali.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.