Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Burçin ALİUSTA

Burçin ALİUSTA

10.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dört çekerin atası: Audi Quattro

Desek ki üç büyük Alman’ı sayın. Mercedes, BMW ve Audi dersiniz. İlla ki dünyanın en iyileri arasında yeri vardır Audi’nin. Efsane yarışçısı Quattro, Le Mans fatihi R18 e-tron quattro, eskimeyen tasarım harikası TT ve Lambo V10 motoruna sahip R8. Bunlar Audi’nin bu zamana dek ürettiği ve kendini uluslar arası alanda kanıtlayan modellerden yalnızca birkaçı. Audi'nin ürettiği efsane bir spor coupe modeldir, 1980-1991 yılları arasında üretilmiştir. Audi'nin bu modeldeki tüm tecrübesi, üretimin kalkmasına rağmen diğer modellerde kullanmaya başlamış ek bir özelliktir, "q" modelleriyle de dolaylı yoldan ilişkilidir.

"Quattro" Latince’de dört demektir ve adından da anlaşılacağı gibi dört çekeri ifade etmektedir.
Üretim yılları arasında 11 bin 452 kez üretilmiştir ve alanında en başarılı model olmuştur, firmanın buradaki tecrübesi diğer modellerde de uygulanabilirdir ve bunu görmek için o modelin üzerindeki "Quattro" ibaresini görmek kafidir (Quattro kelimesinin logosu da dahil olmak üzere hep küçük harflerle yazılması bir ayrıntıdır).

Modelle ilgili verilebilecek en önemli anekdotlardan biri de 1980'lı yılların efsane ralli araçlarına karşı elde ettiği bariz üstünlüktü...
Quattro demek Audi demek, Audi sahibi olmak ayrıcalıksa, Quattro özellikli bir Audi sahibi olmak çok büyük bir ayrıcalıktır. Ayrıca 1983'den beri Audi bünyesi altında resmi 4 çeker modifiye firması olan Quattro gmbh de bu amaçla kurulmuştur.

80’li yıllarda iki teker çekişli, ağırlıklı arkadan itişli otomobiller Dünya Ralli Şampiyonası’nı domine ediyordu. Fiat, Lancia, Ford, Opel, Renault ve Peugeot (Talbot) ilk sıraları kimseye bırakmıyordu. Bu arada Audi, 1980 Genova Otomobil Fuarı’nda lansmanını yaptığı Audi Quattro standart dört tekerden çekişli otomobili seri üretime taşıyarak otomotiv endüstrisinin ve dolayısıyla otomobil sporları tarihinin bütün gelişimini baştan sona değiştirecek bir adım attı.

Bu otomobilin inanılmaz performansını gösterebileceği tek arena ralli parkurlarıydı ve bunun için kullanacak bir hatta iki pilota ihtiyaçları vardı. İlk seçimleri Hannu Mikkola oldu. ‘Uçan Finliler’ o dönemlerde ralli parkurlarının en gözde pilotlarıydı. İkinci seçimleri ise çok radikal bir karar ile ‘Kadın Pilot’ Michele Mouton olmuştu. Evet, bir kadın.

Ralli çevreleri bu kararı şaşkınlıkla karşılamışlardı. Mouton o güne kadar birçok ralliye katılmış tecrübeli pilottu ancak Mikkola ile karşılaştırıldığında şaşkınlık yaratmaktan öteye gidemiyordu bu karar. Audi’nin açıklaması ise son noktayı koydu. Marka, teknolojisine o kadar güveniyordu ki “bu otomobili herhangi bir pilot, hatta bir kadın kullansa bile ne kadar farklı olduğunu gösterebilir” iddiasıyla yola çıkmıştı.

Tarihe geçen Michele Mouton

Audi Sport ilk yarışını 1981 yılında Monte Carlo rallisiyle yaptı. Mikkola yarış sonuna doğru yaptığı kazaya kadar açık farkla liderdi. Mouton ise ilk etaplarda motor arızası yüzünden yarışı bırakmak zorunda kalmıştı. İkinci yarış ise İsveç rallisiydi ve Audi ralli için belki de en zorlu parkur olan buz üstünde büyük farkla hem de ikinci yarışında kazanarak ralli dünyasını alt üst etmişti.

1981 sezonu Audi Sport için test yılı oldu. Audi’nin bu muazzam hamlesinden sonra, diğer markalar da karşılık vererek dört tekerden çekişli otomobillerini hızla geliştirmeye başladılar. 1982 yılında FIA bu 4×4 canavarlar için yeni bir klasman yarattı ve ismine Grup B adını verdi. 1982 yılında Hannu Mikkola ve Audi ilk şampiyonluğunu elde etti.

Yine 1982 San Remo rallisinde ilk zaferini kazanarak Dünya Ralli Şampiyonası’nda ilk ve tek ralli kazanan kadın pilot olarak tarihe geçen Michele Mouton oldu.

Mouton 1982 yılında şampiyonluğa Mikkola ve Walter Rohrl ile son ralliye kadar ortak oldu ancak etaptayken babasının ölüm haberini alarak yarışı bırakması ilk kadın dünya şampiyonluğu unvanına mal oldu. İlk kez 1983'te üretim bandına giren ve Dünya Ralli Şampiyonası'nda ismini duyuran araç, gerçek anlamda markanın 4 tekerlekten çekiş sistemi Quattro'nun da ilk kullanıldığı model olmuştu. Audi, 3 Mart 1980′de Cenevre Motor Show’da ilk defa uluslararası kamuoyuna Audi Quattro’yu sergilediğinde otomobil üretiminde yeni bir çağ başlamış oldu. Çünkü o yıl ilk defa bir binek otomobil, sürekli dört tekerlekten çekiş ile pazara sunulmuştu. Quattro’nun sembolik karakteri ve adından aldığı güç, o zamandan beri eşi görülmemiş bir başarı hikayesinde gizlidir. Bu devrim yaratan güç aktarım sisteminin piyasaya ilk sürüldüğünde yarattığı duygular ve beklentiler, takip eden yıllarda her şekilde karşılığını buldu: Quattro’nun motor sporlarındaki inanılmaz başarılarıyla; yeni bir özgürlük kavramı oluşturmasıyla; maksimum yol dinamikleri, geliştirilmiş sürüş keyfi ve en iyi yol performansını bir arada sunmasıyla …

 

Buz adam Stig Blomqvist sahneye çıkıyor

Quattro’nın gelişimi yeni sezondaki teknik beklentiler aks aralığı 32 santimetre kısaltılan Sport Quattro ile karşılandı. Mayıs 1984’te kısa Quattro Korsika  Rallisi ile prömiyerini gerçekleştiriyordu. Bu yarışta tıpkı Audi Sport Quattro gibi ilk kez sahneye çıkan, Grup B’nin tüm teknik kurallarını bünyesinde barındıran dört tekerlekten çekişli Peugeot 205 T16, yarışta şovu Audi’nin elinden aldı.

Peugeot’nun Finlandiyalı pilotu Ari Vatanen, rallinin ikinci etabına kadar liderliği elinde bulundururken yaşanan bir kaza, yeni 205’in ilk yarışından galibiyetle ayrılmasına engel oldu. Yağlama sistemindeki bir teknik arıza Audi’yi yarış dışı bıraktı. Dünya şampiyonluğu için gereken puanları Stig Blomqvist çoğu zaman uzun A2 ile toplarken, kısa Sport Quattro hafifleyerek tartıda sadece 995 kg geliyordu. İsveçli pilot şampiyonluğa yürürken yarış otomobilini “Hepsinin en iyisi” olarak tanımlıyordu. Blomqvist Fildişi Sahili’ndeki başarısında da Sport Quattro’suna güveniyordu. Son şampiyon Audi, 1984 kasım ayından 1985 eylül ayına kadar şampiyonada birincilik elde edememişti.

Kriz kelimesi Audi’nin motor sporları departmanında daha çok duyulur hale gelmişti. Walter Röhrl ve Christian Geistdörfer ikilisi, Ekim 1985’teki Sanremo Rallisi’nde elde ettiği birincilikle takım üzerindeki baskıyı biraz olsun azaltmıştı. Son Dünya Şampiyonası Birinciliği Almanlar üç hafta boyunca yarış için hazırlanmıştı. Bu Quattro’nun Dünya Ralli Şampiyonası’ndaki son birinciliği olacaktı. 1986 yılı, Roland Gumpert’in yerine gelen yeni Motorsporları Başkanı Herwart Kreiner ve yeni bir debriyaj ile yeni yarı otomatik PDK şanzıman gibi yeniliklerle devam edecekti. Ancak sezonun ikinci ayağı olan Portekiz’de diğer takımların karıştığı ve seyirci güvenliğinin otomobillerin ardında tutulduğunu ortaya çıkaran kazadan sonra Audi Grup B otomobilleriyle Dünya Ralli Şampiyonası’ndan çekildiğini açıkladı.
 

Bunları biliyor muydunuz?

Stig…

Asıl adı Stig Lennart Blomqvist olan 29 Temmuz 1946 doğumlu İsveçli eski ralli şampiyonu. Ayrıca farklı rallilerde birincilikleri de mevcuttur. Aynı zamanda 90'ların başında bir kaç kez şampiyonlar şampiyonu olmuş kişidir.

Audi Quattro ile WRC'yi kazanmış ve Audi'nin günümüzde bu noktaya gelmesinde büyük katkısı olan efsane ralli pilotu. Bir 'İsveç Rallisi efsanesi' olan İsveçli Blomqvist, kariyerinde İsveç rallisini 7 kez kazanırken, ilk zaferini 1971 yılında Saab 96 V4 ile elde etmiş,  1972 ve 1973 yıllarında da aynı otomobil ile ipi göğüslemişti.

1977 yılında bu kez Saab 99 EMS ve 1979 da Saab 99 Turbo ile yüzü gülen İsveçli pilot, son iki zaferini ise Audi Quattro ve Quattro A2 ile kazanmıştı. Ünlü İngiliz Televizyon programı Top Gear’daki sürücünün ismi Blomqvist'e ithafen ‘stig’dir.

***

 

Ara Sokaktakiler: Hasan Kenan Rüstemoğlu

Belki birçok kez görmüşsünüzdür orada burada… Üstü başı stikerle kaplı, rengarenk, üstünde birçok eşya veya objeyle dolaşan Volkswagen (VW) Bettle.

Geçtiği yerden kendini gösteren, dikkatleri üzerine çekmeyi başaran bir kaplumbağa. İşte bugün bu araçlardan bir tanesini özen ve sabırla yaratıp, yollara koyan bir arkadaşım sayfa konuğum. Hasan Kenan Rüstemoğlu. Hasan çocukluk yıllarından beri ilgisini çeken Vosvos otomobiline ancak evlendikten sonra eşinin desteğiyle sahip olabilmiş. Küçükken annesine hep VW’i olsun diye diretmiş. 90’ların sonu Güzelyurt’ta fıstık yeşili bir VW ilk kahramanı olmuş. Daha sonra 2008 yılında şu an sahibi olduğu VW Beetle klasiğini Lefke’de bulup almış. Eşi Alev Rüstemoğlu da tam destek verince, bu araba aileye kazandırıldı.

Kısa zamanda ailenin vazgeçilmezi oldu. Çocukları da bu arabaya ısınınca ikinci bir klasik VW daha alınması gündemde. İkincinin projesi bile hazır. Askeri modelde dizayn yapmayı planlayan Hasan, bunu da oğluna bırakacak. Şimdiki arabasını sıkıntılı bir restorasyon sürecinden sonra hazır hale getirebilmiş. Eşi Alev hanımla birlikte birçok klasik otomobil faaliyetine katılmaya da özen göstererek özellikle KTKOD Ralli Şampiyonası’nda hayli başarılı dereceler çıkarmayı da başarabildiler.

Tamamen Retro klasik görünümüyle dikkatleri üzerine toplayan araç klasik severlerin takdirini topladı. Ne güzel ki gelecek nesillerini düşünerek hareket eden Hasan kardeşim, hem ailesine ve hem ülkemize böylesine örnek olarak bu güzel klasikleri kazandırdığın için teşekkür ederim.
 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.