Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Burçin ALİUSTA

Burçin ALİUSTA

06.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

 ‘Jip’e ismini veren marka: Jeep

Savaş kazandıran taşıt, “Willys MB (Jeep)” yazımıza bu hafta da devam ediyoruz.

CJ-2A modeli tarım alanında kullanılmak üzere 1945 yılında piyasaya sürülür. 5 yıl sonra gelen model CJ-3B oldu ve tam 15 yıl boyunca üretimde kaldı devam serisi olan 1955 üretimi CJ-5 Amerikan halkının bu tasarıma olan güveninin tam olarak kanıtıydı ve en popüler kasalardan biri oldu.

20. yüzyılın ikinci yarısında Jeep, tüm dünyada ama özellikle Amerika’da etkili olmaya devam ediyordu. Farklı firmalar bu efsane tasarımla ilgilenmeye başladı. Bağımsız bir üretici olan Kaiser-Frazier, 1953 yılında Willys-Overland’i satın alarak adını “Willys Motor Company” olarak değiştirdi. Bu isim daha sonra Tuzla’daki bir fabrikanın da ismi olacaktı.

Kaiser firması altında Jeep tam anlamıyla bir uluslararası sembole dönüşür. 16 yıl boyunca 30 farklı bölgeye yayılan üretim faaliyetleri sonucunda Jeep tüm dünyada 150 ülkeye pazarlanmaya başlanır. Sadece pazarlama da değil tasarım Amerikan olsa da aralarında Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Çin, Kolombiya, Mısır, Fransa, Hindistan, İsrail, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Hollanda, Filipinler, Portekiz, İspanya ve Türkiye gibi ülkelerin de bulunduğu yerlerde montajlanır ya da sıkça kullanılır.

2. Dünya Savaşı’nda Amerika ve müttefik orduları tarafından kullanılmıştır. Otomobil tarihine yön veren en önemli 5 modelden birisidir. İlk olarak 1941 yılında üretilen Willys MB, 2. Dünya Savaşı için az yakıt tüketen, her türlü arazide de kullanılabilen, çok yük taşıyabilen ve kolayca tamir edilebilir bir araç ihtiyaçlarıyla müttefik kuvvetleri için tasarlandı.

Çok zorlu testlerden geçirilen araç müttefik askerleri tarafından “savaş kazandıran araç” olarak anıldı. Savaş sonrasında ise genelde çiftliklerde kullanılmıştır. Günümüzdeki arazi araçlarının atası olan Willy MB, Jeep markasıyla sevimli yüzünü hala korumaktadır.
Türkiye hikayesi ve Wrangler

Yıldız Teknik Üniversitesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri, 1986 yılında Tuzla askeri cip üretimi projesine başlar. İlk tasarım 1990’da üretime geçer ancak Tuzla’daki askeri cip üretimi 2006 yılında gerekçe göstermeden durdurulur. ‘Tuzla 1013’ markasıyla 10 binden fazla yerli askeri cip üretilmiş ve kullanılmaktadır ancak ne olduysa aniden üretim durdurulmuştur.

Aslında önceki örnekler çok uzak olmadığı için ne olduğunu tahmin etmek güç değildir. Soğuk savaş dönemiyle başlayan Jeep maceramız bugün SUV ve Off Road modellerle devam ediyor. J-Seri olarak bilinen “Jeep Wagoneer” modern zamanların ünlü Cherokee ve Grand Cherokee modellerinin atasıdır. İlk Cherokee aslında Wagoneer’ın iki kapılı versiyonu olarak piyasaya sunulmuştur. Sene 1963’e geldiğinde, yeni J-serisi Wagoneer piyasaya çıkar. Bugün herkesin dilinde olan SUV (sport-utility vehicle) böylece doğmuş olur. Kaiser bir süre sonra Jeep’i “American Motors Corporation – AMC”ye satar. 1976 yılında Amerika 200. doğum gününü kutlarken Jeep de 35 yaşına basmıştır.

AMC yedinci nesil Jeep’i özel bir tasarımla sunar. CJ-7 opsiyonel olarak plastik tavan ve çelik kapılarla tüketiciye sunulur. CJ kasalar 1980’lerin sonunda kadar üretimde kalır. Sonrasında isimleri bugünlere kadar gelen Wrangler olur. AMC, 1987’de Chrysler bünyesine katılır. Chrysler bünyesindeki kimi değişikliklerden sonra Daimler-Benz ile bir anlaşma yapılır. Efsanevi Cherokee tasarımı da bu yıllara denk gelir. 1962 yılında ilk Jeep Wagoneer’ın üretilmesinden yıllar sonra ilk defa dizaynda önemli değişiklikler yapılır. 250 milyon dolarlık bir piyasa araştırmasının ardından geleceğin daha küçük modellerde olduğu anlaşılır böylece “compact sport-utility” dizaynının önü açılır.

Yeni tasarım 53 santimetre daha kısa, 15 santimetre daha dar, 10 santimetre daha alçak ve 450 kilogram daha hafiftir. Bu dizayn dünyanın bir çok ülkesinde defalarca yılın dört çekeri seçilir.

İlk sivil model 1945 yılında üretilmiş olup İngiliz markası Land Rover, Jeep’den ilham alarak 4x4 modeller tasarlamaya başlamıştır. Performans otomobili denilince akla ilk gelen isim olan Enzo Ferrari “Jeep, Amerika’nın tek gerçek spor arabasıdır” demiş. Klasik İtalyan dalgacılığıyla mı yapmış yoksa Jeep’in Amerika’da aşırı sevilmesine mi vurgu yapmış tam olarak bilemeyiz ama gerçek olan şu ki Jeep bir sınıfa adını vermiş ve tarihiyle hem Amerika’da hem de dünyanın farklı coğrafyalarındaki birçok arazide lastik eritmiştir. 2011 yılında kurucusuyla aynı adı taşıyan bir “Ferrari Enzo” nehre uçunca onu caddeye çeken yine bir Jeep Grand Cherokee olmuştu. Şu anda Chrsyler grubu altında faaliyet göstermekte olan firma panjur tasarımını 75 yıldır değiştirmemiştir. Günümüzde bile tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan Willys MB'nin günümüze uyarlanan bir konsepti olan Jeep Staff Car oldukça dikkat çekicidir.

Bunları biliyor muydunuz?

‘Verdi biraderler’ ve Jeep

Ferruh Verdi’nin kişisel kullanımı için olduğu bilinen ilk yerli üretim Jeep’lerden. Ferruh Verdi tarafından araca “Ayşe” ismi verilmiş. Otomobil Rahmi Koç Müzesi’nde halen sergilenmektedir.

1950’lerden sonra gelişmek için kıvranan Türkiye’de özellikle kırsal kesimde ve düzgün yolları bulunmayan yerlerde yani aslında her yerde bir Jeep furyası başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı Sonrası’nda hibe olarak Türkiye’ye girmeye başlayan Jeep’ler, Nejat ve Ferruh Verdi kardeşlerin girişimiyle Türkiye’de üretilmek isteniyordu. Ferruh Verdi, zor da olsa Amerikalıları araçların Türkiye’de montajına razı etmişti. Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu’ndan yararlanılarak kurulan Tuzla Jeep Montaj Fabrikası böylece üretime başladı. Yüzde 25 sermayesi Amerikalılara ait olan toplamda 7 milyon liraya mal olan fabrikada parça olarak getirilen Jeep’lerin montaj işleri yapılıyordu. Jeep, Türkiye’nin kısmi de olsa ilk “milli taşıtı” oluyordu. Anadolu’da Jeep, damalı taksi olarak bile kullanılmıştı.

Verdi Biraderler, Jeep fabrikasında üretilen Jeep Gladiator modelleri dönemin Devlet Malzeme Ofisi kanalınca kamu kuruluşlarına da satılmıştır. Fabrikanın askeriyeye devriyle Türk Willys Overland askeri cip ve kamyonetleri ile Büssing kamyonlarının yapımına başlanmıştır.

Ara Sokaktakiler: Rauf  Kutalp

Birçok klasik sahibini, otomobilleri ve nasıl muhafaza edildiklerini bilirim. Camianın içinde aktif bir rolde olmanın faydalarından bir şey bu. Klasiklerimiz bizlerin manevi yönden bağlı olduğumuz tutkularımızdır. Bakımları zor ve hassastır. Bu yüzden gündelik otomobillerimiz kaldırımlarda veya dışarıda kalırken, garajlar ve korunaklı yerler daima klasiklerindir genellikle. Fakat hem garajda muhafaza edilip hem de özel hava balonu içerisinde muhafaza edilen aracı, ilk kez bugünkü konuğum Rauf Kutalp’ın garajında gördüm.

Arabasına özen gösteren ve bir o kadar da değer veren iyi bir klasikçi Rauf. Klasik otomobil yarışlarında genellikle ‘bir’ kapı numarasıyla yerini alan sevgili Rauf, Ali Özcan Rende’nin damadı.

Kullanımındaki Vauxhall J14’ü 1992 yılında Raif Özdoğa’dan satın alarak aileye kazandırdı. Kayın pederi Ali Özcan Rende’nin sahibi olduğu 1948 model otomobilin de aynısı olan Vauxhall, Ziya Tatlıcı’ya emanet edilerek, 2012 yılına kadar bir garajda kaldı.

Rauf Kutalp’ın desteği ve yardımlarıyla araç, evlerinin garajına getirtilerek orada dağıtılıp restorasyona başlanmış. Boyasını Ali Çetinkaya ve makinesini de Yıldıray Uzamaner ile Erbay Çakal kurup yola çıkarmış. 1947 model Vauxhall  J14, ailenin ikinci Vauxhall’i olmuş ve yola çıkmayı başarmış. Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’nin 2016 yılında çıkardığı, ülkemizin ilk ve tek Klasik Otomobil Dergisi’nin de ilk sayısının kapak fotoğrafı da olmuştu Vauxhall.

Klasik otomobil faaliyetlerinde hep ‘baş köşede’ yerlerini alan ikiz Vauxhaller, yarışlarda birçok kupa da kazanmayı başardı. “Böyle otomobiller uzun yol yapabilir mi?’ tabusunu alt üst eden Vauxhaller, tüm faaliyetlerde başrolde olmayı başardı. Klasik görünümleri sayesinde gerek rallilerde gerekse sergilerde ilgi odağı oldular. İyi bir yarış ekibi de oluşturan Rauf, özellikle geçen sene birçok ralliden başarıyla ayrıldı.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.