• 21 Ekim 2017, Cumartesi 11:54
BurçinALİUSTA

Burçin ALİUSTA

Karada, denizde: Amphicar

‘Hiç suda giden otomobil olur mu’ diye soru sormayın. Elbette gider. Gitti de. Bugün çok ilginç bir otomobili inceleyeceğiz. İnsanoğlu karadan denize zahmet etmeden, araç değiştirmeden nasıl yolculuğa çıkmış gelin hep birlikte öğrenelim.

Suda yani denizde yüzebilen araçlarla ilgili çok çalışmalar yapıldı ve bunların bazıları bir şekilde gerçekleşti. Adını duyduğumuz duymadığımız birçok amatörü bir yana bırakırsak, İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Ordusu için General Motors’un GMC kamyon şasisi üzerinde 1942’de geliştirdiği DUKW personel taşıyıcı ‘amfibik’ zırhlı araçları, yine Amerika’da Ford’un 1942’de geliştirdiği GP askeri arazi otomobilinin GPA amfibik versiyonu ve yine 1942’de Almanların Volkswagen ‘Kübbelwagen’ askeri aracından esinlenerek, Ferdinand Porsche’nin tasarladığı ‘Schwimmwagen’ 166 ve 128 (ki savaştan sonra otomobil üreticilerince, Atlantik’in her iki kıyısında da üretilmesi hep gündemde kaldı) karadaki otomobilli hayatı denizlere taşıyan araçlara öncü oldular.

Otomobil denize indi

1961 yılında, Almanya’nın Lübeck şehrinin Schlutup kasabasında, Deutsche Industrie-Werke adlı şirket ile dünya pazarına amfibik (karada ve denizde yaşayabilen) otomobil üretmek için kurulan bu ilk markanın, Lübeck’deki iki senelik kısa üretimi, 1962 yılında Batı Berlin’deki Deutsche Waggons und Maschinenfabrik GmbH. şirketinin, Industrie-Werke Karlsruhe (IWK) fabrikasında, bölgenin zenginlerinden Quandt Ailesi’ne ait ‘Quandt Group’ tarafından Berlin, Borsigwalde’de üretimine devam edildi. Program dünya pazarı olsa da, Amerika hedef seçildi. Almanya’da pazarlanması hiç düşünülmedi. Trippel’in kreasyonu zekice fakat inanılmaz bir çılgınlıktı.

Trippel, metal bir gövdesi ve kutu kesitli profilden metal bir iskeleti olan, şasisiz, cabrio stilinde tasarladığı otomobilinde, motoru arkaya yerleştirdi. Otomobilin suda kullanılacağını göz önüne alarak gövde sac panellerini su sızmasına karşı elektrik kaynağı ile birleştirdi. Bu dört kişilik cabrio normal bir otomobilden farksız, ilaveten de bir deniz motorunda olan özellikleri taşıyordu. Önce, otomobilin motoru için Mercedes-Benz, BMW ve Borgward ile görüşmeler yapan Trippel, neticede en uygun gördüğü İngiliz, Standart-Triumph’ın Herald 1200 otomobilinin 1147 cc hacimli 4 silindirli 38,3 beygir gücündeki benzinli motorunda karar kıldı. O yıllarda küçük arabaları Avrupa ve Japonya’dan ithal etmekte olan Amerika, bu otomobile çok ilgi gösterdi. 1961–1968 yılları arasında üretilen 3.878 Amphicar’ın 3.106 adedi Amerika’da satıldı.

Otomobili 1967 yılında Amerika’da televizyonda gören Minster, Ohio’lu bir Amerikalı bakın ne diyor: ‘Bu acayip otomobili ilk defa bir Pepsi reklamında tesadüfen gördüm ve şaşırdım. Yolda giderken hiç durmadan aniden denize yöneldi ve suda yoluna devam etti. ‘Aman ne güzel, keşke benim de böyle bir arabam olsaydı’ diye düşünceye daldım. Ertesi gün ilk işim bir Amphicar aramaya başlamak oldu’. Mesleği otomobil motor mekaniği olan Ohio’lunun kendi restore ettiği, bugünün klasiklerinden birkaç otomobili olmuştu. Kısa zamanda, denizin olmadığı, nehir ve gölün çok az bulunduğu Güney Dakota’da Aberdeen’de bir kaportacının atölyesinde onarılmayı bekleyen bir tane buldu, anlaştı ve aldı. Mesleği gereği, motoru, kendisi tamamen onardı ve yeniledi. Gövdede ise, bu işi iyi bilen bir tamircinin titiz çalışması sonucu, Amphicar fabrikadan çıktığı günkü durumuna geldi.

Tekerleklerin ve pervanelerin tek anahtarla çalıştığı, aynı motorun hem karada hem denizde kullanıldığı

Amphicar’ı ile Loramie Gölü’ne giren Ohio’lu, üstü açık otomobilinde, direksiyonda, güneş gözlüklerini takmış, kolunu kapıya yaslamış, eşi yanında, küçük yaştaki oğlu arka koltukta ve can yeleği boynunda, ne enteresan bir tablo değil mi? Deniz gezintisine giderken otomobil dışında bir tekneye, tekneyi taşıyacak bir römorka da ihtiyaç

yok, inanılmaz sürpriz bir araç.

Tabii bunlar işin kolay ve zevkli tarafları. Ama ‘Be canım kardeşim Trippel, sen bu arabayı suya sokacaktın da, neden fiberglass kullanmadın, sac yaptın, elektrik kaynaklarınla 3.000’den fazla otomobil ürettin, pahalıya mal ettin? Herhalde bir bildiğin vardı’ diyelim ve bu tekniği fazla karıştırmayalım. Ancak bir otomobili denize sokup, tuzlu suda yüzdürüp, çıkınca tatlı su ile her tarafını yıkayıp, sonra bilhassa paslanma olasılığı kuvvetli kısımları ‘havlu’ ile kurulamak ve suda kullanıldığında her 5 saatte bir arabanın 32 grasörlüğüne gres yağı basmak da pek kolay ve zevkli bir iş olmasa gerek. Bu işler aksatıldığında Amphicar çok çabuk paslanıyor.

Savaş sırasında Amerika, GMC’nin DUKW aracından başka Dodge, Ford ve Studebaker’ın amfibik araçlarını da kullandı. Müttefiklerden İngiltere; Morris, Terrapin, Thornycroft ve MCC/Nuffield, Fransa; Marmon-Bocquet markalarının zırhlı amfibiklerinden çok yararlandı. Almanların da bu araçlara eşdeğer büyük, paletli amfibiki ise Maybach motorlu 300 beygir gücündeki Sachsenberg’di.

Bugün amfibik bir otomobili seri olarak Michigan’daki Gibbs Technologies (Süratli Amfibik Teknolojisi) adlı firma üretiyor. Gibbs’in 2004’te tanıttığı ‘Aquada’ ile 2006’da tanıttığı ‘Humdinga’ adlı 4x4 konsept aracı, günümüz teknoloji ve tasarımlarına sahipler. ‘Quadski’ ise firmanın yine 2006’da ürettiği motosiklet-jetski tarzı bir araç. Bunlardan başka, Güney Carolina’da 2006’dan beri Cami Hydra Spyder, 1979’dan beri de Rinspeed sQuba, İsviçre’de 16 ayrı model amfibik araç, yine bir Amerikan şirketi ‘Water Car’ ise, istek üzerine her türlü amfibik aracı üretiyor.

**

Bunları biliyor muydunuz?

Seep

Ford’un ‘Seep’ adını verdiği ‘deniz Jeep’i GPA, 12.778, GMC’nin DUKW zırhlısı (‘Duck’, yani ‘ördek’) 21.147 ve Almanların Amerikan Jeep’ine eşdeğer Schwimmwagen 166 aracı 15.000 adet ile amfibik araçların en çok ve seri üretilenleri.

Fakat suda giden otomobil / kamyon olayının tarihi yine de 1942 savaş yılında başlamıyor. 1959 yılında, Cenevre Otomobil Fuarı’nda tasarımcısı Hans Trippel tarafından tanıtılan Amphicar, dünya üzerinde halkın sivil amaçlarda kullanılması için seri üretilen ilk ve en bilinen amfibik otomobildir.1934 yılında yarış otomobili sürücülüğü eğitimi de almış olan Hans Trippel, 30 Temmuz 2001’de öldü. Yıllarını harcadığı amfibik otomobillerinden Amphicar, her ne kadar başarılamamış bir proje olarak kabul edilse de, bugün birçok ödül almış bir koleksiyon otomobilidir ve bilinen 450 adedi Amerika’da hâlâ hayattadır. Amphicar’ı yaşatmaya çalışan Mississippi ve New York’taki iki owner’s club ile California’da tüm parçalarını satan firma dışında, istenildiğinde satın alınabilecek birçok Amphicar bulmak da olası.

**

Ara Sokaktakiler: Evrim Hınçal

Bugün yine harika mazisi olan klasik otomobillere değer veren bir isim var sayfamda…

Değerli dostum Evrim Hınçal ile aile emaneti, manevi değeri paha biçilmez VW Beetle’ın hikayesini ele alacağız. Artık sayfam o kadar anlaşılır ve takip edilir oldu ki; inanın sizden gelenleri hiç rötuşlamadan yayınlayabiliyorum. Yine noktasına dokunmadan sevgili Evrim Hıncal ve VW’nun hikayesini kendi ağzından sizlere aktarıyorum:

“D 122 (GX 143) plakalı araç 30/11/1976 Hınçal ailesinin hayatına girdi. Zamanında araç Kıbrıs’a sıfır kilometre olarak gelmişti. Aracın ilk sahibi dönemin Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişlerinden rahmetli Kemal Yücel Bey'e aitti. Kemal Yücel Bey aracı 14.08.1973 tarihinde GX143 plaka olarak Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi kayıt belgesi arabayı kayıt etmiştir. (Orijinal koçanı hala bizedir) Aracı zamanında sıfır kilometre olarak 970 Kıbrıs Lirası’na almıştır. Barış Harekatı’ndan sonra 04.03.1975 tarihinde arabanın plakası D122 olarak değişmiştir. Kemal Yücel Bey'in Libya'ya kısa süreli gitmesinden dolayı babam Bekir Hınçal'ı çok sevdiğinden aracı ‘Bekir alırsa satarım’ dedi ve babama arabayı 1,500 TL'ye sattı.

Tüm aileye ilk giren araba olmasından dolayı bizim için çok değer arz eder. Ben 9 yaşına geldiğimde ikinci arabamızı aldık ve o zamana kadar tüm seyahatlerimizi bu arabamızla yaptık. En keyiflisi de seyahatlerimizde abim ile arkada oturmaktı. Çünkü arada arkadaki boşluğun içene geçer orada seyahat ederdik. Abim Evren Hınçal ve ben, araba sürmesini bu arabada öğrendik. Arabayla anılarıma bakacak olursak, her yaz dönemi İngiltere’den tatile gelen yeğenlerim, bu arabayla seyahat etmekten büyük zevk alırlardı. Şimdi de çocuklarını gezdirmek için 1 gün alıp arabayı kullanırlar. Birçok anı var aslında anlatılacak arabamızla ilgili… Benim için en önemlisi ve unutamayacağım 1980'li yıllarda Babam Şht. Tuncer İlkokulu’nda 6. sınıfları okuturken, sınıf öğretmenliği yanında okulun basketbol koçluğunu da yürütmekteydi.

1982-1983 ders yılında dönemin Türkiye şampiyonu olan erkek basketbol takımını 10 öğrencisiyle tüm maçlara bu arabayla götürdü. Türkiye şampiyonu olduğunda da adaya geldiklerinde bu arabayla şampiyonluk turu atması hala dün gibi aklımda.

2010 yılında araç genel olarak bakımdan geçti. Üzerindeki tüm parçalar bir iki tane hariç orijinal parçalarıdır. 2003 yılından beri de klasik araba yarışlarına katılmaktayım. Ayda 2-3 kez kullanmaktayız araba hareket etsin diye onun dışında genellikle garajda yarış günlerini bekler durumdadır”.

En yakın zamanda seni aramızda görmek ümidiyle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup