HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Burçin ALİUSTA

Burçin ALİUSTA

04.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yaban arısı: Vespa

2. Dünya Savaşı'ndaki stratejik öneminden sonra, şehir sokaklarında rahatça dolaşmayı sağlayan ve bir tutku haline gelen Vespa!

İşte savaş yıllarından doğan ve sonrasında hemen herkesin cazibesine kapıldığı Vespa'nın başarı öyküsünü ikinci ve son bölümü sizlerle:

Vespa 98 cc ve 125 cc modelleriyle büyük başarı elde etti. Ardından 1950 yılında, ilk kez Almanya’da ruhsat almasıyla birlikte üretim sayısı 60 bin araca ulaştı. Bundan 3 sene sonra ise 171.200’e yükseldi. Amerika ve Asya dahil olmak üzere dünya çapında Piaggio servisleri açıldı ve sayısı 10 binin üzerindeydi. Bu ise sadece bir başlangıçtı.

Sosyal devrim ve Vespa

Ancak, Vespa sadece ticari bir başarıdan ibaret değildi. Kısa zamanda sosyal bir fenomen haline gelmişti.

Dolce Vita yıllarına damgasını vuran Vespa sayesinde yabancı gazeteciler İtalya’yı Vespa ülkesi olarak tanımlar olmuş; popüler filmlere konu olan Vespa, İtalyan toplumunu derinden etkilemiştir.

Vespa’nın her daim imajını tazeleyerek bir neslin gençliğinden bir diğer neslin gençliğine başarıyla bulaşabilmesi sizi şaşırtabilir. İlk Vespa herkese ulaşım vaat ediyordu. Daha sonra Vespa, ekonomik büyümenin iki tekerlekli aracı oldu. 60’lı ve 70’li yıllardaysa gençliğin devrimci fikir ve görüşlerinin temsilcisi oldu.

İtalya’nın dillere destan rahatlığının ve benzersiz tarzının ürünü Vespa efsanesi, bugün de yeni nesil ET4 ve GT modelleriyle sokaklarda özgürce boy göstermeye devam ediyor.

Vespa modelleri

Bugüne kadar 138 farklı Vespa modeli üretilmiştir. Halen PX, S, LX, GT ve GTS olmak üzere 5 farklı seri üretimine devam edilmektedir.

Vespa kısa süre sonra 13 ülkede üretime geçti ve dünya çapında 114 ülkede satışa sunuldu. Bu sırada binlerce imitasyonu ve kopyası yapılmaya başladı. 1953 yılında “Roman Holiday” isimli filmde Audrey Hepburn ve Gregory Peck ile rol aldı. 500 bininci modelin üretimi de bu filmle kutlandı.

1956 yılına gelindiği zaman sevkiyatlar 1 milyon seviyesine geldi. 1960 yılına kadar 2 milyon, 1970 yılında 4 milyona ve 1988 yılında 10 milyonun üzerine ulaştı. Bugüne kadar da Piaggio’nun 18 milyondan fazla Vespa sevkiyatı yaptığı biliniyor. Bu başarıda, 1963 yılında üretilen Vespa 50 modelinin büyük bir katkısı ol Vespa 98 cc ve 125 cc ile üretim bir süre yapıldıktan sonra 1955 yılında Vespa 150GS üretildi. Bu model, saatte 100 kilometreye çıkan ilk spor model olmuştu. Ardından 1965 yılında 180GS’ler geldi.

1968 yılında ise 125 Primavera modeli ile dünya tarihinde iz bırakan bir jenerasyonun sembollerinden biri oldu. 1968 yılındaki 180 Rally ile model geliştirildi ve daha güçlü ön farla piyasaya sunuldu.

1970’lerde de 50 Elestart modeli, elektrikli marş sistemi ile tanışmanızı sağladı. 1972 yılında üretilen 200 Rally ise dünyayı keşfetmeye çıkan gezginlerin Vespa’sı olmayı başardı.

Piaggio şirketi, yıllarca Vespa’yı şehir yaşamına ve trafiğine adapte etmeye çalıştı. 1976 yılında üretilen 125 Primavera ET modelinde elektronik ateşleme sistemi ve 3 emme deliği kullanıldı.

1978 model P 125 X’lerde ise kaporta yeniden tasarlandı ve P 200 E modelinde ayrı yağlama ile ilk kez gövdeye gömülü yön göstergeleri kullanılmaya başladı.

1984 yılına gelindiğinde ise PK 125 modeli, 1946 yılından bu yana görülen en radikal değişime söz konusu oldu. Otomatik şanzıman lansmanına bu model ile aracılık edildi.

1985 yılında T5 Pole Position modeli, “ilk süper sport” model oldu. Bu modelde, scooterin yüksek gücünden kaynaklı ısının daha iyi dağıtılabilmesi için içi alüminyum silindirle piyasaya sürüldü.

1989 yılında 50 PK N modeli ile en performans gösteren “Vespino” (küçük Vespa) modeli yaratılmış oldu.

1996 yılında ET5 125 modeli, 4 zamanlı merkezi motor ve otomatik şanzımana sahip olan ilk Vespa oldu. Vespa’nın jübilesi onuruna bu model piyasaya sürüldü ve tam 2 yıl boyunca Avrupa’nın en çok satan arkalı iki tekerli aracı oldu.

2000 yılına gelindiğinde ise ET4 50 modeli ile ilk 4 zamanlı motora sahip “Vespino” yaratıldı. Deposu tamamen doluyken 500 kilometreden fazla yol yapan bu model, Vespa’nın dijital evrimine damga vurdu. Bundan sonra da Vespa, ABD pazarına geri döndü. 10 yıllık bir aradan sonra Vespa LX/S modeli, ABD pazarına girdi ve en çok satan iki tekerlekli araç oldu.

2000 yılında Vespa akımı dünyada yeniden alevlendi. Volkswagen Beetle’den New Beetle üretimi gibi Vespa’nın en çok ün kazandığı ET – 4 Cento 50 isimli modeli yeniden tasarlandı. Opak renklerde ve sele renklerinde orijinal kombinasyonlar kullanılarak üretildi. 150 cc, 4 zamanlı ve otomatik olan ET-4’lerin kullanımının klasik Vespa’dan daha kolay olmasıyla hemen sevildi.

Vespa birçok modelinde de yenilgilere uğradı. Bu modeller ise; 2005 yılında üretilen GTS 250 i.e, 2008 yılında üretilen GTS 300 Super, 2009 yılında üretilen S 50 ve LX 50 4V, LX 3V ve Vespa S 3V isimli modellerdir.

Bunları biliyor muydunuz?

Piaggio Müzesi

İtalya’nın Floransa şehrini ziyaret edecekler İtalya’nın en ünlü müzelerinden Piaggio Müzesi’ni es geçmeyin derim. Hele de bir Vespa tutkunu iseniz. Tutkunları arasında Audrey Hepburn, Salvador Dali, Charlie Chaplin gibi unutulmaz isimler bulunan Vespa’nın rekor kıran modellerinin neredeyse tamamını müzede görmek mümkün. Müzedeki sergiler arasında Vespa ve Gilera koleksiyonlarının yanı sıra başta 1930’ların havacılık motorları, 1936 tarihli lokomotif, 1951’e ait P148 uçak ve Ape, Pentarò ve Ciao gibi insan ve eşya taşımaya yönelik araçlar ile en yeni nesil scooter’lar gibi Piaggio’nun en önemli ürünleri yer alıyor.

Müze, Vespa’nın 60. Yılı nedeniyle ünlü mimar Massimiliano Fuksas tarafından tasarlanmış. 5500 m2’lik alana kurulu müzede, bar, kafe ve dinlenme salonları da bulunuyor.

Açıldığı 2000 yılından beri müzeyi 400 binin üzerinde kişi ziyaret etmiş. Her geçen yıl ziyaretçi sayısı artan müzeyi 2014 yılında 64 bin kişi ziyaret etmiş. Müze İtalya’nın en fazla ziyaret edilen ilk beş endüstriyel müzesinden biri. Çok şaşıracaksınız biliyorum ama bu müzeyi ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz. Yolunuz İtalya Floransaya düşerse mutlaka ama mutlaka ziyaret ediniz.

Ara Sokaktakiler: Halil Anılır

Bu haftaki konuğum çok değerli bir koleksiyoner ve Antikacı Halil Anılır abim. Babası Ahmet Anılır (Bisikletçi Ahmet) Lefkoşa Asmaaltı bölgesinde yıllarca bisiklet ve motosiklet tamiri yapmasıyla tanınmış birisiydi.

Halil Anılır, baba mesleğini bir müddet devam ettirdikten sonra okumak için İngiltere’ye gitmiş. Uzun süre orada kalmış ve sonra yurda dönmüş. BRTK’da yayın sorumlusu olarak çalışmış ve oradan emekli olmuş. Emekliliğiyle birlikte toplama ve tamirat merakı yeniden canlanmış ve gerek ülkemizde gerekse yurtdışından çok değerli klasik araçlar ve eşyalar getirtmiş.

Babasının atölyesinde kalmış birçok bisikleti restore etmiş. Gençlik bisikleti de dahil. İlk klasik aracı 1956 model Fiat 500 olmuş ve halen muhafaza etmekte. Bunun yanı sıra 1980 model Triumph Spitfire, 1973 Fiat 126’da garajında olan arabalar. Fakat en büyük birikimi birbirinden değerli klasik 100’e yakın sayıdaki bisikletleri. Hepsi pırıl pırıl ve birçoğu dünyanın dört bir tarafından getirilmiş. Sosyal paylaşım sayfalarına da paylaştığı ve büyük beğeni toplayan klasiklerinin yanında antika ve klasik özellikteki geçmişin izlerini taşıyan eşyaları da çok ilgi görmekte. Küçük bir kişisel müze açacak kadar klasiğe sahip Halil abim, bu kadar antikayı evinin odalarında muhafaza etmekte.

Babasının ve çocukluğunun ilk otomobili 1956 Model bir Austin A35 olan Halil Anılır, en yakın zamanda bu otomobilden de almak niyetinde. Kendimin de merakı ve ilgi alanı olan antika toplayıcılık sayesinde Halil abimin eşyalarını ve yeniliklerini merakla takip etmekte ve izlemekteyim.

Ülkemize bu kadar kıymetli klasikleri kazandırmasından dolayı Halil Anılır abime sonsuz teşekkürlerimi iletirim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.