Cyprus Today sol
  • 17 Mart 2018, Cumartesi 11:37
BurçinALİUSTA

Burçin ALİUSTA

Zero Fighter: MAZDA RX-7

Japon üreticilerin fırtına gibi estiği dönemde bir otomobil, hepsinden farklıydı. Konu spor otomobiller olduğunda Japonlar bir dönem herkesten bir adım öndeydi. Ancak Uzak Doğu ülkesindeki markalar arasında da herkesten farklı olan bir tanesi vardı: Mazda.

Tarihi 1920'ye dayanan markayı sıra dışı yapan şey, Wankel motorları otomotiv dünyasına taşımış olması. Rotary motor ve gelecekçi tasarım denince akıllara ilk olarak şüphesiz FD kodlu üçüncü ve son jenerasyon RX-7 geliyor. RX-7, iki kapılı bir spor coupe idi. Sadece bu gövde tipiyle satılan aracın dizaynı zamanının o kadar ötesindeydi ki, model 11 sene kadar piyasada kalmayı başardı. Bugün ülkemizde de oldukça meraklısı olan bu Japon şaheserinin kısa bir tarihine bakacağız.

Nerede, ne zaman üretildi?

1993 yılında Motor Trend dergisi tarafından “Yılın İthal Aracı” seçilen RX-7'ın üçüncü jenerasyonu 1991 ve 2002 yılları arasında üretildi. Efsane spor otomobilin üretimi, selefleri gibi Mazda'nın Hiroshima'daki tesisinde gerçekleştirildi. Vaktinde tasarımını yapan mühendis grubunun başı Takao Kijima'ya göre, bünyesinde Japonların 2. Dünya Savaşı'nda kullandıkları meşhur avcı uçağı Zero Fighter'ın ruhunu barındırmaktadır. Zero Fighter'ı inceleyen ve uçağı daha hafif kılmak için kullanılan ince detaylardan çok etkilenen ekip aynı teknikleri RX-7'de de kullanmaya karar verir. Sonuçta 90'lara damgasını vuran ve 2002'de üretimi durdurulmasına karşın bugün hala yoğun ilgi gören bu şahane makine ortaya çıkar.

Teknik veriler

RX-7'ın altyapısını, Mazda'nın arkadan çekişli spor otomobillerine özel F platformundan aldı. Kaputun altında yatan 13B-REW kodlu ünite, Japonya'dan ihraç edilen ilk seri üretim sıralı çift turboya sahip motor olma unvanına sahipti.

1992 ile 1995 yılları arasında 255 bg üreten motor zaman içerisinde bu değerleri 265 bg (1996 - 1998) ve 280 bg'e (1999 - 2002) çıkarmayı başardı. Sunulan şanzıman seçenekleri ise 5 ileri manuel ve 4 ileri otomatik idi.Wankel motorların “yapısal sorunları” olduğu biliniyor ancak Mazda'nın 1.3 litrelik ünitesi genellikle insanların bu motora nasıl bakmaları gerektiğini bilmemeleriyle alakalıydı. Aslına bakarsanız 13B-REW oldukça başarılı bir güç ünitesiydi.

Sıralı ve zamanlı olan iki turbodan birisi düşük devirlerde takviye sağlarken diğerinin görevi kesiciye girilen 8,000 devire kadar aracı canlı tutmaktı. Sonuç ise 265 bg'in 1,800 devirden bahsi geçen kırmızıçizgiye kadar sürekli sürücünün hizmetinde olmasıydı. Tabii ki, turboları üreten Hitachi'nin hakkını vermek gerekiyor. RX-7'ın asıl mahareti süspansiyonu ve şasisinde. Düşük ağırlık merkezi, ön aksın gerisine yerleştirilen motor ve şanzıman düzeni (front-midship olarak geçen bu düzenden dolayı aracı ortadan motorlu sayabiliriz) ve iyi dengelenmiş ağırlık dağılımı sayesinde RX-7 FD, yol tutuşu ve direksiyon-tekerlek arası iletişim konusunda günümüz spor otomobillerine taş çıkaracak kadar iyi olmayı başardı.

Bu düzeni mümkün kılan Mazda mühendislerinin aracı tasarlarken izledikleri felsefe oldu - üçüncü jenerasyon RX-7 olabildiğince esnemez ve hafif olacaktı. Ağırlığın 1,218 kg ile 1,340 kg arasında tutulmasını sağlayan en önemli detaylardan birisi de, yaysız ağırlığı hatırı sayılır oranda düşüren dökme alüminyum süspansiyon kolları idi.1999 ve 2002 arasında üretilen “Series 8” modellerinde kullanılan geliştirilmiş ABS sistemi sayesinde dört tekerlekte farklı frenlemeler yapılarak aracın yol tutuşu iyileştirilmişti. Pistte ve performans kullanımda büyük avantaj getiren düzen aynı zamanda standart sürüşlerde de güvenliği artırıyordu.

Peki kötü giden neler vardı?

Mazda RX-7 şahsen çok başarılı bulduğum bir araçtır ve böyle düşünen tek kişi ben değilim. Yenilikçi motoru ve dizaynı, sürüş karakteristiği ve arkadan çekişli oluşu ile RX-7, otomotiv tutkunları arasında üçüncü jenerasyonu ile tavan yapmıştı. Bu beğeni medyada da hissedilmişti; araç Car and Driver'ın “En İyi 10” listesinde 1993 ile 1995 yılları arasında kalmayı başarmıştı. Yine de büyük bir sorun vardı: Wankel motor. Genel kanı motorun dayanıksız oluşu yönündeydi ancak asıl sıkıntı motora gerekli bakımın yapılamaması idi. RX-7 ile ilgili bir diğer bakım gerektiren nokta ise aracın pasa karşı zayıflığı idi. Metal yüzeylerin büyük düşmanı olan pas, Japon spor otomobilde kaporta ve şaside kendisini gösteriyordu.

Toplamda 68,589 adet üretilen RX-7 FD, 1994 ve 2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde 5 farklı sorun nedeniyle geri çağrıldı. Bunlardan ilki, radyatör kapağı basınç tahliye valfinin çok yüksek değerlere ayarlanmış olmasıydı. Böyle bir durumda bazı parçaların termal tasarım sınırlarını aşan soğutma sıvısının motora sızma riski bulunuyordu. Yangın riski çıkaran bir diğer problem ise motorda oluşan artık ısının yakıt borusunu deforme ederek sızıntı yaratmasıydı. Mazda, bu nedenle araca ekstra bir soğutma elemanı eklemek durumunda kalmıştı. 2001 yılında istenen geri çağırma ise Mazda RX-7'ın başına gelen en ilginç sorun olabilir. Motor kapağını yerinde tutan kancalardan birisinde kullanılan kaynağın dayanımının zayıf olması nedeniyle bu parçanın kopması durumunda kapak açılarak görüşü tamamen engelleyebiliyordu. Neyse ki Japon üretici tüm bu sorunları çözmeyi başardı ve spor otomobil bu sayede performansı ve ilginç tasarımı ile hatırımızda kaldı ve kalmaya devam ediyor.

Sonuç

Mazda RX-7, gerçekten de yaz boyunca kullanıp durduğum “gelecekçi tasarım” tabirinin hakkını veriyor zira günümüzde yollarda olan birçok otomobilden çok daha güzel ve modern göründüğü bir gerçek. Yoichi Sato imzası taşıyan otomobil hâlâ yıllara meydan okuyor.

Japon üreticinin 1963 yılında Cosmo modeli ile Tokyo Otomobil Fuarı'nda hayatımıza soktuğu Wankel motor furyasının en ilginç üyelerinden biri olan ve ağabeyi RX-8'e zemin hazırlayan RX-7, gelmiş geçmiş en rafine spor otomobiller arasında sayılıyor. Rotary motorun ömür sıkıntılarının yenilmez olmadığını ve bakım ile üstesinden gelinebilir olduğunu göz önüne alırsak RX-7 gerçekten de nevi şahsına münhasır bir spor coupe olmayı başarıyor. Umarım son zamanlarda üzerinde kara bulutlar dolaşan yeni RX projesi söylentilerin işaret ettiği gibi 2020 yılında karşımıza çıkar ve en az RX-7 kadar zamanının ötesinde ve etkileyici bir spor otomobil olmayı başarır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek