Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Can SARVAN

Can SARVAN

20.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Nereden buldun?

Mücadeleyi erken bırakanların ve faşizm karşısında susabilenlerin ortak özelliği kendilerine olan inançsızlıklarıdır. Hayat gailesinin yüklediği sorumlulukların altında ezilen insan sesini çıkaramaz, etrafında olup biteni duyamaz, tepki gösteremez hale gelir. Yaşam mücadelesi dediğimiz, kapitalizmin her birimizi bir yerden bağladığı kredileri ödeme, ipotekleri bankalara kaptırmama telaşından ibarettir. Çok daha iyisine sahip olmak için ödediğimiz bedel, rutin bir kölelik içinde yapmaya kendimizi mahkûm ettiğimiz işlerin zamanında ve mükemmel bir şekilde bitirilmesini günbegün dayatır.

Bu hengâme içinde birinin üstü kapatılırken diğeri ortaya çıkan tüm sahtekârlıklar sıradanlaşır.

Sustukça olağan, kabullenilmiş ve asla aşılamayacak bir sıradağ gibi gözünüzde yükselir faşizm. Faşizmin istediği tam da budur: Herkes önünde eğilsin, korku saldıkça karşısında konuşamaz olsun insanlar. Hukuksuzluğu dolandırıcılığını örtmek için kullanan faşizm, açıklarını sürekli kapamak zorunda olduğundan insanları sindirecek her yolu dener.

Faşizm denince akla ilk Hitler geldiği için belki de, Kıbrıs’ta yaşanan faşizm faşizmden sayılmaz! Arazileri rüşvet karşılığı peşkeş çektiği ileri sürülen bazı politikacıların birer faşist olmadığını düşünüyorsanız, neden son zamanlarda Kıbrıs’ta siyasiler hiç olmadığı kadar hukuk tanımaz hale gelmiştir? Veya Barbaros Şansal hangi hukukla Ada’dan sürülmüştür?

Susan, hilekârlığı sıradan gören, günlük kapitalizm ödevlerini yerine bir tamam getirmekten kafasını kaldıramayan insanlar faşizme gönülsüzce de olsa destek olur. Gürbüzleşen faşizm elini kolunu her yere uzatmaya başlar. Sessiz kaldıkça, her şeyi yapabileceğini ve kimsenin ağzını açacak mecali kalmadığına inandırır kendini faşizm. Yoluna daha hızlı devam eder, daha korkusuzca çalar. Gıkı çıkmayanları gördükçe, daha fazlasına müsaade edildikçe dikensiz yolunda rahat rahat koşmaya başlar. Toplumlar böylelikle, susarak, faşizmin yolunu temizler. Hâlbuki yolda ayağına takılacağını düşündüğü taşlar olsa, ürkecek faşizm. Taşlar kaya kütlesine erişse, kaçacak delik arayacak.

Erken yaşlanmamak, toplumsal alanı boşlamamak faşizmi titretir. Faşizm, koyun aptallığında, putperest misali tapan cahillerin desteklediği bir rejimdir. Tartışma kabul etmez, tek tipleştirir, baskıyla diretir. Kabullenmezseniz; faşizmin yüzüne ne olduğunu haykırırsanız, sizi hukuksuzlukla ezecek yollar arar ve bastırmaya çalışır. Gelgelelim dünyada yıkılmamış hiçbir faşist yönetim yoktur. Otoriter ve totaliter tüm rejimler sonunda halk isyanı ile devrilmiştir. Dünya tarihinde faşizmle sempati toplamış ve ardından sevgiyle anılmış hiçbir lider, hiçbir siyasi de yoktur.

Faşizmin panzehiri, yönetimin şeffaf olmasını talep eden, her türlü adaletsizlik ve kötü yönetim karşısında sesini yükseltmekten çekinmeyecek bir halktır. Pragmatiklerin, gününü gün ederek susanların en büyük çelişkisi de henüz bu tarihî gerçeği öğrenememiş olmalarıdır. Kabullendikleri, korkularıdır. Standartlarını düşüreceklerine hayatları boyunca ağızlarını açmayacak kadar sistemin kölesidirler. Kendi zihninde özgürce soru sormaktan bile cayan konformistlerdir, faşizmin suskun destekçileri. Ta ki kulu oldukları yapıdan bir gün zarara uğrasınlar, o zamana kadar akıllı geçinip susmayı tercih edeceklerdir.

O nedenle, sessiz toplumun suskunluğunu sürekli koruyacağını sanan, faşizmin dev aynasında kendilerini pek büyük gören, elleri ve ruhları kirlenmiş kimileri ne hep siyasetçi kalabileceklerini sansın ne de arkalarında saygıyla anılacak bir isim bırakabileceklerine inansın. Ha, onların derdi siyasetçi kalmak değil; temiz bir isim yaşatmak hiç değil. Maksatları, koltuklarında izin verildiği sürece oturup, çalabildikleri kadar çalmaktır.

İşte bu yüzden halk siyasete girmeden önce evi bile olmayan milletvekili ve bakanların yıllar içinde hangi mülkü nasıl satın aldıklarını, hangi şirkete nasıl ortak olduklarını sorgulamalıdır. İzi kanıtlanamayan rüşvetler o mülklerin tapularındadır, o şirketlerin ortaklıklarındadır. Hesap sormadıkça, hangi parayla bu malı aldın, nereden buldun da o işletmeyi açtın soruları politikacının yolunu kesmedikçe, faşizm sesini yükseltmeye devam edecek ve yoksulluk artacaktır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • her bireyin mal varlığı ya miras ve intikal yoluyladır ya da kendi birikimleri iledir....satarak aldıklarıyla da konut araba vs edinebilir... burda önemli olan ne kazanmış ne harcadıktan sonra tasarruf etmiş ve mal iktisab etmiştir....yani ne vergi vermiş da geri kalanı ile hem geçinmiş hem da mal mülk sahibi olmuştur....sihirli sözcük VERGİ.....HADE KOLAYGELSİN.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.