HUNKAR SAG GIYDIRME
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

12.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çevreye harcanan her bir kuruş, ekonomik fayda olarak mutlaka geri döner

KKTC, çevreye verilen önem dikkate alınırsa dünyanın en iyi ülkeleri sıralaması içerisine girmez. Çevre bilinci gelişmemiş toplumların, aslında yurduna sahip çıkma bilincinin de gelişmemiş olduğu görülebilir.

Yerel basınımızı takip ettiğiniz zaman, hemen her gün çevre felaketi ile ilgili bir habere rastlamak mümkündür. Dere yatakları içerisine yapılan inşaatlar, dağlarda devam eden taş çıkarma faaliyetleri, kanalizasyon alt yapı eksikliğinden ortaya çıkan sorunlar, yağmur yağdığı zaman göl haline gelen yollar, yürümekte zorlanılan ve bazen hiç olmayan kaldırımlar, şehirlerde ve şehirler arası yollarda atılı bulunan naylon poşetler, sahillerimizde rastlanılan kirlilik ve kısa zamanda köşe dönme amacı ile devletin sağladığı olanaklarla çevreyi dikkate almadan yükselen inşaatlar, çevremizin her geçen gün daha da kötü hale gelmesinde önemli rol oynamaktadırlar.

KKTC’de geçmişten gelen bir çevre umursamazlığı vardır. İkamet ettiği evin içini temiz tutan, ancak kapıdan çıktıktan sonra girdiği ortamdan hiç umuru olmayan bir toplum haline dönüşmüş durumdayız. Apartmanda ortak kullanım alanlarının masraflarını paylaşmada bile büyük sorunlar yaşayan insanlarımızın, daha büyük kitlenin kullandığı çevrenin güzelliği ve temizliği ile uğraşmamasını çok da yadırgamamak gerekir. Üzüldüğüm şey, kendi ülkemizdeki çarpıklıkları görüp ses çıkaramayanların, Kıbrıs’ın Güneyine veya Avrupa ülkelerine gittiklerinde gördüklerini hayranlıkla izledikten sonra, biraz empati kurup bizim ülkemizde neden aynı şeylerin yapılmadığını düşünememeleridir.

Toplumsal mücadeleden, bireysel kurtuluş mücadelesine giren halkların çevre bilincinin gelişmesine imkan yoktur. Maalesef, gittikçe itibar kaybeden ve kişisel veya zümresel çıkarların çözüm mekanı olan siyaset de bu bireysel kurtuluş psikozunun gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Herkesin kendine uygun çözümler bulduğu, benden gerisi tufan dediği bir ortamda bundan daha iyisi beklenemezdi.

KKTC, çevre bilincindeki eksikliğe paralel olarak ekonomik yönde yeteri kadar gelişmişlik gösterememe eylemi içerisindedir. Son yıllarda toplumun geneline hizmet edecek gelişmelere temel teşkil edecek çevreye gereken önem verilmemektedir. Bu da kısa bir zaman içerisinde bazı yatırımcıların fırsatları değerlendirerek elde ettikleri kazanımların halkın büyük bölümünün zararına olacağının açıkça görülmesi ile daha belirgin bir hal alacaktır.

Ülkemizde yıllardır sanayi bölgeleri yapılmakta ve bu yerlerde firmalar faaliyet göstermektedirler. Yıllardır sanayi bölgelerinin çevre sorunları çözülememiştir. Lefkoşa’nın yanındaki en büyük sanayi bölgesine girdiğinizde bu faciayı daha iyi anlayabilirsiniz. Bu bölgede 1980’li yıllarda yapılan çarpık yapılaşma artık düzeltilebilir durumda değildir. Halbuki sanayi bölgeleri kuruluşu, imar ve genişlemesi yavaş yavaş ve devlet kontrolünde yapılmalı idi. Ancak, bunun yerine parselleri alanlar alt yapıların durumuna bakmadan yatırıma girmiş, sonunda da kendinin ve devletin yarattığı çirkinlikten şikayet eder duruma gelmiştir. Bana göre sanayi bölgelerinde özel şartlarda alınan araziler olmasa sanayici için bu bölgelerde olmanın çok büyük getirisi yoktur.

Diğer yandan, son birkaç yıldır Girne’nin göbeğine yapılan yüksek binalar Kıbrıs’ın en güzel kentinin tüm özelliğini yitirmesine neden olmuştur. Tarihi yapısı ve güzel sahilleri ile Kıbrıslı Rum ve Türkün hiçbir yere değişemeyeceği Girne’nin bu çarpık yapılaşması, maalesef bu kentin Kıbrıs’ın en güzel tatil kenti olma özelliğini yitirmesine neden olmuştur. Yapılan yüksek binaların tüm sahiplerinin yerleşmesi sonrası oluşacak trafik yoğunluğu, sonunda kimsenin Girne’ye girmemesine neden olacaktır. Girne’nin içine girip birkaç saatte çıkabilen biri neden gelsin. Neticede Girne’de iş yapan esnaf, restoran veya bar sahibi bundan aksi yönden etkilenecektir. Buna ilave olarak da kalabalıktan usanan insanlar Girne’de yaşamak istemeyeceklerinden yapılan bu binalardaki dairelerin fiyatları da düşecektir. Bu da gösteriyor ki, sadece günü kurtarmak için yapılan yatırımlar, sonunda birçok kişi ve sektörü de mağdur edecektir.

KKTC’de çevre ile ilgili olarak yapılan yanlışların sadece belirli kişi veya kurumlara fayda ettiğini toplumsal bir faydanın olamadığını yaşayarak görmekteyiz. Diğer taraftan yapılacak her şeye hayır diyen zihniyetin de yanlışlığına değinmek gerek. İyi planlanmış ve çevre sorunu yaratmayacak yatırımlara hayır demenin arkasında da farklı bir niyet olduğu da düşünülebilir. Çevrecilerin Karpaz koruma bölgesinde yaptıkları eylemler ve bu bölgede yapılaşma olmaması Karpaz’da yaşayan tüm insanların faydasınadır. Dipkarpaz köyünde yaşayan insanlarımıza ekip biçmek için verilen arazilerin inşaata açılmaması doğru bir uygulamadır. Eğer bu uygulamadan vazgeçilir ve Karpaz koruma bölgesindeki arazilere inşaat izni verilirse, Karpaz’da yaşayan her kişinin bunun zararlarını büyük ölçüde göreceğini şimdiden söyleyebilirim.

Yapılması gereken, gelecek nesillerin iş yapmasına ve yaptıkları işlerden de kazanç elde etmelerine imkan verecek ortamın oluşmasıdır. Bu yapılmaz ve imkanlar birkaç kişi için kullanılırsa geleceğimizi çok parlak göremeyiz.

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.