Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

10.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm veya çözümsüzlük durumuna bağlı ekonomik şartlar

Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak içinde bulunduğumuz dönem içerisinde çözüm olasılığı ile çözümsüzlüğün devamı arasında büyük bir yakınlaşma göze çarpmaktadır. Çözüm için çok önemli bir aşama kaydedilebileceği gibi, uzun süre çözümsüzlüğün devamı da büyük olasılıktır. Diplomasi uzmanları, çözümlere büyük krizlerin doruk noktasında ulaşıldığını söylemektedirler. 1959’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yol açan Zürih ve Londra anlaşmalarının, toplumlararası çatışmaların ve en çok kan aktığı dönemin hemen ardından yapıldığını da unutmamak gerekir.

Siyasi olarak Kıbrıs’ta oluşacak durumun ekonomiyi nasıl etkileyeceği Kıbrıslı Türkler açısından büyük önem taşımaktadır. Yıllardır KKTC’nin uluslararası tanınmışlığının olmayışı nedeni ile ekonomik kısıtlama ve engellere tabi olan Kıbrıslı Türklerin çözüm sonucu uluslararası ekonomik aktivite içerisine gireceği kesindir. Uluslararası piyasalara açılacak Kıbrıslı Türklerin çözüm ile birlikte önünde bulacağı en büyük tehdit, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs’ın tümü üzerinde şimdiye kadar iddia ettikleri ve çözüm sonrasında da iddialarını fiiliyata geçirmek için yapacaklarıdır.

Kıbrıslı Türkler çözüm durumunda Kıbrıslı Rumlardan gelecek rekabete rağmen çözüm hedefinden vazgeçmemelidirler. Küreselleşen dünyada rekabet, küçük veya büyük tüm toplumları etkilemektedir. Ancak, oluşan bu rekabet kişi veya kurumların gelişmesine ve en iyi olmayı sağlamak için çaba göstermesine neden olmaktadır. Bu rekabet dışında kalanlar ise kapalı ekonomik yapı içerisinde elde ettiği imkanları devam ettirse de, uzun vadede küresel ekonominin yarattığı katlanarak büyüme trendine ayak uyduramadığından küresel çapta yok olma sürecine gireceklerdir. Kıbrıslı Türklerin dar alanda ayakta kalmak için çözüm karşıtlığını sürdürmeler, büyüyen küresel sermaye akımları karşısında tükeniş demektir.

Öncelikle Kıbrıs’ta bir çözümsüzlüğün devam etmesi halinde Kıbrıslı Türklerin ne ile karşılaşacaklarına bakmak gerekmektedir. Kıbrıslı Türklerin ekonomik aktivitelerine devam etmeleri Türkiye ile olan siyasi ve ekonomik işbirliğine dayalıdır. Yıllardır Kıbrıslı Rumların Kıbrıs’ın tümü üzerinde Kıbrıs Cumhuriyetini kullanarak tek hak sahibi olduğunu iddia etmesi ile birlikte, Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılmakta olan tüm aktivitelerin uluslararası kurallar dışında yapıldığı algısı oluşmuştur. Bu algıyı engelleyen tek şey Türkiye Cumhuriyeti ile yapılmakta olan ilişkilerdir. Kıbrıslı Rumlar kuzeyde yapılanların Türkiye Cumhuriyeti adına yapıldığını her yerde ortaya koymaktadırlar. Bunu ortaya koyarak da Kıbrıs’ın kuzeyindeki haklarının devam ettiğini, yapılan tüm aktivitelerin Türkiye adına yapıldığını, çözüm sonrası Türkiye çekileceğinden, aktivitelerin kendi kontrolleri altında yapılacağını iddia etmektedirler. Maalesef dünyanın birçok ülkesi de bu politikaları kabullenmektedir.

KKTC’nin tanıtılmasını ve devlete sahip çıkmamızı iddia edenlerin mevcut durumun devamının uzun vadede Kıbrıslı Rumların hedefleri ile uyuştuğunu da bilmeleri gerekir. Bunun için de KKTC’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olan Kıbrıslı Türklerin zorunluluktan doğan bir devleti olduğunu ve Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılan her şeyin Güneyde Kıbrıslı Rumların olduğu gibi Kıbrıslı Türklerin kontrolünde olduğunun dünyaca kabullenilmesi gerekir. Eğer bu kabullenilmiyorsa Kıbrıslı Türklerin çözüm arayışları daha da artmalıdır. Görünen odur ki Kıbrıslı Rumlar bütün ada üzerindeki hakimiyeti sürdürmek için çözümsüzlüğü daha ileri safhalara çalışmaya azami gayreti göstermektedir.

Kıbrıslı Rumların Kıbrıs adasının bütünü üzerindeki hak talepleri Kıbrıs Cumhuriyetine sahip olmalarına dayalıdır. Ancak çok iyi bilinen gerçek de bu cumhuriyetin tek başına bir Kıbrıs Rum devleti olmadığıdır.    Kıbrıslı Türklerin ekonomik aktivitelerini bu hakla kısıtlamak hakkının kendilerinde olmadığını belirtecek politikaları geliştirmek çözüm olmadığı sürece Kıbrıslı Türklerin esas hedefi olmalıdır. Kıbrıslı Rumların uykusunu da kaçıran, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs adına doğrudan bir ekonomik ilişkiye girmesidir. Bunun da uluslararası alanda kabul görmeyeceği beklentisi ile de görüşmeleri ileri tarihlere taşıyabilmektedirler.

Kıbrıslı Türklerin çözüm olmadığı takdirde karşı karşıya kaldıkları durum ve bu durumun yarattığı olumsuzluklara engel olup ekonomik yönden yaşam mücadelesi vermesi çok da kolay değildir. Diğer taraftan çözüm ile birlikte ortaya çıkacak durum da Kıbrıslı Türkler için güllük gülistanlık bir ortam yaratmayacaktır.    Kıbrıslı Türkler engellerden kurtulup dünyaya açılsa bile, içerde her zaman Kıbrıs Rum ekonomisi ile rekabet halinde olacaktır. Hele de dev pazarı ile en büyük ticari ortak olacak Türkiye ile ilişkilerde etnik avantajı olan Kıbrıslı Türkler, bu etnik avantaja rağmen Kıbrıslı Rumların rekabetine tabi olacaktır. Nüfus çoğunluğuna dayalı olarak Kıbrıs Rum işadamları Türkiye işadamı için cazip bir iş ortağı olarak görülebilecektir.

Olası bir çözümde Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan güçlü olması sadece dünyaya açılmakla değil Türkiye ile çok sıkı bir işbirliğine ve ortaklığa bağlıdır. Bu nedenle Kıbrıslı Türklerin çözüm sonrası Türkiye’nin sadece askeri garantisine değil, ekonomik desteğine de ihtiyacı vardır. Çözüm arayışlarının sürdüğü bu dönemde olası bir anlaşma sonrası Türkiye’nin Kıbrıs ile ekonomik ilişkilerinin nasıl olacağı ve bu ilişkilerden Kıbrıslı Türklerin azami nasıl faydalanacağı bir plan dahilinde ele alınmalıdır. Ümidim Kıbrıslı Rumların bütün Kıbrıs adına Türkiye dahil çevre ülkelerle yapacağı işbirliklerini Kıbrıslı Türklerin de yapabilecek duruma gelmemizdir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.