KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

21.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ekonomik kazanımlar kalite ve markalaşma ile artıyor

2016 yılı küreselleşme karşıtı akımların daha çok ortaya çıktığı bir yıl olarak tarihte yerini almaktadır. Bu yıl içerisinde dünyanın çeşitli yerlerinde küreselleşmenin doğal sonucu olarak artmakta olan insanların, malların ve hizmetlerin serbestçe dolaşımına imkan veren uygulamalara karşı artan eylemleri gerek seçim sonuçlarında gerekse hükümet politikalarında daha çok gözlemledik.

Küreselleşme karşıtlığının artması ülkelerin kendi içlerine dönmesini sağlarken, ekonomik olarak küresel alım satımların da azalmasına neden olacaktır. Bu durumda ülkeler önce kendi ürettikleri mal ve hizmetleri tercih ederken yurt dışından en iyiyi alma yönüne gidecektir.

Küreselleşmenin sermaye ve işgücünün tüm dünyaya yayılmasına, daha fazla istihdam sağlamasına ve genel olarak hayat şartlarının ilerlemesine katkısı olduğunu ve gelir düzeyi en alt seviyede olan insanların gelirlerinde artış sağladığı dünyanın önemli ekonomik kurumları tarafından yayınlarında belirtilmektedir. Ancak, yine bu yayınlarda üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki gelir farkının da gittikçe arttığı da ortaya konmaktadır. Neticede alt gelir gruplarının gelirleri artsa da bunun satın alma gücüne olan etkisinin gelir artışı kadar olmadığı da ortadadır.

Dünyada farklı gelir grupları arasında gelir farklılıkları bu düzeyde gelişirken, bunun neticesinde satın alma trendleri de değişmektedir. Marka tabir edilen mal ve hizmetleri üst gelir gruplarındaki insanlar satın alırken, dünyanın büyük çoğunluğu da gelirlerine daha uygun, nispeten daha düşük fiyatlı mal ve hizmetlere yönelmektedir. Bu trendin ortaya çıkardığı durum da, üst gelir gruplarının satın alabildiği ma ve hizmetleri üretenlerin daha büyük karlar sağladığını, geriye kalan mal ve hizmetlerin daha az geliri olan ve temel ihtiyaçları dışında daha az harcanabilecek geliri kalan insanların alım gücüne göre daha fazla rekabetçi koşullara tabi olduğunu göstermektedir.

Dünyanın neresinde olunursa olunsun, gelir düzeylerinin farklılıklarına göre satın alınabilen mal ve hizmetlerin bu mal ve hizmetleri üretenlere sağladıkları karlar da farklılaşmaktadır. Fiyatının ne olduğuna bakılmaksızın hitap ettiği kesime mal satabilen ve hizmet verebilen kesimlerin fiyat baskısına tabi olmadığı görülebilir. Bunun için kalite ve markalaşma önemlidir. Bunu sağlayan kişi veya kurumların daha çok kar etmeleri de kaçınılmazdır.

Buraya kadar yazılanları esas alarak, üretilen mal ve hizmetleri sadece mikro ekonomik düzeyde değil ülkeler çapında yani makro düzeyde de ele alabiliriz. Mikro ekonomik düzeyde kişi veya kurumların ürettikleri mal ve hizmetler üretilen mal ve hizmetin kalite ve markası ile farklı gelir gruplarının satın alma gücüne bağlı olduğu gibi, ülkelerin sunduğu mal ve hizmetler de kalite ve markalaşmaya göre tercih konusu olmaktadır.

Ülkelerin ekonomik aktivitelerini belirleyen ülke içerisinde faaliyet gösteren sektörlerdir. Kimi ülkeler finans hizmetinde, kim ülkeler ağır sanayide, kimi ülkeler turizmde, kimileri de ticaret veya tarımda üretilenlerle öne çıkmaktadır. Ülkelerin mukayeseli avantajı da hem en iyi oldukları hem de rekabet edebildikleri sektörlerde ortaya çıkmaktadır.

KKTC’nin ekonomik açıdan dünyanın diğer ülkeler ile yarışabilmesi için ürettiği mal ve hizmetlerin birkaçında gerçekten çok iyi bir kalite ortaya koyması gerekmektedir. Hangi sektörlerin rekabet açısından avantaj sağlayacağı ülkenin coğrafi ve siyasi durumu ve mevcut kaynaklarına bağlıdır. KKTC gibi siyaseten tanınmışlığı olmayan bir devletin ekonomik açıdan rekabet edebileceği üç sektör vardır. Bu sektörler, turizm, eğitim ve finanstır. Söz konusu bu üç sektör içerisinde KKTC’de başı çeken iki sektör turizm ve eğitim sektörüdür.

Ülkemizde turizm sektörü maalesef olması gereken yerde değildir. Bugün itibarı ile tamamı ile kumarhane ve kitle turizmine bağlı bir turizm yapısı göze çarpmaktadır. Hem kumarhane ve hem de charter seferlerle otellere teşvik karşılığı taşınan turistlerin ülkenin ekonomik yapısına yapacağı katkı çok büyük değildir. Ayrıca, her iki aktivite KKTC’yi kaliteli bir turist destinasyonu olarak lanse etmekten de uzaktır. Halbuki geçmiş tarihi zenginliği ve bakir doğası ile Avrupa’nın en doğusunda Hıristiyanlık ve Müslümanlığın büyük eserler bıraktığı bu topraklar kaliteli turist çekmek için ideal idi. Ancak, son yıllardaki devlet politikaları ülkenin mevcut kaynaklarına uygun bir politika belirlemekten uzak kalmış ve kaliteli turizme ulaşmada yeterince adım atamamıştır. Bunun neticesinde de rekabete ve dolayısı ile fiyat baskısına açık bir ortamda yaşamak zorunda kalmıştır.

KKTC’nin son yıllarda parlayan sektörü olan ve ülkeye en çok kaynak girişimi olan üniversiteler sektöründe de durum aynıdır. Ülkede üç-dört yıl öncesine kadar mevcut olan altı-yedi üniversitenin güçlendirilmesi, kalitelerinin ve rekabet güçlerinin artırılması sağlanacağı yerde, yeni üniversitelere izin verilerek eğitim sektörünün kontrolsüz büyümesine yol açılmıştır. Dikkat edilecek olursa, geçmişte eğitim kalitesinin artırılması ile ilgili kurumlar gayret gösterirken, şimdi her isteyene üniversite izni verilerek eğitim sektörünün ticaretleşmesi yoluna gidilmiştir. Bu aşamada yapılması gereken, bundan sonra üniversite izni vermeden mevcut üniversitelerin hem eğitim kalitesinin artması için yardımcı olmak hem de gelen öğrencilerin bir öğrenci hayatını yaşayabileceği çevreyi oluşturmaktır.

KKTC’nin finans planlama merkezi olma hedefi maalesef 2006 yılından sonra rafa kaldırılmıştır. Bu nedenle bu aşamada bu konuda fikir beyan etmek pek de doğru olmayacaktır. Sonuç olarak belirtmek istediğim, KKTC’nin vatandaşları için daha karlı bir ülke olabilmesi için ürettiği mal ve hizmetlerde kalite yakalaması gerektiğidir. Bu kalite de hükümetlerin politikaları ve bu politikaların yaratacağı koşullar ile sağlanabilir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.