KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

01.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs adası üzerinde ticari haklar

Kıbrıs’ta yıllardır devam eden siyasi çözümsüzlüğün ekonomik hayatımızda yarattığı birçok olumsuzluklar vardır. Uluslararası tanınmışlığı olması dolayısıyla Kıbrıslı Rumların ekonomik sıkıntıları olmadığını da söyleyemeyiz. Mevcut durum dolayısıyla Kıbrıs’ın Güneyi’nde yapılabilecek ekonomik aktiviteler tam kapasiteye ulaşmamıştır. Bunu ekonomiyi iyi okuyabilen ve farkındalığı olan Kıbırıslı Rumlardan objektif olarak işitebilirsiniz.

Kıbrıs sorununun kökeninde, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bir Rum Cumhuriyeti olarak görmeleri ve adanın tümü üzerindeki egemenlik haklarının sadece Kıbrıslı Rumların hakimiyetinde olduğuna inanmaları vardır. Bu nedenledir ki, Kıbrıs’ın kuzeyindeki siyasi oluşumu yok gibi kabul ederken, hakimiyeti altında olmayan bölgedeki ekonomik aktiviteleri de gayri yasal olarak kabul etmekte ve dünyaya da bu doğrultuda mesajlar vermektedirler. Bunun en basit örneği olarak, KKTC’nin resmi veya gayri resmi herhangi bir kuruluşunun uluslararası ekonomik işbirliğine katılım çalışmalarına daimi olarak yapmış oldukları engellemeler gösterilebilir.

Bugün Kıbrıs’ın güneyinde uluslararası alanda iş yapan işletmeler, yaptıkları ticari faaliyetlerin erişim alanını tüm Kıbrıs Adası olarak takdim etmektedirler. Her ne kadar fiili durum dolayısı ile Kıbrıslı Rumlar adanın kuzeyinde herhangi bir ticari faaliyete girememiş olsalar da, yaptıkları ticari anlaşmalarda kendilerini kuzeyin de ticari imtiyazına sahip olarak belirlemektedirler. Kıbrıslı Rumların siyasi ve ekonomik olarak Kıbrıs’ın tümü üzerinde tek başlarına hak sahibi olmaları ile ilgili argümanları, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında temsilciliği bulunan her ülkede, kuzey ile ilgili siyasi ve hukuki notlar içeren bildiriler yayınlayarak devam etmektedir.

Herhangi bir Kıbrıslı Türk işadamının güneyde temsilciliği olan bir yabancı firma ile ticari bir anlaşma yaptığını duymaları halinde, o yabancı firmayı yazılarla bilgilendirmek sureti ile işbirliğini bozmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Tüm bu çabalara rağmen bir kısım Kıbrıslı Türk işadamı bu engeli aşabilmekte başarı gösterebilmektedirler. Gösterilen bu başarı aslında çok da kolay elde edilen bir başarı değildir ve takdir edilmesi gerekir.

Dikkat edilecek olursa, Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin direk olarak Kıbrıs adasında yabancı bir kurum ile ticari işbirliğine girmesine itiraz etmektedirler. Bu itiraz sadece bir ticari hareket değil, bir devlet politikası haline gelmiştir.Ancak, aynı Kıbrıslı Rumlar ticari faaliyetlerin Türkiye üzerinden yapılmasına yani Türkiye’deki bir kurum üzerinden yapılmasına aynı itirazı göstermemektedirler. Bu davranışın arkasında yatan, yazımın başında da belirttiğim gibi, Kıbrıslı Rumların tüm Kıbrıs Adası üzerinde siyasi ve ekonomik hakları olduğunu ispat etme uğraşıdır. Böyle yaparak kuzeydeki siyasi yapının Türkiye’nin yönetimi altında olduğu, Türkiye’nin kuzeydeki varlığının uluslararası bir geçerliliğinin olmadığı, mevcut durum dolayısı ile kuzeyde ticari aktiviteye girmiş olsalar da, kuzeyin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin imtiyaz sahasına girdiği, herhangi bir çözüm durumunda Türkiye’nin etkisinin kalkması ile  kuzeydeki ticari faaliyetlerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklara dayalı olacağını ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Hedef  kuzeydeki yapıyı yok sayarak Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye’yi devlet bazında muhatap kabul ettirmek suretiyle, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs adası üzerindeki ekonomik haklarını ellerine almaktır. Burada dikkat edilmesi gereken, Kıbrıslı Türklerin dünya ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortağı bir toplum olarak direk ticari ilişkiler içerisine girmesini sağlamaktır. Bugünü geçirmek için işin kolaycılığına kapılıp, zaten Türkiye üzerinden herşeyi hallederiz demek, her geçen gün Kıbrıslı Rumların Kıbrıs adası üzerinde tek başlarına hakimiyete sahip oldukları tavırlarının güçlendirmek demektir.

Kıbrıslı Türkler, dünyanın önemli ekonomik gücü haline gelen Türkiye ile birlikte hareket etme şansına sahiptir. Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile olan ilişkilerinin de kendilerine dönmesi çabası içindedirler. Yani Kıbrıslı Rumlar, Türkiye ile ilişkilerini Kıbrıslı Türkleri ekarte ederek direk olarak Türkiye ile yürütmek niyetindedirler. Türkiyedeki hükümetler bugüne kadar Kıbrıs’ın kuzeyindeki yapıyı kollayarak, buraya ticari imkanlar sağlayarak, ekonomik alanda gelişmesine çok büyük katkılar koymuşlardır. Bu ilişkinin devamı çözümden sonra da artarak devam ettirilmesi gerekmektedir.Bu da Kıbrıslı Türkleri ekonomik açıdan daha da güçlü kılacaktır.

Kıbrıslı Rumların bugüne kadar oynadıkları oyunu iyi analiz ederek, uluslararası alanda Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Adası üzerinde Kıbrıslı Rumlarla eşit siyasi ve ekonomik haklara sahip olduğu ortaya konarak Kıbrıs üzerindeki Rum hakimiyetini sağlama oyunlarını yok etmek gerekmektedir.Bunun için de uluslararası işlemler ve Türkiye ile ekonomik işbirliği tüm ada için Kıbrıslı Türkler aracılığı ile yapılırsa , Kıbrıslı Rumların hakimiyet çabaları tersine dönebilir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.