• 05 Haziran 2017, Pazartesi 14:35
Derviş KemalDENİZ

Derviş Kemal DENİZ

Kişi başı gelirde artış refah artışının göstergesi olur mu?

Siyaset yapmanın asli gayesi, halkın yaşam şartlarını daha iyi duruma getirmektir. Bunun için izlenilecek yolu belirlemede siyaset yapan kişinin siyasi eğilimleri önemli rol oynar. Kişi, hür girişim ve liberal ekonomik yapıyı destekleyen politikalar ile ülkesinin ilerleyeceğine inanıyorsa, siyasetin sağında yer alan parti içinde yer alarak bu gayesini gerçekleştirmeye çalışır. Diğer taraftan sosyal politikaların ağırlıkta olduğu ve göreceli olarak devlet kontrolünün etkin olması istenilen durumlarda da kişi, siyasetin sol yelpazesinde yer almayı tercih etmektedir. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde eğilim budur.

Kişilerin sağ veya sol görüşlü partilere üye olmaları o kişilerin inanç, görüş ve düşünceleri doğrultusunda değişebilir. Ancak, bu değişimi sağlayan hür düşünce ve demokratik kurallara uyumdur. Demokratik kurallar dışına çıktıkça ve ülke daha da radikalleştikçe sağ veya sol görüşlerin farklıkları ortadan kalkmakta, partiler ekonomik temelde düşünme yerine, kendi görüşleri doğrultusunda hareket eden yandaşların bir kulübü haline dönüşmektedir.

İnsanlık tarihi büyük ölçüde yıkım ve felaketlere yol açan iki dünya savaşı görmüştür. Bunlar içinde ikinci dünya savaşı kullanılan teknik ve daha geniş bölgeleri kapsama açısından insanlığa en büyük yıkımı sağlayan bir savaştır. İşte, bu kadar büyük yıkıma sebep olan İkinci Dünya Savaşı sonunda insanlar yaşanan trajedilerin sona ermesi ve bir daha tekrarlanması açısından daha fazla insanlık değerleri üzerine inşa edilmiş bir dünya düzeni için çaba göstermiştir. 1949’da yayınlana Cenevre İnsan Hakları Kovansiyonu ve Birleşmiş Milletler örgütünün daha etkili bir yapıya ulaştırılması yapılan bu çalışmaların bir kısmını teşkil etmektedir. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllar bilhassa demokratik ülkelerde saflık devri olarak görülmektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, dünyanın birçok yerinde sosyal devlet uygulaması ile ilgili önemli adımlar atılmıştır. Bu dönemde sosyal içerikli politikalar üzerine siyaset yapan partiler ilerleyiş içinde olmuşlardır. Bunu yaparken de insanların temel ihtiyacı olan sağlık ve eğitimde devletin en iyi hizmeti sağlaması yönünden de önemli kararlar hayata geçirilmiştir. Avrupa’nın demokrasi ile yönetilen ülkelerindeki sosyal politikalar insan refahı için temel oluştururken, Rusya ve Çin gibi ülkelerde eşit eğitim ve sağlık hizmeti sağlanmasına rağmen demokrasinin olmayışı dolayısı ile de ekonomik yönden çalışan yığınlar ile onları yönetenlerin yaşadığı burjuva usulü yaşam ikilemi ortaya çıkmıştır. Nitekim, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası ortaya çıkan kişilere ait çok büyük servetler, kişi başı gelirin Avrupa’nın demokrasi ile yürütülen ülkelerine karşı kişi başı gelirin bu kadar düşük olduğu, bir ülkede belirli kişilerin çok büyük servetlere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Burada sorulması gereken, her şeyin devlete ait olduğu bir ekonomik yapı içerisinde bu kadar büyük kişisel servetlerin nasıl oluştuğudur.

Gerek Sovyetler Birliği gerekse Çin’de yaşananlar ve açılım sonrası ortaya konanlar bunu göstermektedir ki, ülkeyi sosyal açıdan belirli bir seviyede tutma ilkesi ile yola çıkan ve bu uğurda ilkeler ortaya koyan yönetim kadroları, aslında kendi zümresel yapıları içinde çok büyük zenginler yaratmışlardır. Demokratik ilkelerle yönetilmemenin en büyük etkisi de budur. Nitekim Sovyetler Birliği’nin dağılımı sonrası serbest piyasa ekonomisine kademeli olarak geçen Rusya’da kişi başı gelir artmış olmasına rağmen, büyük halk kitlelerine bu artışın yansımadığı da ortaya çıkmıştır. Bu da kapalı komünist yönetimlerin halka yarattığı eşit yaşam şartlarına karşılık yaratılan çok zengin bir tabakanın oluşumu ile kendini göstermiştir. Burada söylemek istediğim, parti ekonomi politikasının hangi temel üzerinde kurulu olmasına bakılmaksızın, ekonomik modellerin başarısının tamamen demokratik ilkelerin işleyişine bağlı olduğudur.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde ülkenin gayri safi milli hasılasında meydana gelen artışın kişi başı geliri artırması ve bu artan gelirin tüm gelir sınıflarında artarak hissedilmesi daha belirgin olarak görülmektedir. Aynı trendi daha önce kapalı ekonomik model ile yönetilen ülkelerde görmek mümkün değildir.

Geçmiş yazılarımda değindiğim şekilde KKTC’de sağ ve sol yelpazede partiler olmasına rağmen, her iki taraf da ekonominin temelinde politikalar üretme konusunda yeterli olamamaktadır. Partilerin ekonomi politikalarında ilkeli durmalarının önündeki en büyük engel çizdikleri ekonomik modele bağlı kalmak yerine populist uygulamalara meydan vermeleridir. Popülist uygulama da yandaşlara veya potansiyel olarak oy alınabilecek kişilere ekonomik çıkarlar sağlamaktadır. Bu durumun gerçekleşmesi ile partiler arasındaki sağ ve sol siyaset ayırımı ortada kalkmakta partiler sadece yandaşlarına yardım eden kulüpler veya kuruluşlar olarak görülmektedir.

Popülist uygulamalar ülke içinde belirli kişi veya kurumlara cazip gelse de, hem ülke ekonomisinin gelişmesinde büyük bir engel olarak ortaya çıkmakta hem de gelir sınıfları arasındaki farkı daha da artırmaktadır.  Böyle olunca da herhangi bir vatandaş, toplum genelinin refahının artacağı ortamların gelişmesine odaklanma yerine kendi gelir durumunun gelişmesini düşünmektedir. Partilerin bu aşamada yapması gereken, popülist davranma yerine halkın bütünün faydalanacağı uygulamaları hayata geçirecek politikaları geliştirmektir.

Partilerin çizdikleri ekonomik modele ilkeli bir şekilde bağlı kalmaları sürdürülebilir ekonomik gelişimin olmazsa olmasıdır. Yola bir ilke ile çıkıp sonra bu ilkeden sapmak topluma zarar verdiği kadar partilere de zarar vermektedir. Bu nedenle KKTC’de sağda ve solda tüm partilerin benimsedikleri ve hedef olarak ortaya koydukları ekonomi politikalarını ve bu politikaların uygulanması sonucu ortaya çıkacak refahı halka açıkça anlatmak ve yaptıklarına sadık kalmak zorundadırlar. Siyaset yapanların görevi de bu uğurda mücadele etmektir.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup