HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

06.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

​Kurumlar ve kurumsal yönetim ilkeleri

Kurum kelimesi belirli bir amaç için oluşturulan kurumsal yapının adıdır. Bu yapı içerisinde kar etme amacı ile kurulmuş şirketler olduğu gibi, devletin hem kamu hizmeti verdiği hem de ticari faaliyetler yürüttüğü eski adı ile “devlet iktisadi teşebbüsleri” yani KİT’ler ve BRT gibi sadece kamu hizmeti veren kurumlar da yer almaktadır.

Türkçe lisanında yıllar itibarı ile değişiklikler ve yenilenmeler oldukça eskiden kullanılan kelimeler artık farklı olarak söylenmektedir. Mesela eskiden tayyarre denilen şey bugün uçak olarak bilinmekte, yine eskiden korporasyon olarak anılan işletmeler de kurum olarak telafuz edilmektedir. Tabii bir zamanlar korporasyon olarak anılan işletmelerin çalışma usulleri de isimleri gibi çağdaş gelişimlerden payını almaktadır. Kurumlar geliştikçe beklentiler arttığı gibi riskler de artmaktadır. Hem bu risklere karşı zamanında gereken önlemleri alma, hem de kurumları çeşitli gruplara fayda sağlamalarını sağlayacak duruma getirmek için kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanması gerekmektedir.

Aslında, kurumsal yönetim ilkeleri genelde kar amacı güden işletmelere yani kurumlara uygulanmış olsa da gerek devlet yönetim mekanizmasının gerekse devlete ait kurumların da kurumsal yönetim ilkeleri kapsamında yönetim usulleri geliştirmeleri gerekmektedir. Hele de KKTC gibi teknik devlet özelliği olmayan bir devletin teknik devlete dönüştürülmesinde kurumsal yönetim ilkeleri çok daha önemli rol oynamaktadır.

Devlet yönetiminin kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda yönetim sistemi geliştirmesi yanında, KKTC’nin kuruluşundan beri kanayan yara olan ve yıllar geçtikçe kanamanın arttığı gözlemlenen devlete ait kurumların yönetim anlayışında da kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda geliştirmeler yapılmalıdır. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi devlete ait kurumların yönetimine getirilen kişilerin onları atayan siyasi kişiler veya partilerin isteklerine göre bu kurumları yönetmek yerine, tüm halkın faydasına olacak şekilde yönetmeleri için gerekli bilgi, deneyim ve beceriye sahip kişiler olmaları gereklidir. Sırf belirli kişi veya partinin amaçları için yönetime gelenlerin halka vereceği bir şey yoktur.

Kurumsal yönetim ilkeleri, bir kurumun bu kurumdan menfaat sağlayacak kişi veya gruplara en iyi menfaati sağlamasının yolunu çizmektedir. Kar amacı ile kurulan bir kurum yani şirkette en büyük menfaat sahibi o şirkete para yatıran sermaye sahibi yani şirketin hissedarıdır. Şirketler karlarını artırarak hem hissedarlara daha fazla kar payı vermekte, hem de karın bir kısmı ile yatırım yaparak şirketin varlığını ve dolayısı ile değerini artırmakta bu suretle hissedarlar hem kardan pay alarak hem de şirketteki payları daha da değerlenerek her yönden kazançlı çıkmaktadırlar.

Şirketlerde menfaat elde eden grupların diğeri de çalışanlardır. Başarılı ve karlı bir şirketin çalışanları daima daha iyi maaşa sahip olmaktadırlar. Kurumsal yönetim ilkeleri de yönetimin hissedarlar yanında çalışanların da haklarının iyileştirilmesi zorunluluğu getirmektedir.

Kurumsal yönetim ilkelerinin hissedar ve çalışanlar dışında paydaşları başta devlet, daha sonra kurum ile iş ilişkisi içinde olan şahıs ve kurumlar ve en sonunda da şirketin içinde faaliyet gösterdiği çevredir. Dikkat edecek olursanız kurumsal yönetim ilkeleri şirketlerin sadece kar eden işletmeler olmadığını, bunun yanında devlete vergi ödeme mükellefiyetini eksiksiz ve tam olarak yapması gerektiğini, şirket ile iş yapanların haklarının korunması mecburiyetini ve en önemlisi de kar etme uğraşı içinde faaliyet gösterdiği çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirmesini ortaya koymaktadır. Bu da kurumsal yönetim ilkelerinin sosyal sorumluluk ilkeleri ile birleştirilmesi demektir.

Şirketler, kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanmasını şirketleri yönetenlerden beklemektedir.      Şirket yönetiminde olanlar yıl sonunda genel kurulda hissedarlara icraatleri ile ilgili bilgi verip onların onayını almak mecburiyetinde oldukları gibi, şirketin tüm faaliyetlerini devamlı gözetim altında tutan ve sistemlerin doğru ve eksiksiz çalışmasını kontrol eden iç kontrolleri oluşturmak mecburiyetindedirler. Bunun için de bir iç denetim sistemi kurmaları gerekmektedir. İç denetim sistemi yönetimden bağımsız olarak hem çalışanların hem de yönetim kurullarının faaliyetlerini kontrol etme yetkisine sahip bir sistemdir. İç denetim sistemi şirket içinde görevlerin birbirinden ayrıldığını ve birbirini dolaylı olarak kontrol ettiğini belirlemektedir.

Kurumsal yönetim ilkelerinin şirketlerde uygulanması artık gelişmiş ülkelerde bir zorunluluk haline gelmiştir. KKTC’de devlet bu konuda öncü olmalıdır. Bu nedenle devlet kurumsal yönetim ilkelerini önce devlete ait kurumlarda uygulamaya başlamalıdır. Devlete ait kurumların en büyük menfaat sahibi halktır. Bu nedenle önce halkın bu kurumlardan ne kar ettiği ortaya konmalıdır. Halk fayda görüyorsa çalışanlar da faydalanacak demektir. Bir de iç denetim geliştirilerek görevler ayrılığı ve birbirini denetleme durumu ortaya çıkarsa kurumların sadece ve sadece halk için var olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.