Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

26.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

​Neden insanlar göç ederken Avrupa’yı düşünür?

Son yıllarda Avrupa Birliği’ne üye ülkelere doğru artmakta olan göç hareketinin kökeninde, göç etmek zorunda kalan insanların ülkelerinde yaşanan iç savaşların etkileri vardır. Devam eden iç savaşların ortaya çıkması ve gelişmesinde batılı ülkelerin de rolü olsa da kaçanların Avrupa’ya yönelmesinde suçluya yönelme için yapılan bir eylem yoktur. Avrupa’ya kaçış dünyanın insan hayatına en çok değer verildiği yere doğru yapılan bir kaçıştır.

Bu yazıda insanların göçü düşünürken neden öncelikle Avrupa ülkelerini  tercih ettiklerini anlatmaya çalıştım. Bunun yanında İngiltere’de Brexit sonrasında gelişen durumu ve Avrupa Birliği ile ilişkilerine de değinmek istedim. Bayram tatili sırasında İngiltere ve İspanya’ya gitme fırsatım olduğundan bu iki ülkedeki durumu da gördüklerimle değerlendirmeye çalıştım.

İngiltere Avrupa Birliği’nden çıkış kararı almasına rağmen, bu kararın henüz Avrupa Birliği’nin diğer üyeleri tarafından onaylanmaması nedeni ile hala Avrupa Birliği üyesi olarak kabul edilmektedir.  Bir yandan AB’den çıkış kararı almış, diğer taraftan fiilen hala Birlik içindeki İngiltere’nin içinde bulunduğu durum, hem psikolojik hem de ekonomik olarak büyük sıkıntılara gebedir. İş dünyası AB’den çıkış sonrasında Avrupa Birliği’nin diğer üyeleri ile İngiltere arasında varılacak, ticari, finansal ve ekonomik anlaşmaların ne olacağı konusunda büyük bir belirsizlik içerisindedir. AB’den çıkış kararında en büyük etken olan yabancı uyruklu (AB uyruklular da dahil) kişilerin İngiltere’de yerleşme ve çalışmasına karşı olan tutumun, İngiltere’nin bundan sonraki ticari ilişkilerinde önemli bir etken olacağı şimdiden görülmektedir.

Avrupa Birliği İngiltere’ye açıkça, AB vatandaşlarına istihdam engeli getirmesi halinde ticari malların serbest dolaşımı, bankalara serbest para akışı, yatırım enstrümanlarının serbestçe kullanılması konularında engel konulacağını bildirmiştir. Ortalama bir İngiliz vatandaşı yabancı uyruklu kişilerin istihdamının engellemesi ile daha fazla istihdam edilme olanağının doğacağına inansa da, diğer taraftan istihdama imkan sağlayan ekonomik faaliyetlerin kısıtlanması ile doğabilecek sıkıntıların yaratacağı işsizlik riskini hesaba katmamaktadırlar. Bu nedenledir ki, iş dünyası Brexit sonrası gelişmeleri büyük bir kaygı ile izlemektedir. Bu endişeyi sokakta yürüyen bir İngiliz vatandaşı algılayamasa da iş dünyasının tedirginliği artık basında açıkça dile getirilmektedir.

İngiltere dünyanın en önemli finans merkezlerinden birisidir. Bu özelliği ile de dünyanın en çok fon çekebilen ülkeleri arasındadır. Bu özelliğini devam ettirebilme şansı Brexit sonrası var gibi görülse de, küreselleşen dünyadaki işbirlikleri geçmişte yaşananların tekrarına imkan vermemektedir. Görünen odur ki İngiltere kısa sürede Brexit görüşmeleri içinde ve sonucunda önemli ölçüde ekonomik sıkıntılar yaşayacaktır. Bunun neticesinde yabancıların istihdamını engellediğini sananlar, esas sorun olan işsizlik ile yaşamak zorunda kalacaklardır.

İngiltere’de durum böyle iken Avrupa Birliği üyesi İspanya’da taşlar yavaş yavaş yerine oturmaktadır. Ülkenin en büyük kaynağı olan turizm gelirleri çok büyük oranda artmıştır. Otel fiyatları yükselmesine rağmen oteller çok yüksek oranda doluluğa ulaşmıştır. Bu atmosferi İspanya’da bulunduğunuz sürede algılayabilirsiniz. Bütün bu gelişmelere birlikte turiste verilen hizmetin kusursuzluğu ve çevrenin temizliği sürdürülebilir bir turizm faaliyetinin en önemli göstergeleridir. Gelen turisti kapıdan çıktıktan sonra arabalara bindirip paketleme yerine son ana kadar ilgi gösterilmesi örnek alınacak bir davranıştır. Artan taleple şımaran ve tam bir soygun ortamına dönüşen Türkiye’deki Bodrum gibi yerlerle karşılaştırıldığında turizm konusunda gerek Türkiye’nin gerekse KKTC’nin daha çok yol kaydetmesi gerektiği görülmektedir.

Sonuç olarak Avrupa’da bulunduğum sürede insanlarda pozitif havayı hissettim. Hissettiğim bu havayı Afrika’da veya Orta Doğu’da yaşayan bir insanın görmeden hissetmesine imkan yoktur. Ancak bu yörelerde yaşayan insanlar zora düştüklerinde tek sığınacakları emniyetli liman olarak Avrupa’yı görmektedirler. Orada hiç bulunmamış bu kadar insanın tek umut kapısı olarak Avrupa’yı görmesinin neye dayandığına bakmak gerekir.

Avrupa Birliği içerisinde ve KKTC’de yaşayan insanların bir kısmı AB’nin yanlış bir birlik olduğunu ve sosyal ve ekonomik açıdan söylendiği gibi büyük bir refah sağlamadığını iddia etmektedirler. AB dışındaki ülkelerde iddia edildiği şekilde AB’den daha fazla bir refah yaşanıyorsa bu kişilerin argümanları doğrudur diyebiliriz. Ancak, hepimiz de biliyoruz ki, AB dışında çok az ülkede arzu edilen seviyede refah vardır.

Avrupa Birliği’nin vatandaşlarına sağladığı refahın temelinde demokrasi, insan hakları ve adalet yatmaktadır. Bu birliğe bağlı ülkelerin vatandaşları ne kadar soğuk, ne kadar bencil olursa olsun, ülkelerin sağladığı şartlar her dünya insanının içinde bulunmak istediği şartlardır. Buna dayalı olarak savaşlardan, ezilmekten bıkmış insan gruplarının dini, dili, ırkı farklı olmasına rağmen kendi hayatını en fazla emniyette hissedeceği bir ülkede bulunmak istemesini garip bulmamak gerekir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.