Akacan Holding
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

09.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Risklerle dolu dünyamızda 2017 ile ilgili öngörülerde bulunmak

Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen terör saldırıları ile ilgili haberleri duydukça, içinde yaşadığımız dünyanın artık çok da güvenilir bir yer olmadığı fikri de hayatımızı farklı yönden etkilemektedir. İnsanlar arasında gittikçe yayılan bu güvensizlik hissi, normal alışkanlıkların değişmesine sebep olmakta, herkeste gelişen paranoya ekonomik hayata negatif etki yapmaktadır.

Geçen yıl görülen terör saldırılarında ana hedefin insanlar arasında korku yaratarak dolaşımlarını kısıtlamalarını sağlamak, böylece dolaşımı engelleyerek ekonomik aktiviteyi etkilemek olduğu açıkça görülmüştür. Görmeye alışık olduğumuz bu terör eylemlerinin bu yıl da devam edeceği beklentisi büyük halk kitleleri arasında kabul görmüş bulunmaktadır. Bu görüşlerin değişmesi için terörsüz bir zamana ihtiyaç vardır.

KKTC’de terör ile ilgili bir sorun olmamasına rağmen gerek Türkiye’de, gerekse dünyada artan terör bizleri de dolaylı olarak etkilemektedir. Aslında Türkiye’deki durum bizleri çok daha fazla etkileyebilmekte, kullandığımız para birimi ve ithalatımızın büyük bölümünün Türkiye’den yapılmış olması dolayısıyla gerek para birimindeki değer kaybı gerekse enflasyon direk olarak bize de yansımaktadır.

2017 yılında KKTC ekonomisini en çok etkileyebilecek iki ekonomik gelişme Türk Lirası’ndaki değer kaybı ile Türkiye’de üretilen ve KKTC’ye ithal edilen mallardaki fiyat artışıdır. Türkiye’deki mallardaki fiyat artışı ülkedeki enflasyonun yansımasıdır. Enflasyondaki artışın 2016 yılının son aylarında yaşanan devalüasyonun etkisi olduğunu Türkiye’deki ekonomi uzmanları söylemektedir.

Görülen odur ki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın döviz kur artışları karşısında faiz artırma enstrümanın kullanması gerekmektedir. Yaşanan terör saldırıları dolayısı ile ekonomideki etkilenmeye karşı faiz artırmanın daha da kötüleştirici bir etkisi olsa da dövizdeki kur artışları ile ilgili mücadelede tek çözüm gibi durmaktadır. Türkiye’nin turizm sektörünün de terörden etkilenmiş olması döviz girdilerini de azalttığından döviz rezervlerinin düşmesine neden olmaktadır. Tüm bu olumsuzluklar içerisinde Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin faiz artırmama ısrarını da anlayışla karşılamak da gerekmektedir. Ekonomideki daralma nedeni ile finansman sıkıntısı çeken büyük bir kitlenin rahatlatılmasında düşük faizli ve uzun vadeli finansmana büyük ihtiyaç vardır.

2016 yılı içerisinde Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ekonomik işbirliği protokolünün KKTC’ye taze kaynak yaratmadaki rolü çok büyüktür. Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların bizlere de yansıması ile birlikte bizlerin ezelden beri yaşadığımız yapısal sıkıntıların yarattığı anomaliler, ekonomik hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu anomalilerden bir tanesi de piyasadaki para akışındaki tıkanıklıktır. Bu tıkanıklığın aşılmasında Türkiye’den gelen kaynağın önemi çok büyüktür. Bu nedenle protokol maddelerinin uygulanmaya konup para akışının hızlandırılması çok gereklidir. Toplum içerisinde ağır reçete gibi algılanan bu protokolün doğru uygulanmasının yaratacağı etkilerin iyi anlatılması gerekir.

KKTC’de Ekonomi Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın 2016 yılı performansları tüm olumsuzluklara rağmen iyidir. Ancak, her iki bakanlıkta neyin daha iyi olduğunu yeterince topluma anlatmakta başarılı değildirler. Bana göre ekonomideki iyi veya kötü gidişatı, hükümetin iyiyi nasıl yaptığı kötüyü nasıl yönlendirdiğini ilgili bakanlıklar daha detaylı ve halkın anlayabileceği şekilde anlatmaları gerekmektedir. Vatandaşlar olarak bunu onlardan talep etme hakkımız olduğuna inanıyorum.

Finansman ile ilgili karar vermede en zor faktör risk faktörüdür. Bu zorluk da riskin belirlenmesindeki zorluktur. Yatırımcılar riski belirledikten sonra yatırım kararları verebilmektedirler. Terör de risk faktörünü yukarıya çeken bir unsurdur. Bu nedenle gerek Türkiye’de gerekse dünyada terör tehlikesi arttıkça risk faktörü de artmaktadır. Risk faktörü arttıkça yatırımcı yatırım yapmaktan korkmakta, finans kuruluşları da geri dönüşüm sıkıntısı dolayısı ile kredi vermekte çekingen davranmaktadır. Böyle olunca da sermayeye veya dış finansmana erişim zorlanmaktadır.

2017 yılında KKTC’yi en çok para akışındaki süre etkileyecektir. Türk Lirası’ndaki değer kaybının fiyatlara yansıması dolayısıyla insanların harcama trendlerinde düşüş olabilmesi, piyasada para sıkıntısına neden olabilir. Olabilecek sıkıntıların aşılmasında Türkiye’den kaynak sağlanması önemli bir etken olabilir. Bu nedenle hükümetin ciddi bir şekilde ekonomik protokolü uygulaması gerekmektedir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.