KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

17.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Siyaset üzerine

KKTC’de siyaset sahnesinde hükümet icraatlarının bir bir yargıya taşındığı bir dönemi yaşıyoruz. Hükümetin son birkaç ay içerisinde Bakanlar Kurulu karararları ile uygulamaya koymaya çalıştığı kararnameler ya muhalif partiler ya da sivil toplum örgütleri tarafından mahkemelere götürülmekte ve hemen hepsinde ara emri alınmaktadır.

Kararnamelerin ara emri ile uygulamalarının durdurulması, ekonomi açısından çok da sağlıklı bir durum yaratmamaktadır. Ekonomik açıdan önemli sayılabilecek kararlar yargı eli ile durdurulmakta bu da ileriye gitmeyi önlemektedir.

Ancak, ekonominin gidişatına zarar vermemek için muhalif partiler veya sivil toplum örgütlerinin hiç bir eylemde bulunmamalarını istemek de doğru bir istek değildir. Demokrasinin var oduğu her yerde, gerek muhalefet partileri gerekse sivil toplum örgütleri, hukukun üstünlüğü prensibine bağlı olarak vatandaş adına yargıya gitme hakkını kullanabilirler. Muhalefetin ve sivil toplumun yargıya yaptıkları müracaatların yasalara uygun olup olmadığını belirlemek yargının görevidir.

Son aylarda hükümetin yaptığı icraatlerin kararnameler ile uygulamaya konması hükümetin acilen bir şey yapmak istemesi ve ekonomik çarkların dönmesine imkan sağlaması içindir. Ancak, bu yapılırken ülkenin birçok dengesi de bozulmaktadır.

Seyrüsefer affı ve muhaceret affının ahlaki olup olmadığı tartışılmaktadır. Olaya her iki taraftan da bakıldığında yasalara uyanların cezalandırıldığı ve uymayanların mükafatlandırıldığı bir durum olduğu kadar, eknomik nedenlerle yasal zorunluluklara uyamayanlara yapılan bir rahatlatma durumunun da söz konusu olduğu görülebilir.

Burada önemli olan birkaç mağdurun menfaati değil, toplumun menfaatinin ne olduğudur. Eğer yapılan icraat sadece belirli bir kesimin avantajına ise ve toplumun büyük bir kısmının bundan faydası olmayacaksa, toplumun büyük bir kesiminin faydasına olmayan icraatlerden kaçınılmalıdır. Tıpkı Girne Emirnamesi’nde olduğu gibi.

KKTC’nin temel insan refahını ve gelecek nesillerin geleceğini etkileyen iki önemli sorunu vardır. Biri sağlık, bir de eğitim.

Dikkat edecek olursak KKTC devleti sağlık konusunda halkına istenilen düzeyde sağlık hizmeti sunamamaktadır. Toplumun çok büyük bir bölümünün devletten sağlık hizmeti alma ihtiyacı olduğu için, bu büyük çoğunluk sağlıktaki sorunlar yüzünden mağdur olmaktadır. Sağlık sistemine güvenin azlığından özel sağlık hizmeti alma ihtiyacı duyulduğu gibi, vatandaşların bir kısmı da güneye yönelmektedir. Bir ülkenin sağlık sisteminin iyi olması, vatandaşın ruhi durumunu ve başarısını da direk olarak etkileyebilmektedir.

Sağlık ile birlikte eğitim de KKTC hükümetlerinin en sıkıntılı konusudur. Gelecek nesillerin iyi yetişmesi eğitim sisteminin başarısına bağlıdır. Aynı şekilde gelir düzeyi ne olursa olsun KKTC’nin her ferdinin kaliteli bir eğitim alması gerekmektedir. Bu eğitimi parası olanlar özelde, parası olmayanlar devlette alsalar dahi eğitim düzeyleri her ikisinde de aynı omalıdır. Gelecek nesillerin yetişmesinde onlara iyi eğitim olanakları sunmak ve bunu toplumun büyük bir bölümüne yaymak, ülke geleceği için çok önemli olduğu kadar, gelecek nesillerin daha bir dünya insanı olması da sağlanacaktır.

Hükümetlerin yaptığı icraatlar her zaman vatandaşa yansımaktadır. Eğitim ve sağlık dışında hükümet edenlerin ülkeyi planlı yönetmeleri de toplumun faydasınadır. Toplumun genelinin değil de belirli bir kesiminin faydalandığı icraatlar maalesef kişi başı gelirde de azalmalara yol açmaktadır.

Hükümet icraatleri nedeni ile gelir düzeyleri rasındaki fark açıldıkça, toplumun rafah düzeyi de ortalama olarak düşmektedir. Uluslararası Şeffaflık Platformu, yaptığı çalışmalarda hükümet icraatlarının zümresel ve kişisel çıkarlara hizmet vermesi neticesinde kişi başı gelirde yıllık 380 Amerikan Doları azalma olduğunu ortaya koymaktadır. Zümresel ve kişisel çıkarların halkın geneline göre korunması uluslararası literatürde devletin yosuzluk ve rüşveti olarak belirtilmektedir.

KKTC küçük bir ülkedir. Dünya ile iletişiminin Türkiye üzerinden yapılmış olmasının getirdiği sıkıntılar dışında, küçük çaptaki nüfusun refaha ulaşması çok zor değildir. Ancak eğitimi, sağlığı dökülen, yolları delik deşik bir ülkenin refah ülkesi olması bu durumu ile mümkün değildir.

Devlette çalışanların mesai yolsuzluğu yapmadığı, siyasilerin kendi yandaşlarını kollamadığı, vatandaşın hakkını her halükârda aradığı bir ortamda KKTC’nin ekonomik açıdan refah bir ülke haline gelmesi uzak bir ihtimal değildir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.