• 04 Eylül 2017, Pazartesi 12:07
Derviş KemalDENİZ

Derviş Kemal DENİZ

Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir

Globalleşen dünyanın parçası olmak insanı büyük düşünmeye ve özgüven sahibi olmaya yönlendirmektedir. Bunun dışında kalan toplumlar içine kapalı, yeniliklerden korkan ve atılım yapamayan toplumlara dönüşmektedir. Kıbrıs Türkünün Kıbrıs Rumları tarafından yıllarca içine itilmeye çalışıldığı durum budur. Yapılmak istenen ekonomik olarak dünya ile hiçbir direk irtibatı olmayan, her zaman biri üzerinden bunu sağlamaya çalışan, içine kapalı, büyük olan her şeyden ürken, atılım yapamayan ve her zaman biri tarafından yönetilen bir toplum yaratmak.

Özgüven eksikliği insanda ve geniş anlamda da topluluklarda bir hami arama ihtiyacı doğurmaktadır. Yaptığı iş müracaatları sonucunda iş bulamayan, girdiği özel teşebbüste başarısız olan bir gencin anne veya babasının vereceği paraya muhtaç olması ve zamanla hiçbir işe yaramama, yeterli olamama duygusuna kapılması sonucu ancak, büyük bir gücün yardımı ile ayakta durabileceği hissi özgüven kaybının en önemli etkenleridir. Böyle bir hisse kapılan kişi veya toplumlar zamanla atılım yapmaktan çekinir ve içine kapanır.

Kıbrıs Türk toplumu 1974 sonrasında Rumların Kıbrıs’ı siyasi ve ekonomik alanda tek başına yönetme ve Türk toplumunu baskı altında tutma eyleminden kurtulmuş, kendi kendini yöneten ve ekonomik açıdan baskı altında olmayacağı bir ortama sahip olmuştu. 1974’ten bugüne kadar geçen zaman içerisinde Kıbrıslı Türkler kendi bölgelerinde kendilerinin yönettiği bir devlete sahip olurken, ekonomik yönden de 1960-1974 dönemi ile karşılaştırılamayacak kadar önemli bir ekonomik yapılanmaya girmiştir. Bugün KKTC’de Güney Kıbrıs’taki iş adamları ile rahatça rekabet edebilecek ekonomik güç ve beceriye sahip işadamlarımız vardır. Kıbrıs Türküne gurur veren bu gelişmenin gelebileceği en üst nokta budur.

1989 sonrasında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve kapalı devletçi ekonomik yapılardan serbest piyasa ekonomisine dönülmesi sonucu hızlanan küreselleşme hareketleri, teknolojik gelişim ile dünyada şekillenen ekonomik aktivitenin içerisinde olmanın yarattığı imkan ve şartlar, 1974-1989 döneminde yaşanan ekonomik şartlardan çok farklıdır. Teknolojik gelişme ve küreselleşmenin yaygınlaşması ile birlikte ülkelerin aralarında oluşturdukları birlikler, ticari anlaşmalar, çifte vergilendirmeyi önleme protokolleri, ülkeler arsındaki ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesinde ve gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Maalesef KKTC bu gibi anlaşmalar ve protokollerin dışındadır. KKTC bu yapının dışında oldukça kişi veya kurumların bu ekonomik ağ içerisine girmesi mümkün değildir.

KKTC’de kendi küçük dünyamızda günlük ekonomik sıkıntılar ile mücadele ederken, dışımızda gelişen ekonomik yapının içerisinde bulunmak bizi korkutmaktadır. Bu da bizi daha fazla çekinceye ve bir şey yapamama hissine yöneltmektedir. Neticede, gerek Güney Kıbrıs’tan gerekse farklı ülkelerden zaman zaman gelen söylemlerde, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda yapılacak girişimlerde veya ekonomik yatırımlarda hiçbir becerisi olmadığı belirtilmektedir. Yapılan bu söylemler toplumun özgüveni üzerinde büyük bir tahribat yarattığı gibi gelecek nesillerin umut kapısını da kapatmaktadır.

Bu nedenle içte büyük sorunlarımız olsa da yapılması gereken, kişi veya kurumlarımızın dünyaya açılmasını sağlayacak koşulları oluşturmaktır. KKTC’de önümüzdeki dönemde yapılması gereken budur.

Son yıllarda sık sık değişen hükümetler ve koalisyonların ortaya koyduğu politikalar herhangi bir istikrar kazanılmadan her hükümet değişiminde ya rafa kaldırılmakta ya da yeni bir şeyler ortaya konmaktadır. Bu değişimlerle birlikte toplum içerisinde gelişen düşünce, siyasetin toplumun büyük bir kısmını kapsayan çözümler değil de kişisel ve zümresel çözümler üzerine odaklandığıdır. Böyle olunca da her iktidar döneminde toplumsal gelişimi bir tarafa bırakan düşüncenin yerine iktidardakilerin yandaşlarının gelişimini öne çıkaran düşünce hakim olmaktadır. Neticede de toplumsal mücadele bireysel mücadeleye dönüşmektedir.

Kişiler unutmamalıdır ki kişisel olarak ne kadar büyük ekonomik güce sahip olunursa olunsun, içinde yaşadığınız ve vatandaşı olduğunuz vatanınızın ekonomik gücü yoksa itibarınız da sadece sizin irtibatta olduğunuz ve hitap ettiğiniz çevrenin dışına çıkmaz. Halbuki ekonomik gücü ve saygınlığı olan bir ülkenin vatandaşı olmak sizin saygınlığınızı cebinizdeki paradan çok kimliğinizde yazılan ülkeye dayandırır. Kıbrıslı Türklere de gurur verecek olan KKTC’nin ekonomik yönden saygın bir ülke olmasıdır. KKTC’nin ekonomik yönden güçlü olması da toplumun özgüvenini artırmaktadır. Özgüveni olan 5 bin kişi mi, yoksa özgüveni olan 300 bin kişi mi isteriz karar verelim.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11
yukarı çık
Skull King Popup