HUNKAR SAG GIYDIRME
Derviş Kemal DENİZ

Derviş Kemal DENİZ

30.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Toplumun ajandasında döviz kurlarındaki artış hala en önemli konu

Kıbrıs sorununa çözüm bulmakla ilgili görüşmelerin sonuçlanma aşamasına geldiği ile ilgili haberler vatandaşın ilgisini çekse de, günlük yaşamını büyük ölçüde etkileyen döviz kurlarındaki artış her yönü ile daha büyük bir ilgi ve merak ile izlenmektedir. KKTC’de yaşanan döviz krizi aslında son yirmi yılda yaşanan üçüncü büyük kriz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gazete arşivlerine bakacak olursanız, üç büyük döviz kriz dönemi dışında artçı sarsıntılara neden olan ona yakın döviz kur krizlerini de hatırlayabilirsiniz. Döviz kur artışlarının zaman zaman ortaya çıkması da kronik bir Türk Lirası kullanım sorununun olup olmadığı sorusunu da akla getirmektedir.

Geçmişten günümüze kadar her döviz krizi yaşandığında daha stabil bir para birimine geçme gündeme gelmektedir.  Vatandaşın satın alma gücünü koruması açısından stabil bir para biriminin kullanılması avantajlı olsa da, paranın sirkülasyonu ve arzı konusunda ortaya çıkması muhtemel sıkıntıların farklı problemler yaratacağı da iyi hesap edilmelidir. Henüz siyasi bir çözüme ulaşılmamış durumda uluslararası tanınmışlığı olmayan KKTC’nin siyaseten kendini tanımayan bir ülke veya birliğin parasını kullanması çok da pratik bir uygulama değildir.

KKTC hükümetlerini ve dolayısı ile halkını eli kolu bağlı duruma getiren ülkenin kendi para birimine sahip olmamasıdır. Kullanılan resmi para biriminin Türk Lirası, ABD Doları veya Euro olmasının arasında büyük bir fark yoktur. Tek fark kullanılan para biriminin kontrolüne sahip ülke ile siyasi ilişkilerin durumudur. Bugün itibarı ile para birimi kullanmada Türk Lirası kullanma dışında pratik olarak uygulanabilecek farklı bir para birimi maalesef yoktur. Bu konuda farklı görüşlerin olduğunu biliyorum. Ekonomik olarak halkın faydasına olan daha stabil bir para biriminin kullanılması, maalesef iş yönetime geldiğinde makro düzeyde pek de kolay bir uygulama olmamaktadır.

Türk Lirası kullanımının KKTC’nin bulunduğu durum dolayısı ile hemen hemen tek alternatif olarak görülmesi birçok ekonomi uzmanının KKTC hükümetinin döviz kurlarındaki artışa karşı yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını belirtmelerine neden olmaktadır. Siyasilerin de kullandıkları ifadeler bu yöndedir. Nitekim geçen hafta Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın beklemekten başka yapacak bir şeyimiz yok demesi gerçeği yansıtmaktadır. Diğer taraftan Ekonomi Bakanı Sunat Atun’un “Türk Lirasına güvenmeye devam edelim” sözü de halkı sarmakta olan paniğe karşı biraz olsun umut pompalamağa yöneliktir.

KKTC’de hükümetin döviz kur artışlarını önlemeyle ilgili herhangi bir enstrümanı olmadığını çok iyi biliyoruz. Hükümetin Türk Lirası’nın değeri ile ilgili herhangi bir yaptırım gücü olmamasına ilaveten alabileceği ekonomik tedbirlerle ilgili de çok fazla imkanı yoktur. Yıllardır kronikleşen bütçe sıkıntıları olan ve reel ekonominin canlandırılması için her üç senede bir Türkiye Cumhuriyeti ile protokoller imzalayan KKTC’nin vatandaşı acilen rahatlatıcı tedbirleri alması çok da kolay değildir.

KKTC hükümetinin hemen yarın vatandaşı rahatlatacak tedbirleri almasını beklemek biraz hayal kurmaktır. Hükümetin bu aşamada ciddiyetle üstünde durması gereken iki önemli konu vardır. Bunlardan birincisi asgari ücretin belirlenmesi, diğeri de Türk Lirası’nın değer kaybı dolayısıyla vatandaşın alım gücündeki azalmanın getireceği piyasadaki nakit darlığına karşı tedbir alınması. Alınacak tedbirlerin birincisi sabit gelirlileri ilgilendirirken, ikincisi de piyasada faaliyet gösteren işletmeleri ilgilendirmektedir.

Daralan ekonomide işadamlarının yanlarında çalışan kişilere daha fazla maaş verme şansı azalmaktadır. Bu nedenle asgari ücrette artış olsa da, piyasada durgunluk yaşayan işletmelerin bu artışları karşılayıp karşılayamayacakları da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu nedenledir ki piyasadaki durgunluğa karşı önemli tedbirler alınmalıdır. Ekonomi Bakanlığının bankalarla birlikte zaman zaman sağladığı ucuz kredi imkanlarının miktar olarak daha büyük krediler vermek ve bunu daha uzun bir zaman dilimine yaymak olarak geliştirilmesi piyasayı büyük ölçüde rahatlatacaktır.

Yaşanmakta olan kritik günlerde hükümet elinden geldiğince tedbirler alırken vatandaşların da mevcut ekonomik durum karşısında kendi bireysel önlemlerini alması gerekmektedir. Vatandaşın alacağı bireysel önlemlerin ekonominin bütünü üzerinde etki yapacağı da düşünülürse, içinde bulunduğumuz durum çerçevesinde hem sabit gelirlilerin, hem iş sahiplerinin ve hem de hükümetin rasyonel bir davranış içinde hareket etmeleri şarttır. Mevcut durumun herkesi az çok mağdur edeceği sonuçlar ortaya koyması beklenmektedir.    Önemli olan krizleri en az hasar ile atlatmak.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.