• 24 Ekim 2016, Pazartesi 14:08
Derviş KemalDENİZ

Derviş Kemal DENİZ

Yapısal dönüşüm programı tekrar gündeme geldi

Son 13-14 yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında çeşitli başlıklar altında ekonomik programlar protokol olarak imzalanmış ancak, bu protokollerin büyük bir kısmı aynı içerik ve şartlarla her protokolde tekrar tekrar karşımıza çıkmıştır. Söz konusu dönem içerisinde uygulanmak üzere önümüze konulan bu protokollere toplumun belirli kesimlerinden sık sık itirazlar gelmiş olmasına rağmen, aslında itirazın büyüğü protokolleri imzaladıktan sonra uygulamayan hükümetlerden gelmiştir.

Herhangi bir devlet başta bütçe olmak üzere ekonomik sıkıntılar içerisinde olduğunda ve devlet yönetmede ortaya çıkan nakit sıkıntılarını aşmak için finansmana ihtiyaç duymakta ve IMF gibi uluslararası finansman kurumlarından kaynak alabilmektedir. Dikkat edilecek olursa, herhangi bir ülkenin IMF den para almasını gerektirecek duruma gelmesi o ülkenin ciddi finansman sıkıntıları olduğunu göstermektedir. Nitekim zaman zaman birçok ülkenin IMF’nin kapısına dayandığını ve ihtiyaç duyduğu kaynağa erişmek için hem halkın hem de devletin büyük sıkıntılar içine gireceği protokolleri imzalamak zorunda kaldığını görmekteyiz.

IMF’den borç almak bir ülkenin egemenliğini kaybettiği anlamına gelmese de, imzalanan protokollerin şartları egemenlik haklarının bazılarının parayı verenin eline geçtiğini açıkça belirtmektedir. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu da protokollere uyup, kısa zamanda alınan krediyi ödeyip, egemenlik haklarını rahatça kullanabilen bir devlet durumuna gelmektir. Devlet olmanın kökeni de budur. Bu nedenle KKTC, tek finans kapısı olan Türkiye Cumhuriyeti ile imzaladığı protokolleri Türkiye istediği için değil, Devlet olduğu için yapmalıdır. Üzüntü verici olan, popülizmden uzaklaşma zorunda kalan bazı siyasilerin, halka bu durumun aşılmasında çekilecek sıkıntıları anlatmak yerine , bu protokollerin Türkiye’nin dayatması olduğunu söylemeleridir.

Ülkemizde devlete sahip çıkmamızı söyleyen siyasetçiler olduğu kadar, halk kitleleri de vardır. Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs adasının sahibi olarak adanın hangi tarafında olursa olsun yönetiminde bulunması uluslararası bir haktır. Dünyada hiçbir güç Kıbrıslı Türklerin bu hakkını inkar edemez. Bu hak çerçevesinde de Kıbrıslı Türkler zorunluluk olarak bir devlet kurmuşlardır. Devleti yaşatmak için de iyi yönetmek ve kendi ayakları üzerinde durur bir duruma getirmek gerekmektedir. Seçilen her kişinin hükümet ettiği müddetçe bu devletin bir devlet gibi çalışmasını sağlayacak beceri ve inisiyatifi göstermesi gerekir. Bu yapılmazsa, devletin yaşaması için kaynağı sağlayanlar doğrunun ne olduğunu size söylemek zorunda kalır.

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanan protokollerde halkın tasvip etmediği veya sistemimize ters gelen maddeler olabilir. Bu maddelerin yer almaması, KKTC heyetlerinin bilgi, deneyim ve becerilerine bağlıdır. Hazırlanan protokollerde yer alan heyetin elemanlarının bilgi, deneyim ve becerilerinin KKTC hükümetlerince iyi değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu konuda gereken özen gösterilmezse, bilgi, deneyim ve tecrübe sahibi karşı heyetlerin etkisi mutlaka protokollere yansıyacaktır. Protokollerin hazırlanmasından başlayarak, uygulama safhası da dahil her aşamada, KKTC hükümetleri devletin hak ve menfaatlerini ülkenin gerçekleri ve imkanlarına bağlı olarak korumak ve halkın en çok faydasına olacak uygulamaları hayata geçirmek zorundadır. Bunların hiçbirine dikkat göstermeyip protokol imzalandıktan sonra Türkiye Cumhuriyetini zorlayıcı olarak göstermek etik değildir.

Kıbrıslı Türkler Kıbrıs adasının sahibidir. Bu hak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmalarında açıkça belirtilmiştir. 1964 yılının Mart ayında Birleşmiş Milletlerin aldığı bir karar ile Kıbrıslı Rumların yönettiği bir Kıbrıs Cumhuriyeti olsa da, bu cumhuriyetin yönetiminde olmayan eşit bir ortağı olduğunu kimse inkar edemez. Ederse de uluslararası anlaşmalara ters düşmüş olur. Ancak, 1964 sonrasında Kıbrıs Cumhuriyetini yöneten Kıbrıslı Rumların bu hakka bağlı olarak adanın tümü üzerinde yönetim hakkına sahip olduğunu iddia etmesi ve bunu her platformda belirtmesi, kısmen uluslararası çevrenin desteği ile olsa da, kısmen KKTC’deki yönetim hatalarından kaynaklanmaktadır. Yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nden büyük miktarlarda paralar alan, ancak ekonomisini tam bir raya oturtamayan Kıbrıslı Türklerin bir anlaşma sonrasında bir hamisi olması gerektiğine ve bu haminin Kıbrıslı Rumlar olacağına inanan bir Kıbrıs Rum toplumu ve yönetimi vardır. Bir diğer değişle, Kıbrıslı Türkler Kıbrıs’ta ortak olarak görülmeyen ve yönetilmeye hazır beceriksiz bir toplum olarak algılanmaktadır.

Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türklerin yönetim anlayışını sorgulayan ve neticesinde böyle bir becerisinin olmadığını söyleyen yalnız Kıbrıslı Rumlar değildir. Belirtilmese bile Türkiye Cumhuriyeti bürokrasisinde de aynı düşünce vardır. Bu düşünce Kıbrıslı Rumlarda olduğu gibi etnik nedenlere dayanmasa da gösterilen performansın değerlendirilmesi bu sonucu doğurmaktadır. KKTC’nin, Kıbrıs’ın ortağı bir toplumun devleti olduğu ve adanın bütününün yönetiminde eşit olduğunu gösterebilmesi güçlü bir yönetim ve ekonomi ile olur. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan protokollerin tüm maddelerinin uygulamaya geçmesine ve ayakları üzerinde duran bir devlet olmaya gayret gösterelim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 2 3 5 23
3 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
4 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 12 7 1 4 5 22
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 12 5 6 1 8 21
6 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 12 7 0 5 5 21
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 2 5 11 17
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 12 3 7 2 0 16
10 LEFKE TSK 12 4 2 6 -4 14
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 3 4 5 -6 13
13 CİHANGİR GSK 12 3 3 6 -9 12
14 YALOVA SK 12 3 2 7 -5 11
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 12 2 5 5 -5 11
16 OZANKÖY SK 12 2 4 6 -16 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup