KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

25.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

2017: Avrupa’nın kaderi

2016 yılının kötü bir yıl olduğunu yazarken Avrupa’daki gelişmelere, İngiltere’nin Brexit kararına, aşırı sağın, popülizmin, yabancı düşmanlığının, ırkçılığın yükselişine, mülteci krizine, terör saldırılarına değinmiş, AB’nin ve ortak para birimi Euro’nun geleceğinin sorgulandığını hatırlatmıştık. 2017 yılı Avrupa için çok kritik bir yıl, kader yılı olacak. 2017’de gözler Avrupa üzerinde odaklanacak. Bunun nedeni Avrupa Birliği’nin kurucuları arasında yer alan üç önemli ülkede (Fransa, Almanya, Hollanda) yapılacak seçimlerdir. Bu seçimlerin sonuçları Avrupa’nın, AB projesinin kaderini belirleyecek.

Bundan tam 60 yıl önce 1957’de Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, Belçika ve Lüksemburg, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) kurma kararı almışlardı. Süreç içinde bu topluluk genişledi. Üye sayısı 28’e ulaştı. Entegrasyon derinleşti ve ortak para birimine, parlamentosuna sahip Avrupa Birliği (AB) oluştu. Dünyanın en önemli entegrasyon projesi olan AB, 60. yılında önemli bir kavşakta. 2008 mali krizi ile zorluklar dönemine girdi ve Brexit kararı ile İngiltere gibi önemli bir üyesini yitirdi. Krizler bir birini izledi. Euro bölgesi ekonomisinin yüzde 56’sını oluşturan Fransa, Almanya ve Hollanda 2017’de AB’nin geleceğini belirleyecek.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa entegrasyonu projesi Fransa-Almanya işbirliği temelinde başladı ve bu iki ülke hep AB’nin belkemiğini oluşturdu. Üçüncü önemli ülke İngiltere’ydi. Brexit kararı sonrasında AB’nin geleceği Almanya ve Fransa’ya bağlı. İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılıp yakılan Avrupa ülkeleri ABD’nin savunma şemsiyesi altında entegrasyon yolu ile büyük başarılara imza attılar. Kalkındılar, zenginleştiler. Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkeler sosyal devlet politikaları ile zenginliğin geniş halk kesimlerine de fayda getirmesini sağladılar. Kısacası Avrupa entegrasyon projesi üyelerine büyük yararlar sağlayan bir proje oldu. Bu nedenle diğer ülkeler projeye katılmak istedi. 2008 mali krizinden beri yaşanan zorlukları tekrarlamaya gerek yok. Gelinen noktada geçmişte başarılı olmuş bu projenin geleceği 2017’de daha iyi görülebilecek.

Hollanda’da 15 Mart 2017’de parlamento seçimleri yapılacak. Fransa’da 23 Nisan 2017’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Almanya’da 27 Ağustos-22 Ekim 2017 döneminde federal parlamento seçimleri yapılacak. Demek ki Avrupa’nın kaderini belirlemede ilk mücadele Hollanda’da yer alacak. Son aylarda yapılan tüm anketlerde Geert Wilders’in liderliğini yaptığı yabancı düşmanı, İslam karşıtı, AB karşıtı Özgürlük Partisi (PVV) önde görünüyor. Hollanda’da siyaset çok parçalı. Seçimlerden çıkacak sonuç da büyük olasılıkla çok parçalı olacak. Özgürlük Partisi’ni dışta bırakacak bir koalisyon hükümeti mümkün olacak mı? PVV’nin hükümete katılması Avrupa için hiç iyi olmaz. İkinci ve daha önemli sınav Fransa’da olacak. Aşırı sağcı Marine Le Pen Fransa Cumhurbaşkanı seçilebilir mi? Seçilirse bu Avrupa için ne anlama gelir? Yarış muhafazakârların adayı François Fillon ile Marine Le Pen arasında geçecek. Solun şansı yok. Le Pen’in ikinci tura kalacak aday konumuna gelmesi bile tüyler ürpertici. “Donald Trump seçim kazanmışsa Le Pen de kazanabilir” diyenler var. Muhafazakâr sağ, Le Pen’i yenebilmek için çok tutucu Fillion’u aday yaptı. Le Pen’in seçimleri kazanması AB için büyük felaket olur. AB’nin en önemli ve lider ülkesinin Almanya olduğuna kuşku yok. AB’de 2008’den beri yaşanan zorluklara çözüm aranmasında Almanya ve Başbakan Angela Merkel belirleyici rol oynadı. Yunanistan krizinde, mülteci krizinde hep Almanya’nın tavrı önemli oldu. Angela Merkel gelecek yıl yapılacak seçimlerde yeniden aday olacağını açıkladı. Avrupa’nın geleceği ile Bayan Merkel’in siyasi geleceği bir biriyle bağlantılı. Mülteci sorunu ve terör saldırıları Merkel’i zora sokuyor. Geçtiğimiz günlerde Berlin’de gerçekleştirilen terörist saldırı buna örnek. Gelecek yılın sonbaharına kadar neler olacağını bilemeyiz ama Almanya’da da aşırı sağ, yabancı düşmanlığı, popülizm güçleniyor. Yani tehlike çanları çalıyor. Medeniyetler çatışması başlatma peşinde olan IŞİD gibi radikal İslamcı örgütler memnuniyetle Avrupa aşırı sağının memnuniyetle su taşıyorlar.

2016 yılında Yunanistan haricinde Avrupa ekonomileri büyümeye geçti. Görece bir iyileşme var. Ekonomi önemli ama Avrupalı seçmenler için göçmenler ve terörizm konuları da çok önemli. Seçim mücadeleleri bu konular etrafında yoğunlaşacak. Geleceği öngöremeyiz ama Avrupa’nın kritik bir yıla gireceği ortada.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.