Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

11.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

25 yıl sonra Orta Asya

Bundan tam 25 yıl önce, 25 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin sekizinci ve son lideri Mihail Gorbaçov görevinden istifa etmiş, yetkilerini ve Sovyet nükleer silahlarının kumandasını Rusya Cumhurbaşkanı Boris Yeltsin’e devretmiş ve 74 yıl Kremlin üzerinde dalgalanan orak çekiçli Sovyet Bayrağı indirilerek yerine Rus Bayrağı çekilmişti.

Ertesi gün, 26 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği resmen dağıtılmıştı. Yakın tarihin bu büyük olayının 25. yıldönümündeyiz. Çeyrek asrın bilançosunu çıkarmak, yaşananları daha iyi anlamaya çalışmak gerek. 25 yıl sonra Sovyetler Birliği’nin mirasçısı Rusya Federasyonu’nun durumunu incelemek başlı başına bir konu. Vladimir Putin liderliğindeki Rusya’nın yeniden büyük güç, hatta süper güç olduğu yazılıyor. Diğer yandan Rusya’nın içte ciddi sorunları ve zayıflıkları var. Time dergisi 2016 yılının kişisi olarak Donald Trump’ı seçti. The Guardian gazetesinde Jonathan Freedland çok haklı olarak yılın kişisinin Vladimir Putin olduğunu yazdı. Putin’in çok “başarılı” bir yılı geride bıraktığına kuşku yok. Rusya’nın 25 yıllık serüvenini ele almak çok önemli ama bu yazıda Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Farsça konuşan Tacikistan’ın durumuna kısaca bakacağız.

19. yüzyılda Rusya İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Orta Asya (Türkistan) 1918’den 1991’e kadar Sovyet yönetiminde kaldı. Bolşevikler 1918’de Türkistan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni kurdular. 1920’de şimdiki Kazakistan toprakları üzerinde Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 1925’te ismi değiştirilerek Kazak Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti oldu. 1924’te Özbek ve Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri kuruldu. 1929’da Özbek Cumhuriyeti’nin bir bölümünde Tacik Sovyet Cumhuriyeti kuruldu. Kırgız Otonom bölgesi 1936’da oluşturuldu. Böylece İngiliz ve Fransızların Ortadoğu’da farklı Arap devletleri oluşturmaları gibi Ruslar Orta Asya’da Türkistan’ı farklı bölgelere böldüler. Zaman içinde tıpkı Ortadoğu’da olduğu gibi bu kimlikler ve devlet sınırları yerleşti. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ile Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan bağımsızlığına kavuştu.

Orta Asya Cumhuriyetleri içinde coğrafi olarak en büyük devlet Kazakistan’dır. En fazla Rus nüfusa sahip ve çok zengin doğal kaynakları var.

Orta Asya’nın en büyük nüfusa sahip ülkesi ise Özbekistan. Türkmenistan’ın zengin doğal gaz yatakları var. Kırgızistan ve Tacikistan coğrafi olarak daha küçük ve fakir. 1991’de kendilerini aniden bağımsız bulan bu ülkelerde komünist yöneticiler milliyetçi söyleme geçerek iktidarlarını korudular. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurad Niyazov, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev Sovyet dönemi yöneticileriydi. Bunlardan sadece Kırgızistan’da Akayev 2005’te iktidardan uzaklaştırıldı. Onun yerine gelen Bakiyev de 2010’da iktidardan uzaklaştırıldı. Diğer liderler ömür boyu iktidarda. Niyazov ve yakın geçmişte Kerimov iktidarda vefat ettiler. Yerlerine onlara benzeyen yeni liderler geldi. Kırgızistan hariç Orta Asya devletleri bağımsızlıktan 25 yıl sonra Sovyet sistemini andırıyorlar. Hepsi baskıcı, diktatoryal rejimler. En korkunç olanı herhalde Özbekistan’daki sistem. Dünyada yolsuzluğun en yaygın olduğu bölgelerden biri Orta Asya. İktidardaki rejimleri kleptokrasi olarak nitelemek mümkün. Lider ve çevresine yakın olanlar büyük zenginliklere sahip oluyorlar. Halka ise pek bir şey ulaşmıyor. Orta Asya cumhuriyetleri arasında elbette farklılıklar var ama benzerlikler de var. Tek adama dayalı siyasi rejimler bölgeye hakim. Sovyet döneminde olduğu gibi her yerde liderin heykelleri, fotoğrafları var. Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de her yerde Cumhurbaşkanı İmamali Rahman’ın resimleri var. Niyazov’un yerine geçen Türkmenistan Cumhurbaşkanı Kurbankulu Berdimuhammedov kendi altın heykelini yaptırmış. Kazakistan’da başkent Astana’ya Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in isminin verileceği söylentileri varmış. Kısacası insan haklarının, demokrasinin, hukuk devletinin, şeffaflığın, basın ve ifade özgürlüğünün pek uğramadığı bir bölge.

Orta Asya doğal kaynakları ve jeo-stratejik önemi nedeniyle büyük güçlerin ilgisini çeken bir bölge. Çin bölgede etkisini hızla artırıyor. Rusya eski emperyal güç olarak hâlâ etkili. Türkiye'nin Turgut Özal’la başlayan bölge ile ilgili iddiaları ise gerilerde kaldı. Türkiye’nin çoğulcu, demokratik siyasi sistemi Orta Asya cumhuriyetlerine örnek olacaktı. Şimdi sanki Türkiye bu cumhuriyetleri örnek alıyor. Gidişat o yönde.
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.