Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

26.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Aşırı sağ enternasyonal

Enternasyonal kelimesi akla Lenin’in kurduğu Komünist Enternasyonal’i, Kautsky’nin İkinci Enternasyonal’ini, Marx’ın Birinci Enternasyonal’ini, günümüzün Sosyalist Enternasyonali’ni veya Troçkistlerin Dördüncü Enternasyonal’ini getirebilir. Sonuçta enternasyonalizmi vurgulayan ve bu temelde örgütlenmeye çalışan hareketler genellikle sol görüşlü hareketler olagelmiştir. Tabii sağdaki örgütler de kendilerine benzer örgütlerle uluslararası işbirliği, dayanışma arayışı içinde olabilir ve olmuştur. Dünyadaki aşırı sağcı, ırkçı, yabancı düşmanı, popülist veya neo-nazi örgütler arasında uluslararası işbirliği yeni bir şey değil. 21 Ocak’ta Almanya’nın Koblenz kentinde Avrupa’nın aşırı sağcıları bir araya geldi. Aşırı sağın Avrupa’da yükseldiği koşullarda bir tür “aşırı sağ enternasyonal” mesajı verildi. “Ulusların ve Özgürlüğün Avrupa’sı” adı altında yapılan bu toplantının ev sahibi Almanya için Alternatif (AfD) isimli örgüttü. 2017 yılı hem Avrupa demokrasileri, hem de Avrupa’daki aşırı sağ partiler için sınav yılı olacak. Hollanda, Fransa ve Almanya’da yapılacak seçimler Avrupa’nın kaderini belirleyecek. İşte bu “kader yılının” başında Avrupa Birliği’ne meydan okuyan partiler Koblenz’de ortak çaba mesajı verdiler. Aşırı sağ partilerin ortak toplantısını küçümsemek, önemsememek yanlış olur.

Toplantının tarihi önemliydi. 20 Ocak’ta Donald Trump’ın ABD’de yemin ederek göreve başlamasının ertesi günü bir araya gelmek rastlantı olamaz. Kendi düşüncelerine yakın olan Donald Trump’ın Amerikan seçimlerini kazanması Avrupa aşırı sağının beklentilerini artırdı. Hollanda aşırı sağının lideri Geert Wilders, Koblenz toplantısında Trump’ın seçim zaferini kastederek “Geçen yıl rüzgarın yönü değişmeye başladı... Amerika’da olmuşsa Avrupa’da niçin olmasın?” dedi. Yakın geçmişte nefret konuşması yapmaktan mahkum olan Geert Wilders’in Özgürlük Partisi (PVV) anketlerde birinci sırada görünüyor. 22 Ocak’ta yapılan bir anket PVV’nin yüzde 33 oranında oyu olduğunu gösteriyordu. 15 Mart’ta yapılacak Hollanda parlamento seçimlerinde Wilders’in partisinin oylarını artıracağı kesin. Bu durum karşısında Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 23 Ocak’ta yaptığı açıklamada Hollanda değerlerine saygı göstermeyenlerin ülkeyi terk etmesi çağrısında bulundu. Popülizmin, yabancı düşmanlığının yükselişi karşısında ne yapacağını bilmeyen geleneksel politikacılar çözümü aşırı sağ söylemleri tekrarlamakta buluyorlar.

Almanya’daki “aşırı sağ enternasyonalin” en önemli konuğu kuşkusuz Fransa’dan Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen’di. Bayan Le Pen iyi bir hatip. Dinleyenleri heyecanlandırmayı biliyor. Verdiği mesaj “2017’de Avrupa uyanacak” mesajıydı. Brexit ve Donald Trump’a atıfta bulunarak Anglo-Sakson dünyasının 2016’da uyandığını, bu yıl da Avrupa’nın uyanacağını, yani aşırı sağ partilerin seçim kazanacağını ima etti. Tabii Avrupa’da seçim kazanma ihtimali olan tek aşırı sağcı lider kendisidir. 23 Nisan’da Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Bayan Le Pen’in ikinci tura kalması bekleniyor. Peki Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün mü? Kendilerinin verdiği cevap şu: “Trump kazanmışsa Le Pen niçin kazanmasın?”. Yabana atılmaması gereken bir argüman. Le Pen’in meydan okuması karşısında Fransız politikacıların cevabı Hollanda Başbakanının cevabından farklı değil. Onlar da aşırı sağın cephaneliğine sarılıyorlar. Muhafazakarların cumhurbaşkanı adayı François Fillon, Fransa’nın mültecilere kapalı olduğunu söyledi. Eminim, Fillon’un bu söylemi Bayan Le Pen’i memnun etti.

Koblenz toplantısına ev sahipliği yapan Almanya aşırı sağı Hollanda ve Fransa aşırı sağı kadar güçlü değil ama 24 Eylül 2017’de yapılacak seçimlerde gücünü artırmak için yoğun çaba harcıyor. Almanya için Alternatif (AfD) hareketinin bu yılki hedefi Başbakan Merkel’i iktidardan uzaklaştırmak. AfD’nin propagandası Merkel karşıtlığı üzerine kuruldu. Koblenz toplantısı seçim yılında Avrupa aşırı sağının Alman aşırı sağı ile dayanışması olarak da görülebilir. Salonda sık sık “Merkel gitmeli” sloganı atıldı. The Economist dergisinin aktardığına göre AfD’nin anketlerdeki gücü yüzde 12 ile yüzde 15 arasında. Geçmişte aşırı sağın pek taban bulamadığı Almanya’da bu oranlar fena değil. IŞİD terör saldırılarını tekrarlarsa AfD’nin oranları artabilir.

Avrupa aşırı sağının 2017 yılında çalışmalarını koordine etme, birlik mesajı verme, ortak strateji oluşturma çabalarını ciddiye almak zorundayız. Maalesef aşırı sağın görüşleri etkili olmaya başladı. Yabancı düşmanlığı, popülizm, ırkçılık karşısında Avrupa’nın hoşgörüye, AB ilke ve değerlerine bağlı politikalara ihtiyacı var. Aksi takdirde Avrupa’yı kötü günler bekliyor.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.