KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

29.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Azerbaycan’a bakış

26 Eylül’de Azerbaycan’da cumhurbaşkanının görev süresini, beş yıldan yedi yıla uzatma ve cumhurbaşkanı yardımcısı mevkii oluşturma konusunda referandum yapıldı. Referandumda beklendiği gibi büyük çoğunluk önerileri onayladı. Bu sonuca göre babası Haydar Aliyev’in, 2003’te vefatı üzerine Cumhurbaşkanı olan İlham Aliyev, 2018’e kadar iktidarda kalacak. Aliyev, 2009 yılında Anayasa’yı değiştirerek cumhurbaşkanının iki dönem görev yapabileceği sınırlamasını kaldırmıştı. Şimdi üçüncü döneminde. Referandumla üçüncü dönem iki yıl uzatıldı. 2018’de yapılacak seçimleri kazanırsa 2025 yılına kadar ülkeyi yönetecek. Aslında İlham Aliyev’in ömür boyu iktidarda kalması için gerekli altyapı oluşturuldu. Böylece Azerbaycan’ın diğer Orta Asya Türk cumhuriyetlerinden pek farkı kalmadı. Türkiye’deki eğilimleri de göz önünde bulundurduğumuzda, Türk dünyasında otoriter idareler ve tek adam yönetiminin revaçta olduğunu söyleyebiliriz. Bunun tek istisnası Kıbrıslı Türkler.

Azerbaycan 25 yıl önce bağımsızlığını kazanmıştı. Kafkaslar bölgesinin en iyi uzmanlarından Thomas De Waal, “Azerbaijan at 25: A New Era of Change and Turbulance” başlıklı uzun makalesinde bu ülkeyi değerlendirdi. Makaleden hareketle duruma kısaca bakalım. Azerbaycan 1991-93 döneminde büyük zorluklar yaşamış, Ermenilerle savaşta toprak kaybetmiş, çok sayıda insanı göçmen olmuştu. Bu dönemin Cumhurbaşkanları Ayaz Mutalibov ve Ebulfez Elçibey kısa süre iktidarda kaldılar. 1993’te Haydar Aliyev iktidara geldi. Diğer Orta Asya Cumhuriyetleri liderleri gibi Haydar Aliyev Sovyetler Birliği Komünist Partisi Politbüro üyeliği yapmış, 1969-82 döneminde Azerbaycan’ı yönetmişti. Aliyev, ülkede istikrar ve devletin kurumsallaşmasını sağlarken kendine bağlı, otoriter bir sistem kurdu. 2003’te vefat edince yerine oğlu İlham Aliyev geçti. Onun yönetiminde sistem daha da otoriterleşti. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının petrol taşımaya başlaması ile Azerbaycan için aşağı yukarı 10 yıl sürecek bir ekonomik yükseliş, zenginleşme dönemi başladı. De Waal’ın belirttiği gibi 2005, 2006, 2007 yıllarında Azerbaycan dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisiydi. Bu paralarla hem ülke içinde, hem de dışında yatırımlar yapıldı. De Waal, Azerbaycan devlet pertol şirketi SOCAR’ın Türkiye’ye 18 milyar dolar yatırım yaptığını aktarıyor. Türkiye, Azerbaycan’ın en önemli müttefiki.

Petrol fiyatlarının düşmesi Azerbaycan ekonomisini derinden etkiledi. 2016 yılında ülkenin ekonomik göstergelerinin düşüşte olduğunu görürüz. 2014 yılında Azerbaycan Merkez Bankası’nın rezervleri 15.19 milyar dolardı. Eylül 2016’da bu rakam 4.19 milyar dolara düştü. Bu yıl enflasyon yüzde 12 civarında. Gıda maddeleri fiyatlarında artışlar oldu. İşsizlik ülkenin en önemli sorunları arasında. 2016’nın ilk 9 ayında Gayri Safi Milli Hasıla artmadı, azaldı. İhracat yüzde 37 oranında düştü. Esas gelir kaynağı petrol olduğu sürece düşük petrol fiyatlarıyla ekonominin düzelmesi kolay değil. Ekonomide ciddi reformlar yapılması gerekiyor. Yapılan tahminlere göre Azerbaycan’ın petrol rezervleri yaklaşık 20 yıl sonra tükenecek. Bu nedenle doğal gaz ihracatına büyük umutlar bağlanmış durumda. İran, Rusya, Türkmenistan gibi ülkelerle karşılaştırıldığında Azerbaycan’ın doğal gaz rezervleri çok büyük değil ama ülke için önemli bir gelir kaynağı olacak. Gerekli reformlar yapılır, ekonomi çeşitlendirilirse daha sağlıklı bir ekonomik yapı oluşabilir.

Petrol gelirleri ülkeye büyük paralar kazandırdı ama bu paraların nüfus içindeki dağılımı eşitsiz oldu. Küçük bir grup aşırı zenginleşirken kitleler bu zenginlikten gerekli payı alamadı. De Waal’ın aktardığına göre 2013 yılında Caucasus Research Resource Centers tarafından yapılan ve “Kafkas Barometresi” olarak bilinen yıllık araştırmaya göre nüfusun sadece yüzde 12’si ayda 400 dolardan fazla kazandığını ifade etti. Nüfusun yüzde 48’i kendini fakir olarak niteledi. Bölgeler arası eşitsizlik de söz konusu. Başkent Bakü çok gelişirken ülkenin diğer bölgeleri benzeri bir gelişme kaydetmedi.

Thomas De Waal 25 yıllık tarihinde Azerbaycan’ın şimdi en otoriter dönemini yaşadığını yazıyor. Azerbaycan çok genç bir nüfusa sahip. 25 yıl önce 7 milyon olan nüfus şimdi yaklaşık 10 milyon. Nüfusun yüzde 40’ı 25 yaşın altında. Ekonomik sorunlar çözümlenemezse genç ve dinamik bu nüfus nasıl bir tepki ortaya koyacak? Ülkeyi yönetenlerin en büyük korkusu protesto hareketlerinin patlak vermesi. Enerji fiyatlarının düşük olması yöneticileri ekonomik konularda liberalizme itiyor. Aynı şeyi siyaset için söylemek mümkün değil. Siyasette liberalleşme, gerçek çoğulculuk, demokratikleşme beklenmiyor. Dileğimiz ülkenin ekonomik sorunlarını aşması ve sonuçta demokratik bir siyasi sisteme kavuşması.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.