Cyprus Today sol
  • 26 Kasım 2017, Pazar 10:24
Dr. İsmailKEMAL

Dr. İsmail KEMAL

Batı mı, doğu mu?

Türkiye’de müthiş bir Batı düşmanlığı aldı başını gidiyor. Hükümet yanlısı medyayı okuduğunuzda Türkiye’nin Batı ile savaşta olduğunu sanırsınız. Komplo teorileri revaçta… ABD ve Avrupa atlarını nallayıp Türkiye’nin peşine düşmüşler. Gece gündüz “Acaba Türkiye’ye nasıl zarar verebiliriz? diye kafa yoruyorlar, Dertleri günleri Türkiye. İktidar yanlısı çevrelerin yarattığı bu tablo tabii ki gerçekleri çarpıtarak yansıtıyor. Ancak en üst düzeyden başlayıp aşağıya doğru inen ve yandaş medya tarafından pompalanan bu söylem halk arasında etkili oluyor. Bu yanlış bir yol. İş “NATO’dan çıkalım” noktasına geldi veya getirildi. Bindiği dakı kesmek gibi bir şey. Bu durumun oluşmasında Batı’nın hiç bir hatası yok demiyoruz ama işin esası iktidarın içte ve dışta karşı karşıya olduğu sorunlar ve bu sorunlara çözüm üretemediği için suçu başkalarına yükleme gayreti var. Türkiye’de yönetenler bir kriz yaşıyor. Dozu giderek artan Batı karşıtlığının esas nedeni budur. Böyle olunca Türkiye’nin Doğu’ya yönelmesi, Avrasyacılık gibi söylemler gündeme geliyor. Alexander Dugin gibi Avrasyacılar Türkiye basınında boy gösteriyor,“Batı sizi yıkma peşinde, tek çareniz Rusya” propagandası yapıyorlar. Bu propagandaya inanlar var.
Elbette Türkiye ve Rusya’nın “Batı mı, doğu mu?” ikilemi yeni değil. Bu tartışmalar yüzyıllardır devam ediyor. Tarihe baktığımızda Rusların “Büyük” bizim “Deli” dediğimiz Çar Petro ile Rusya’nın Avrupa’ya, onun modernleşmesine yöneldiğini görürüz. Osmanlı İmparatorluğu da Tanzimat ile Avrupa’ya yönelir. 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ve Mustafa Kemal’in “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma” hedefi ile Avrupa tercihi çok net bir şekilde yapılır. Ama her dönemde hem Rusya’da, hem de Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Batı tercihine karşı olanlar da vardı. Osmanlı’da ve Türkiye’de Batı tercihine karşı çıkarların çoğu İslamcılardı. Bu çevrelere göre “Batı taklitçiliği” kötü bir şeydi. Bu çerçevede rahmetli Erbakan D-8’in kurulmasına öncülük etmişti. D-8’i hatırlayan var mı? Kendisi ortalarda yok ama mentalitesi varlığını sürdürüyor gibi. “Müslüman ülkelerle işbirliği yapalım” söylemi sonuç alıcı olmayınca Rusya alternatifi ve Avrasyacılık gündeme geliyor. Rusya’daki Avrasyacılıkla Türkiye’deki Avrasyacılık bazı benzerlikler gösterse de hedefler açısından arada ciddi farklar vardır. Rus Avrasyacılığı Türkiye’ye olsa olsa Rusya’nın uydusu rolü verebilir. Türk Avrasyacılar ise başka hayallerle yaşar, Avrasyacılık konusu geniş bir konu. Ayrıca tartışmak gerek. Türkiye’de yükselmekte olan Batı aleyhtarlığı ile Avrasyacılık arasında ne kadar bağ olduğunu da incelemek lazım. AKP Avrasyacılığa yöneldiği için mi, yoksa krizde olduğu için mi Batı’yı “dövüyor”? Kanımca esas mesele krizdir.
Türkiye’de bu tartışmalar devam ederken dünyanın önde gelen iktisatçılarından Daron Acemoğlu’nun Cumhuriyet gazetesi ile yaptığı söyleşide ortaya koyduğu görüşler önemli. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim görevlisi Daron Acemoğlu’nu tanıtmaya gerek yok sanırım. Kitapları iyi biliniyor. Acemoğlu, “Türkiye Batı’dan uzaklaşıyor. Bunun olası sonuçları nedir?” sorusuna “Evet Batı’dan uzaklaşıyor ve bu son derece net görünüyor. Batı’dan sırt çevirmemek iki açıdan önemli; Birincisi; içinde bulunduğumuz çağın gerçekleri teknolojik olarak sürekli bir yenilenme yaratılması üzerine. Bu ise Batı kaynaklı, arge ve teknoloji buradan doğuyor. İkincisi Türkiye’nin kurumsal gelişmesi için de Batı ile yakın olması gerekiyor. Türkiye için tek yol demokrasi. Ve demokrasinin de, Trump’a rağmen, en büyük destekçisi hâlâ Batı. Bu yüzden Doğu’ya yönelmek doğru değil. Batı’ya sırtını dönüp Suudi Arabistan ya da Rusya ile yakınlaşmak demokrasiyi güçlendirmez” cevabını veriyor. Acemoğlu’nun görüşlerine tamamen katılıyorum. Türkiye’nin çıkarları Batı’dan yana tercih yapmasını gerektirir. Türkiye’nin stratejik yönelimi hep Batı olmuştur ve bu devam etmelidir. Tersi arayışların ülkeye faydası olmaz, zararı olur. Türkiye elbette Rusya, Çin, İran, Müslüman ülkelerle, mümkünse tüm ülkelerle iyi ilişki içinde olmaya çalışmalıdır. Ama bu toplumlar Türkiye için model, örnek oluşturmazlar.
Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Prof. Acemoğlu ekonomi konusunda “Önümüzdeki aylarda ekonomik bir patlama yaşanmasından korkuyorum doğrusu” uyarısında bulunuyor. Demokrasi konusunda da sert ve haklı eleştiriler yapıyor. Türkiye’nin tek seçeneği demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürlüklerdir. Bunlar da Batı’da vardır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
ubp popup