Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

27.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Brexit, Trump, İtalya, Avusturya

İngiltere’de Brexit, ABD’de Donald Trump’ın seçimleri kazanması Batı dünyasında popülizmin yükselişinin kilometre taşları olarak görülüyor. Sisteme, elitlere, geleneksel partilere ve politikacılara karşı tepkinin ifadesi olan bu dalganın devam etmesi bekleniyor. Bu süreçte önemli sınavlardan biri 4 Aralık’ta İtalya’da yapılacak olan referandumdur. Avrupa’nın dördüncü büyük ekonomisi olan İtalya birçok yönden sorunlu bir ülke.

AB ve Euro’nun geleceği açısından zayıf halka. İtalya’nın devlet borçları GSMH’nın yüzde 133’ü düzeyinde. Bankaları sorunlu. Emek piyasasının ciddi reformlara ihtiyacı var. GSMH 1990’la düzeyinde. Üretkenlik artmıyor. İtalya siyasi açıdan istikrarlı olmayan, hükümetlerin sık sık değiştiği bir ülke. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana 65 hükümet kurulmuş. İki yıldır iktidarda olan Başbakan Matteo Renzi, ülkenin sorunlarının “kurumsal felç olma” durumundan kaynaklandığına inanıyor. Bu durumdan kurtulmak için bir anayasal değişiklikler paketi hazırladı ve İtalya halkı 4 Aralık’ta bu paketi kabul edip etmediğine karar verecek. Başbakan Renzi referandumda halkın “hayır” demesi durumunda istifa edeceğini söylüyor. 4 Aralık referandumu, İngiltere’de yapılan Brexit referandumu gibi hem İtalya’nın, hem de AB ve Euro’nun geleceği açısından son derece önemli. Zaten ciddi sıkıntılar yaşamakta olan AB projesi İtalyanların “hayır” demesi durumunda şimdiden tahmin edilmesi zor sorunlarla karşı karşıya kalacak.

Başbakan Renzi ülkeyi daha kolay yönetmek ve gerekli reformları yapabilmek için anayasa değişikliklerinin şart olduğunu savunuyor. İtalya anayasası 1948’de kabul edilmişti. Mussolini diktatörlüğü deneyimi göz önünde bulundurularak merkezi hükümetin çok güçlü olmaması ve parlamentonun iki kanadının eşit güce sahip olması esas alınmış, bazı bölgelere otonomi verilmişti. Renzi, anayasada yapılacak değişikliklerle merkezi hükümeti güçlendirmek ve Senato’yu küçülterek gücünü azaltmak, böylece karar alma süreçlerini hızlandırmak istiyor. Ülkenin acil ihtiyacı olan reformları ancak bu şekilde hayata geçirebileceğini söylüyor. Halkın Başbakanın argümanlarını kabul edip etmeyeceği belli değil. İki yıllık iktidar süresince Renzi bazı reformlar yaptı ama bunlar vaad ettiklerinin çok gerisinde. Daha da önemlisi İtalya ekonomisinin durumu parlak değil. Son kamuoyu yoklamaları “hayır” eğiliminin öne geçtiğini gösteriyor. Kararsız seçmenlerin sonucu belirleyeceği sanılıyor.

Popülizm İtalya’da da güçlenmekte olan bir eğilim. Geçen yıl Roma ve Turin belediye seçimlerini popülist Beş Yıldız Hareketi (M5S) kazanmıştı. Komedyen Beppe Grillo yönetimindeki M5S, anayasa değişikliği paketine karşı çıkıyor. Grillo İtalya’nın Euro’dan ayrılmasını savunuyor. Referandum sonucu “hayır” olursa Beş Yıldız Hareketi daha da güçlenecek. Böylesi bir sonucun İtalya, AB ve Euro için ciddi sorunlar yaratacağı ortada. Tabii AB’nin dertleri İtalya referandumu ile bitmiyor. 4 Aralık bir başka Avrupa ülkesi açısından da kritik.

4 Aralık’ta Avusturya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak ve bu seçimleri aşırı sağcı bir aday kazanabilir. Avusturyalılar bu yılın nisan ve mayıs aylarında, iki turda sandık başına giderek cumhurbaşkanlarını seçmişti. Aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi’nin desteklediği Norbert Hofer’in seçimleri kazanması olasılığı Avrupa’nın dikkatlerinin bu seçim üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştu. Sonuçta çok az bir farkla Yeşillerin adayı Alexander Van der Belten seçimleri kazanmış ve Avrupa rahat bir nefes almıştı. Ne var ki Avusturya Anayasa Mahkemesi seçim kurallarının ihlal edildiği gerekçesi ile seçim sonuçlarını iptal etti. 4 Aralık’ta seçimler yenilenecek. Seçimlerde yine aşırı sağcı Norbert Hofer ve çevreci Alexander Van der Belten yarışacak. Brexit ve Trump’ın seçim zaferi gibi gelişmeler Hofer’in şansını artırmış olabilir. Norbert Hofer’in seçimleri kazanması durumunda İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez bir Avrupa ülkesinde aşırı sağcı bir kişi cumhurbaşkanı olacak. Hofer’i destekleyen Avusturya Özgürlük Partisi’nin eski Naziler tarafından kurulduğunu ve ilk liderininbir Nazi SS subayı (Anton Reinthaller) olduğunu hatırlamakta yarar var. AB karşıtı aşırı sağcıların Avusturya cumhurbaşkanlığını kazanması AB projesi duvarında bir gedik daha açmayacak mı? Kamuoyu yoklamaları seçmenin iki aday arasında bölünmüş olduğunu gösteriyor. Yani tahminde bulunmak zor.

AB’nin sorunları İtalya referandumu ve Avusturya seçimleri ile bitmeyecek. 23 Nisan 2017’de Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Fransa seçimlerini daha sonra analiz edeceğiz. Şimdi gözler İtalya ve Avusturya’da

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.