HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

28.08.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Burkini ve özgürlükler

Bize pek yansımıyor ama Avrupa’da önemli bir tartışma var. Konu “burkini” yasağı. Bu tartışmanın arkasında Avrupalıların terörizm korkusu ve buna bağlı olarak İslamofobi, bunların bazı politikacılar tarafından istismar edilmesi var. Avrupa’nın özgürlükler ve laiklik konusundaki tavrını belirleyecek önemli bir tartışma. “Burkini” Batılıların burka ve bikini kelimelerinden ürettikleri bir isim. Bir neologism (yeni kelime). Tabii burada bir yanlışlık var. Burka kadınların yüzünü de örttüğü bir giysidir. Halbuki “burkini” giyen kadınlar yüzünü örtmüyor. Türkçe’de burkini yerine haşema kelimesi kullanılıyor. Burkini (veya haşema), denize girerken bildiğimiz türden mayo giymek istemeyen Müslüman kadınlar için üretilmiş bir tür mayo. Tesettürlü mayo. Kadının sadece yüzü, elleri ve ayakları görünüyor. Böylece soyunmak istemeyen kadınlara rahatça denize girme olanağı sağlıyor. Tasarımı Avustralyalı Aheda Zanetti tarafından yapılmış. Önceleri pek bilinmiyordu. Fransa’nın yasağı sonucu tüm dünyada duyuldu ve eminim ki burkini satışlarında patlama oluyor. Ünlü moda evleri de bu piyasada. Güzel burkini modelleri üretiyorlar. Yasaklar genellikle yasaklanan şeye ilgiyi artırır.

Fransa burkiniyi niçin yasakladı? Ortaya konan gerekçe radikal İslamcılıkla bağlantılı olması. Tabii kadınların denizde giydiği elbise ile radikal İslamcılık arasında bağ kurmak ciddi bir İslamofobi gerektirir. Aklı başında hiç kimse böyle bir bağ kurmaz. Fransa ciddi terör saldırılarına hedef olmuş, çok sayıda insanını yitirmiş bir ülke. İnsanlarda terör uygulayan radikal İslamcılar konusunda büyük korku var. Fransa’nın kendine özgü Jakoben laiklik anlayışını da hesaba katmak lazım. Gelecek yıl Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Dolayısıyla güvenlik, terörizm konuları siyasette malzeme oluyor. Özellikle aşırı sağda Marie Le Pen ve partisi bunu yapıyor. Şimdi bu kervana eski Cumhurbaşkanı Sarkozy de katıldı. Cumhurbaşkanı adaylığını açıklayan Sarkozy, Le Pen’in oylarını kendine çekmek için İslamofobi içeren görüşler savunuyor. İşte böylesi bir siyasal ortamda “açık bir dini sembol olduğu, kamu düzenini ve laiklik ilkesini ihlal ettiği” gerekçesiyle burkini yasağı gündeme geldi. Yasak tüm Avrupa’da büyük tartışmalara neden oldu. Nice şehri sahilinde plajda oturan bir kadının yanına 4 polisin gidip üzerini çıkarmasını istemesi tartışmaları daha da alevlendirdi. Fransa çok ciddi eleştiriler aldı ve zor durumda kaldı. Sonuçta Fransa Yüksek İdare Mahkemesi burkini yasağının yürütmesini durdurdu. Mahkemenin kararında burkiniye getirilen yasağın, “açık ve ciddi bir şekilde temel insani, inanç ve bireysel özgürlükleri ihlal ettiği” belirtildi. Mahkeme son kararını daha sonra açıklayacak. Bu mahkeme kararıyla Fransa’da “burkini savaşlarının” bitmesi beklenmiyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi konu siyasal.

Terör saldırıları ve çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu göç krizi karşısında Avrupalılar ciddi hatalar yapmaya, kendi özgürlükçü, liberal sistemlerinin altını oymaya başladılar. Bu hem kendileri, hem de dünyamız için tehlikeli bir eğilim. Eminim ki Fransa’nın burkini yasağına en çok sevinen IŞİD gibi terör örgütleridir. Tabii Avrupa’da aklı başında, özgürlüklere sahip çıkan insanlar da var ve Fransa’yı topa tutuyorlar. Fransa’nın yasak gerekçelerinin iler tutar yanı olmadığını, kadının soyunma özgürlüğü gibi örtünme özgürlüğü de olduğunu hatırlatıyorlar. Aşırı sağcı, yabancı düşmanı, İslamofobik çevrelerle Avrupa’yı Avrupa yapan değerleri, özgürlükleri, liberal, hoşgörülü düzeni savunan kesimler arasındaki fikir tartışmaları yaşlı kıtanın geleceğini belirleyecek. Avrupa yasaklar kıtası mı, yoksa özgürlükler kıtası mı olacak? Meselenin özü bu.
Burkini’nin tasarımını yapan Aheda Zanetti müşterilerinin yüzde 40’ının Müslüman olmadığına dikkat çekiyor. Müşterileri arasında Yahudiler, Hindular, Hıristiyanlar, Mormonlar varmış. Yani konu sadece Müslümanlarla ilgili değil. Denize girerken farklı gerekçelerle, farklı inançlarla soyunmak istemeyen, vücudu kapalı olarak denize girmek isteyen kadınlarla ilgili. Bunu yasaklamanın hiç bir haklı gerekçesi olamaz. Yasak bireysel özgürlüklerin ihlalidir ve Avrupa’da böylesi ihlallere yer olmamalıdır. Laiklik veya seküler sistemle böylesi yasaklar çelişki içindedir. Seküler sistem insanlara inançları (veya inançsızlıkları) temelinde ayrım yapmaz, eşit davranır. Le Pen, Sarkozy gibi demagoglar konuyu oy kazanma aracı olarak görüyorlar.

Kadınlar denizde ve her yerde istediklerini giyebilmelidir. Suudi Arabistan, İran gibi ülkelerde kadınlara uygulanan yasaklar da, Fransa’da gündeme getirilen yasak da yanlıştır. Suudi Arabistan’da, İran’da kadın isterse başı açık sokağa çıkabilmeli, denizde bikini giyebilmeli. Fransa’da da kadın isterse burkini giyebilmeli. Doğru tavır budur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.