Cyprus Today sol
  • 19 Nisan 2018, Perşembe 8:37
Dr. İsmailKEMAL

Dr. İsmail KEMAL

Demokrasi ölüyor mu?

Dünyaca ünlü uluslararası ilişkiler dergisi Foreign Affairs yeni sayısının kapağında “Demokrasi ölüyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Derginin Mayıs-Haziran sayısında yer alan makaleler bu soruya cevap arıyor. Dünyada demokrasinin gerileme içinde olduğu bilinen bir gerçek. Bu konuda çeşitli raporlar, kitaplar, makaleler var. Dünyada demokrasinin durumunu ölçen Freedom House’un son raporu buna bir örnek. Journal of Democracy dergisinde yayınlanan “Dekonsolidasyon işaretleri” (The Signs of Deconsolidation) başlıklı makalelerinde Roberto Stefan Foa ve Yascha Mounk şu verileri aktarıyorlar: “Amerikan vatandaşları arasında liberal demokrasiyi eleştirmenin ötesinde reddetme eğilimi güçleniyor. 2011 yılında genç Amerikalılar arasında yapılan bir ankette gençlerin yüzde 24’ü demokrasiyi “kötü” veya “çok kötü” bir yönetim şekli olarak nitelediler. 1995’te ordunun ülkeyi yönetmesi fikrine destek veren Amerikalıların oranı 16’da bir iken yakın geçmişte yapılan anketlerde bu oran 6’da bire düştü. Özellikle gençler arasında demokratik sistemden hoşnutsuzluk sadece ABD ile sınırlı değil. İngiltere, Avustralya, Hollanda, Yeni Zelanda, İsveç gibi yerleşik demokrasilerde de benzeri eğilimler var. Demokrasi ile yönetilmenin yaşamsal olduğunu düşünen gençler azınlık durumunda. Demokrasinin temsili kurumları, siyasi partiler sorgulanırken otoriter görüşler güç kazanıyor. “Parlamento ve seçimlere bağımlı olmayan güçlü lider” görüşü taraftar kazanıyor.” Dünya Değerler Anketi’ne göre “güçlü lider” fikrine destek ABD, İspanya, Türkiye, Almanya gibi ülkelerde arttı. Kısacası dünyadaki son gelişmeler ışığında demokrasinin geleceği konusu yoğun olarak tartışılıyor. Foreign Affairs dergisi “Demokrasi ölüyor mu?” çarpıcı sorusu ile bu tartışmaya katılıyor. Derginin bu konuyu seçmiş olması önemini ve aciliyetini yansıtıyor.
   Yeni sayıyı tanıtan giriş yazısında dergi editörü Gideon Rose gücün yürütmenin elinde merkezileşmesi yani güçler ayrılığının zayıflaması, yargının siyasallaşması yani yargı bağımsızlığının zayıflaması, bağımsız medyanın saldırıya uğraması yani basın özgürlüğünün saldırı altında olması, makamın kişisel kazanımlar için kullanılması eğilimlerine dikkat çekiyor. Tüm bunlar demokrasinin gerilemekte olduğunun işaretleri. Bu eğilimleri birçok ülkede görmek mümkün… Rose, bir arkadaşının; “Biz bu filmi daha önce de görmüştük ama hiç bir zaman İngilizce değildi” yorumunu aktarıyor. Demokrasi geçmişte de çeşitli ülke ve bölgelerde gerilemişti. Daha sonra Samuel Huntington’un deyimi ile “yeni bir dalga ile” yayılmaya devam etmişti. Şimdi yeni olan yerleşmiş, “İngilizce konuşan” demokrasilerin de kriz ve gerileme yaşıyor olmasıdır. Gideon Rose’un aktardığı gibi kimilerine göre global demokrasi Avrupa’da faşizmin yükseldiği 1930’lu yıllardan bu yana en büyük gerilemeyi yaşıyor. Bu analizlere göre gelişmiş, yerleşmiş demokrasiler eşitsizlik sorununu azaltamaz, içinden geçmekte olduğumuz enformasyon devrimini yönetmeyi başaramazlarsa demokrasinin gerileme süreci devam edecek. Daha kötümser olanlar bu konuda trenin kaçırılmış olduğunu düşünüyorlar. Dolayısıyla Francis Fukuyama’nin öngördüğü liberal demokrasinin zaferi anlamına gelen “tarihin sonu” yerine demokrasiden yana olanlarla otoriter sistemden yana olanlar arasında yoğun ideolojik mücadelenin yer aldığı bir dönemdeyiz. Otoriter sistemler güç topluyor. Özgürlükçü demokrasi, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü gibi değerleri savunanların işi oldukça zor.
   “Yeni Soğuk Savaş” söylemlerinin sık sık tekrarlandığı günümüzde dünyadaki durumun Avrupa’da faşizmin yükseldiği dönemle ABD-Sovyet rekabetinin yaşandığı Soğuk Savaş döneminden farklı olduğunun altını çizmeliyiz. Geçmişe atıfta bulunurken, tarihten dersler almaya çalışırken dikkatli olmamız lazım. Tarih tekerrürden ibaret değildir. Önemli olan içinde yaşadığımız karmaşık dünyanın doğru analizini yapabilmektir. Şimdi otoriter dünyayı temsil eden Çin, Rusya gibi güçler Alman, İtalyan faşizminden, Sovyetler Birliği’nden farklıdırlar. İktidarda olan diğer otoriter popülist rejimler de faşizmden farklıdır. Bu nedenle durumu, sorunları

iyi analiz etmek önemli. Gideon Rose, şu önemli tespitte bulunuyor. “Gelişmiş demokrasiler için esas tehlike dıştan değil, içten kaynaklanıyor.” Demek ki demokrasinin korunup geliştirilebilmesi için esas olarak içte yapılması gereken işler var. Yükselen popülizmin, otoriter eğilimlerin önüne geçmenin yolu içte değişimdir. Özgürlükçü demokrasiden yana olan güçlerin toparlanıp mücadele vermeleri gerekiyor. Otoriter popülizm karşısında havlu atmamalıyız.
   Demokrasi ölüyor mu? Hayır, ölmüyor ama zor bir dönemden geçiyor. Saldırı altında. Özgür yaşama değer veriyorsak demokrasiyi korumak, savunmak görevimiz.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık