Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

22.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dünya ve mülteci krizi

Dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri kuşkusuz mülteci krizidir. Suriye, Afganistan, Libya, Güney Sudan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Yemen, Somali gibi ülkelerdeki anlaşmazlıklar, çatışmalar insanları yerlerinden etmeye devam ediyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerine göre 2015 yılında dünyada çeşitli nedenlerle yerlerinden edilen insanların sayısı 65.3 milyona ulaştı. Bu insanların 40.8 milyonu kendi ülkeleri içinde göçmen konumundadır. 21.3 milyon kişi kendi ülkelerini terk ederek başka ülkelerde bulunuyor. 3.2 milyon kişi diğer ülkelerden sığınma talep ediyor. Mültecilerin yarısını çocuklar oluşturuyor. UNHCR, 2016 yılının Ocak ayından bu yana 3 bin 210 sığınmacının ölü ya da kayıp olarak kayıtlara geçtiğini açıkladı. Mülteci krizini doğuran anlaşmazlıklar, çatışmalar ve diğer nedenler devam ettiği sürece sorunlar da devam edecek.

Uluslararası sistemin bu krizi yönetmesi giderek zorlaşıyor. Mültecilere insani yardım sağlamanın faturası hızla artıyor. BM verilerine göre insani yardımlar için gerekli fonlarda yılda 15 milyar dolar açık var. Uluslararası topluluğun bu konuda elini cebine atması ve daha fazla mülteciyi kabul etmesi bir görev olarak duruyor. Ne yazık ki bu konuda somut sonuçlar elde etmek kolay değil. Mülteciler konusunun New York’ta çalışmalarına başlayan 71. BM Genel Kurulu’nun en önemli gündem maddelerinden biri olması rastlantı olmasa gerek.

19 Eylül’de mülteciler konusunda BM Genel Kurulu çerçevesinde devlet veya hükümet başkanlarının katılımı ile “üst düzey zirve toplantısı” gerçekleştirildi. 20 Eylül’de ise aynı konuda ABD Başkanı Barack Obama’nın girişimi ve Kanada, Etiyopya, Almanya, Ürdün, Meksika ve İsveç’in ortak ev sahipliği ile daha dar bir “liderler zirvesi” gerçekleştirildi. Hatırlanacağı gibi mülteciler krizi AB üyesi ülkelerin Bratislava zirvesinde de ele alınmıştı. 19 Eylül BM toplantısında tüm üye ülkeler “New York Deklarasyonu” isimli bir belge onayladılar. Deklarasyonda 2018 yılında mülteciler konusunda uluslararası bir konferans toplanması hedefi benimsendi. Tabii bu tür deklarasyonların somut sonuçlar doğurması zordur. Obama öncülüğünde yapılan daha dar toplantının daha somut sonuçlar doğuracağına inanılıyor. Bu toplantıya katılanların global insani kriz konusu da daha somut taahhütlerde bulunmaları bekleniyor. ABD bu toplantı bağlamında mali fonların artırılması, kabul edilen mülteci sayısının ve mülteci kabul eden ülkelerin sayısının artırılması, bir milyon mülteci çocuğa okul olanağı sunulması ve bir milyon mülteciye istihdam sağlanması gibi hedefler belirledi.

Council on Foreign Relations sitesinde yer alan “Refugees Take UN Center Stage: But Is It All Sound and Fury?” başlıklı yazısında Steward M. Patrick insani yardım çabalarının karşılaştığı zorlukları sıralıyor. Yeterli mali olanakların olmamasının yanısıra çatışma bölgelerinde çatışan tarafların giderek artan bir şekilde insani yardım çabalarını hedef aldıklarını hatırlatıyor. Bunun en son örneği Suriye’de insani yardım konvoyunun vurulmasıdır. Saldırıda 20 civarında insan öldü, 18 yardım kamyonu büyük hasar gördü. Birleşmiş Milletler (BM), yardım konvoyunun kasıtlı biçimde hedef alındığının ortaya çıkması durumunda bunun savaş suçu olacağını açıkladı ve Suriye’ye giden tüm insani yardımları askıya aldı. Bu tür saldırılar sadece Suriye’de yer almıyor. Dünyanın diğer bölgelerinde de insani yardım personeli ve çabaları saldırılara uğruyor. Saldırılar yardım örgütlerini korkutuyor ve siviller zorda kalıyor. 

Mülteci krizinin yükü eşit olarak dağılmıyor. UNHCR’ın sorumlu olduğu mültecilerin yüzde 86’sı fakir veya orta gelirli ülkelerde kalıyor. Mültecilere ev sahipliği yapan ülkeler çatışma bölgelerine yakın ülkelerdir. Suriye’nin komşusu Türkiye, Ürdün, Lübnan Suriyeli mültecilerin çoğunluğuna ev sahipliği yapıyor. Pakistan ve İran’da çok sayıda Afganistanlı göçmen var. Somali’den kaçanların yarısı Kenya’da bulunuyor. İngiltere eski Dışişleri Bakanlarından David Miliband, The New York Review of Books’ta yer alan “The Best Ways to Deal with the Refugee Crisis” başlıklı yazısında bu verileri aktararak Almanya haricinde zengin ülkelerin az sayıda mülteci kabul ettiğine dikkat çekiyor.

Günümüzde mülteci sorunun ana nedenlerinden biri olan anlaşmazlıkların çözümü uzun zaman alıyor. Miliband, günümüzde anlaşmazlıkların ortalama 37 yıl devam ettiğini, bu nedenle mültecilerin ülkelerine, evlerine geri dönmelerinin zor olduğunu yazıyor. Mülteci krizi bizimle olmaya ve bir çok ülkeyi, bölgeyi olumsuz etkilemeye, yabancı düşmanlığını, popülist demagojileri beslemeye devam edecek. Önemli olan bu konuya insani temelde gerçekçi, pragmatik çözümler üretmektir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.