Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

30.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dünyada basın özgürlüğünün durumu

Bir ülkenin demokratik olup olmadığının en önemli kriterlerinden biri, basın özgürlüğüdür. Basın özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez. Sadece seçimlerin yapılması demokrasi göstergesi değildir. Vatandaşlar oylarını kullanırken özgür bir basın tarafından bilgilendirilmemişlerse, ağırlıklı olarak iktidarın propagandasını dinlemiş, izlemişse o seçimler demokratik sayılmaz. Peki, dünyada basın özgürlüğünün durumu ne? Gidişat ne yönde? Ünlü Freedom House her yıl bu konuda bir rapor hazırlıyor. “Basın Özgürlüğü 2017” raporu kısa süre önce açıkladı. Maalesef dünyada basın özgürlüğünün durumu iyi değil. Rapora göre 2016 yılı son 13 yıl içinde basın özgürlüğünün en kötü noktaya ulaştığı yıl oldu. Dünya nüfusunun sadece yüzde 13’ü özgür basının nimetlerinden yararlanıyor. Dünya nüfusunun yüzde 45’i (3.4 milyar insan) basının özgür olmadığı ülkelerde yaşıyor. Basın özgürlüğü açısından en kötü durumda olan 10 ülke Azerbaycan, Kırım, Küba, Ekvator Ginesi, Eritre, İran, Kuzey Kore, Suriye, Türkmenistan, Özbekistan. Demokrasi sınıfında yer alan Polonya, Macaristan gibi ülkelerde iktidar basın üzerindeki kontrol ve yönlendirmesini artırıyor. Otoriter eğilimlerin ön plana çıktığı Türkiye, Venezuela, Etiopya gibi ülkelerde iktidarlar bağımsız ve muhalif basın üzerinde çeşitli baskılar uyguluyorlar, “yandaş medyayı” hakim kılıyorlar. Basın özgürlüğü konusunda en büyük gerilemeler Polonya, Türkiye, Macaristan, Burundi, Bolivya, Sırbistan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşandı.

Freedom House raporu basının özgür olarak kabul edildiği ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesi ile oluşan duruma yer veriyor. Freedom House 38 yıldan beri dünyada basın özgürlüğünü gözlemliyor. 2016 ve 2017 başlarında ABD’de basın özgürlüğü konusu ilk kez bu kadar ön plana çıktı. Bunun nedeni yürütmenin başı olarak Trump’ın basına yönelik saldırılarıdır. Trump kadar Amerikan basınına düşmanlık besleyen başka bir ABD başkanı olmamıştır. Donald Trump basını “halkın düşmanları” olarak niteliyor. Rapor ABD’de basın özgürlüğünde az bir düşüş tespit ediyor. Trump’ın basına yönelik saldırıları devam ederse durum daha kötüye gidebilir.

Macaristan’da 2010 yılında iktidara gelen Victor Orban liderliğindeki muhafazakar Fidesz partisi medya üzerindeki kontrolünü giderek artırdı. 2016 yılı içinde birkaç medya grubu hükümete yakınlığıyla bilinen şirketlere satıldı. Macaristan’ın en eski gazetelerinden Népszabadság gazetesinin kapanıp satılması hükümetin sol, muhalif basını kontrol altına alma çabalarına bir örnekti. Polonya’da da benzeri gelişmeler var. Kamu yayıncılığı tamamen hükümet kontrolüne sokulurken özel yayıncılığın kontrolü için de çaba harcanıyor, muhalif basına yönelik saldırılar yoğunlaşıyor. Freedom House raporunda başka ülkelerde ve bölgelerde yaşanan olumsuz gelişmeler de aktarılıyor. Genel gidişat kötü.

Basın özgürlüğü açısından Türkiye’nin durumu ne? Freedom House ülkeleri basının özgür olduğu, kısmen özgür olduğu ve özgür olmadığı şeklinde üç gruba ayırır. Türkiye basının özgür olmadığı ülkeler grubunda. Utanılacak bir durum. Türkiye basın özgürlüğü açısından Avrupa’da son sırada, dünyada ise raporda incelenen 199 ülke arasında 163. sırada. Freedom House basın özgürlüklerinin durumu açısından ülkeleri 0 (en iyi) ve 100 (en kötü) olarak notlandırıyor.  Türkiye’nin puanı 76. Ülke, 2012- 2016 yılları arasında 20 puan düştü. 2016’da ise 5 puan geriledi. Raporda “Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı girişilen 15 Temmuz darbe girişimi, bağımsız, eleştirel medya açısından zaten vahim olan durumu daha da kötü hale getirdi. Başarısız darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL altında çok sayıda medya kurumu kapatıldı, binlerce gazeteci ve medya mensubu işlerini kaybetti ve daha birçoğuna ülkeden çıkış yasağı getirildi. Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre (CPJ), Türkiye Aralık 2016 itibarıyla en az 81 gazeteciyi hapiste tutuyor ve bu, dünyadaki en yüksek rakam” deniyor. 16 Nisan referandumu sonrasında kurulacak “Türk tipi başkanlık sisteminde” basın ve ifade özgürlüğünün durumu daha da kötüleşebilir.

Maalesef Freedom House raporunun önümüze koyduğu tablo kötü. Basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili global eğilimler dünyada demokrasi ile ilgili eğilimlere benziyor. Dünyada demokrasinin gerilediği, otoriter rejimlerin, eğilimlerin güçlendiği bir dönemden geçiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğü bu durumdan payını alıyor. Bu eğilimleri ters çevirmek mümkün mü? Mümkündür. Bunun için demokrasi, insan hakları, özgürlükler, hukukun üstünlüğü, basın ve ifade özgürlüğü temelinde mücadele vermek gerekir. Basın ve ifade özgürlüğüne nefes aldığımız hava, içtiğimiz su kadar ihtiyacımız var. Kıymetini bilelim.
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.