Cyprus Today sol
  • 21 Aralık 2017, Perşembe 8:38
Dr. İsmailKEMAL

Dr. İsmail KEMAL

Duvarlar dönemi

Geçen gün Türkiye basınında yer alan bir haber “Türk Seddi'nde sona gelindi” başlığını taşıyordu. Haber, Türkiye’nin Suriye sınırına inşa etmekte olduğu duvarla ilgiliydi. Haberde “Türkiye ile Suriye arasındaki 911 kilometrelik sınır hattının 781 kilometresi, beton blokların birleştirilmesiyle oluşturulan duvarla kapatıldı. 8 bin 850 kilometrelik Çin Seddi ve 3 bin 500 kilometrelik Amerika ile Meksika sınırındaki duvarların ardından dünyanın en uzun üçüncü duvarı olma özelliğine taşıyacak olan ve 'Türk Seddi' olarak adlandırılan duvarın ilkbaharda tamamlanması hedefleniyor” deniyor. Bunu okuyunca Prof. Deniz Ülke Arıboğan’ın bir süre önce Yakın Doğu Üniversitesi’nde, Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen konferansta söyledikleri aklıma geldi. “Yeni Toplumsal Hareketler ve Güvenlik”  konulu konuşmasında “Duvar” başlıklı kitabının yakında yayımlanacağını duyurmuş ve küreselleşme çerçevesinde devletlerin sınırlarının öneminin azaldığı bir dönemden sınırlara duvarlar, tel örgüler dikilen bir döneme girdiğimizi anlatmıştı. “Türkiye’nin sınır duvarı Ermenistan’dan başlıyor, İran, Irak, Suriye, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar bütün sınırını duvarlarla çeviriyor, paradigma değişimini görebilmemiz için bu çok önemli” demişti. Duvarların illa fiziki olması gerekmiyor. Donald Trump’ın bazı Müslüman ülkeler için getirdiği ABD’ye giriş yasağı da bir tür duvardır. Prof. Arıboğan’ın kitabı İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlandı. Okuyuculara tavsiye ederim. Kitapta “Dünyanın ruhu değişti. 1987'de Ronald Reagan'ın Berlin'de yaptığı konuşmadaki 'yıkın bu duvarı' talimatı, şimdilerde yerini Trump'ın 'duvar korur' söylemine bıraktı. 'Sınırları olmayan dünya' kavramı çoktan tarihe gömüldü bile” deniyor. Tabii küreselleşme döneminin yerine içe kapanma, korumacılık, sınırlara duvarlar örme, otoriter rejimlerin yaygınlaşıp güçlendiği bir döneme girdiğimiz tespitini yapan başka yazarlar da var. Gidişatın bu yönde olduğu ve bunun olumsuz bir gelişme olduğu görüşü yaygın. Her tarihsel dönem gibi bu dönemin de geçici olduğu görüşünü ifade edenler var. Daha sonra nasıl bir dönemin geleceğini öngörmek ise zor.

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması bir dönemin sonunu temsil ediyordu. Soğuk Savaş çerçevesinde Avrupa’yı ikiye bölen “Demir perde” yıkılmaya başlamış, Avrupa yeniden birleşmiş, eski Doğu Bloku ülkeleri Avrupa Birliği ve NATO üyesi olmaya başlamıştı. Şimdi sözü edilen ise Prof. Arıboğan’ın yazdığı gibi “yıkılan değil inşa edilen ve edilecek olan duvarlardı.” Türkiye’nin inşa ettiği duvarla ilgili haberi bu çerçeveye oturtabiliriz. Türkiye üçüncü en büyük duvarı yapmakla övünüyor. Entegrasyonun simgesi olan Avrupa Birliği’nde bazı ülkeler sınırlarına duvarlar dikti, dikiyor. Avrupa’da serbest seyahat önünde engeller artıyor. Tabii en meşhur duvar Donald Trump’ın Meksika sınırına çekmek istediği duvar. Kısacası duvarlar dönemine girdiğimiz ortada. Prof. Arıboğan “Yüzyılın başında küresel köyden, sınırların geçirgenliğinden, ulusallığın bitişinden söz edilirken, sadece birkaç sene içerisinde sınırların somut bariyerlerle tahkim edilmesinden, elektrikli çitlerden, güvenlik kameralarından, kontrolsüz geçişlerin durdurulmasından bahsedilir olundu” diye yazıyor.

“Tarih sona erdi, liberal düzen dünyaya hakim oldu, ulus devletin önemi azaldı, egemenlik önemini kaybetti, serbest ticaret rakipsiz oldu” söylemleri gerilerde kaldı. Tarih sona ermedi ve ermez. Ulus devletler etraflarına duvarlar ve tel örgüler dikmekle meşgul. Daha uzun süre önemlerini koruyacaklar gibi. Egemenlik de önemini koruyor. Devletler egemenliklerine sarılıyor, Katalonya örneğinde olduğu gibi azınlıklar ayrılıp kendi egemenliklerine kavuşma mücadelesi veriyor. Liberal rejimler popülist hareketler karşısında zorlanıyor. Birçok ülkede tek kişiye dayalı, otoriter, baskıcı rejimler işbaşında. Demokrasi geriliyor. Özgürlükler geriliyor. Dünyamız bir geçiş döneminde. Yukarıda yazdıklarımız bu geçiş döneminin özellikleri. Tarih bize geçiş dönemlerinin tehlikeli olduğunu gösterir. Şimdi yaşanan ve duvar örmekle, köprüleri yıkmakla simgelenen dönem bu tehlikelerin göstergesi. Geçiş dönemi bir noktada tamamlanacak. Ortaya nasıl bir düzen ve mimarinin çıkacağını ise bilmiyoruz.

Yazıyı Prof. Arıboğan’ın Yakın Doğu Üniversitesi’ndeki konferansta söyledikleriyle bağlayayım: “Bir ülkenin çevresinin duvarla örülmesi sadece dışarıdan içeriye girişin engellenmesi demek değil, içeriden çıkışın da engellenmesi anlamına gelir. O zaman o küresel normlar ortadan kalkar ve ulusal/yerel normlar, değerler sistemi ortaya çıkar. Bu başka bir dünya tasarımıdır, sınırları olmayan dünyadan, duvarları olan dünyasına giriştir.”

Duvarları olan dünyadan halklar, ülkeler arasında köprülerin kurulduğu döneme geçmeliyiz. Bu yönde mücadele etmek hepimizin görevi.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
ubp popup