Cyprus Today sol
  • 25 Mart 2018, Pazar 11:19
Dr. İsmailKEMAL

Dr. İsmail KEMAL

Enformasyon savaşları

The New York Review of Books’ta “Beware the Big Five” başlıklı yazısında Tamsin Shaw şunu aktarıyor. Facebook’un ilk dönemlerinde kurucusu Mark Zuckerberg’e “İnsanlar kişisel bilgilerini niçin sana devretsinler?” diye bir soru sormuşlar. Cevabı şöyle olmuş: “They trust me—dumb fucks.” Gerçekten de insanlar Facebook’a güvenerek bir çok kişisel bilgilerini ona aktarıyorlar. Ayda 2.2 milyar civarında insan aktif olarak Facebook kullanıyor ve kişisel bilgilerini paylaşıyor. Bunun ne kadar tehlikeli ve usulsüz kullanıma açık olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Zuckerberg, 50 milyon Facebook kullanıcısının verilerinin özel bir şirket (Cambridge Analytica) tarafından Amerikalı seçmenleri manipüle etmek için kullanılması konusunda “Hata yaptık” dedi. Özür diledi. Bu açıklama insanların güvenini yeniden kazanmaya yetecek mi? Sanmıyorum. Cam kırıldı. Yapıştırılması zor, belki imkansız. Sosyal medya platformlarına körü körüne inandığımız dönem geride kalmalı. Tabii ahmak insanlar her zaman olacaktır. Ama eski döneme dönmemeliyiz. Facebook’un yaptığı sadece “hata” mıydı? Bu da tartışma kaldırır. The Chatham House web sitesinde yer alan yazısında Emily TaylorFacebook personelinin Trump’ın seçim kampanyasına katkı koyduklarını yazıyor. Yazının başlığı çarpıcı: “Even Without Cambridge Analytica, the Trump Campaign Already Had Everyone’s Data.” (Cambridge Analytica olmadan da Trump kampanyası herkesin verilerine sahipti.) Bu veriler Facebook personelinin katkısıyla elde edilmiş. Bu yazılanların doğru olup olmadığı araştırılmalı. Şöyle veya böyle seçmenler manipüle edildi.

Tamsin Shaw’un belirttiği gibi Facebook, Google, Amazon, Apple, Microsoft gibi Silikon Vadisi şirketlerine hep “büyük başarı öyküleri” olarak bakıldı. Gerçekten de büyük başarılar söz konusu. Genç insanlar tarafından kurulan bu şirketler dünya devleri haline geldiler. Teknolojide öncülük yapıyorlar. Şimdi başarı öyküsünün yanında konunun bizi düşündürmesi gereken başka yönleri olduğunu anlıyoruz. Konu sadece Cambridge Analytica olayı ile sınırlı değildir. İnternet platformlarından, sosyal medyadan halkın özgür iradesine, demokrasiye yönelik tehdit daha geniştir. Rusya’nın ABD seçimlerine müdahale ettiği iddiaları ve Cambridge Analytica konusu buz dağının görünen kısmı mı? Enformasyon teknolojileri, propaganda, dezenformasyon, manipülasyon, psikolojik operasyonlar için kullanılabiliyor. Büyük enformasyon şirketlerinin elinde kullanıcılarının muazzam miktarda verisi ve bu büyük çaplı verileri analiz edecek programlar, teknolojileri var. Bunların iyi tartışılması, anlaşılması ve demokrasiye zarar vermeden önlemler alınması gerekir. Yoksa hep manipüle edileceğiz. Çoban tarafından güdülen sürü konumuna geleceğiz. Pasif tüketiciler olacağız.

Shaw’un yazısı Alexander Klimburg’un “The Darkening Web: The War for Cyberspace” başlıklı kitabını değerlendiriyor. Klinbug’un temel tezi milyarlarca insana ulaşan internetin enformasyon savaşları riskini büyük oranda artırdığı yönündedir. Büyük şirketlerin ellerindeki olanaklar bizi yönlendirebiliyor. Bu sisteme dezenformasyon, manipülasyon katıldığında ortaya çok tehlikeli sonuçlar çıkıyor. Facebook, ABD seçimlerini Trump’ın kazanması amacıyla Ruslar tarafından satın alınan reklamları 11.4 milyon Amerikan vatandaşının gördüğünü tahmin ediyor. Google kendi platformlarında benzeri faaliyetler buldu. 1.4 milyon Twitter kullanıcısına Rus propagandası olabilecek mesajlar ulaşmış. Klimburg, bu tür enformasyon savaşlarında açık, liberal toplumların daha büyük risk altında olduğunu yazıyor. Çin, Rusya gibi ülkelerin interneti daha çok kontrol ettiği doğrudur ama Batı’nın güvenlik ve istihbarat kurumları da bu alanın potansiyelini göz ardı etmiyor ve buna uygun çalışmalar yürütüyorlar. Bu konuda kimseye güvenmemek lazım.

Enformasyon platformları kaynaklı riskleri, tehlikeleri uzun uzun tartışabiliriz ve tartışacağız. Şimdi gündeme gelen soru bu konuda neler yapabileceğimizdir. Ne yapılması gerektiği konusunda ortak görüş yok. Açık, demokratik bir dijital gelecek mümkün mü? Yoksa çok sıkı kontrollerin uygulanması mı gerekiyor? Açık toplumların bu konuda Çin, İran, Rusya modellerini uygulamaları doğru olur mu? Siber alanın nasıl yönetilmesi gerek? Facebook gibi sosyal medya devleri kontrol altına alınabilir mi? Devletin bu konudaki kontrolü nereye kadar gitmeli? Aşırı kontrol özgürlükleri tehlikeye sokmaz mı? Bu sorulara cevap bulmak kolay değil. Tartışmalarda farklı görüşlerin olması çok doğal. Önemli olan teknoloji ile açık, demokratik toplum olma özelliklerini bir arada tutacak çözümler üretebilmektir. Teknolojileri biz insanlar ürettiğine göre demokratik ihtiyaçlarımıza uygun teknolojiler mümkün değil mi?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık