Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

19.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Münih güvenlik konferansı

Güvenlik konusunda en önemli forumlardan biri olan Münih Güvenlik Konferansı 17-19 Şubat tarihleri arasında yapıldı. Konferansa çeşitli ülkelerden 30 civarında devlet veya hükümet başkanı, 80 civarında dışişleri bakanı, diplomatlar, güvenlik uzmanları katıldı. Bu yılki konferans ABD yeni yönetimi temsilcileri ile ilk temas açısından önemliydi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Savunma Bakanı Jim Mattis, İç Güvenlik Bakanı John Kelly Amerikan delegasyonu içindeydi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg gibi isimler de Münih Konferansı’na katıldı. Konferans sadece Batılıları biraraya getirmiyor. Batı’nın rakipleri de konferansa katılıyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif, Irak Başbakanı Ebadi gibi isimler de Münih’teydi. Konferansa Türkiye’den de üst düzey katılım oldu.

Münih Konferansı için hazırlanan “Münih Güvenlik Raporu 2017” başlıklı rapora kısaca göz atalım.

Raporun başlığı “Post-Truth, Post-West, Post-Order?” bize Münih Konferansının ana teması hakkında bilgi veriyor. Dünya bir geçiş döneminde. Batı’nın hegemonyası yavaş yavaş sona eriyor. Bildiğimiz dünya düzeni geride kalıyor. Yeni Dünya düzeninin nasıl olacağını henüz bilmiyoruz. Bu geçiş döneminde teknolojinin sunduğu olanaklarla propaganda, manipülasyon savaşları yer alıyor. Münih Konferansı’nı düzenleyenler işte bu konuları tartışmaya açtılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası güvenlik sisteminde en fazla belirsizliğin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Sistemin bazı temel taşları yerinden oynamış durumda. Popülizmin, liberal olmayan, otoriter rejimlerin, hareketlerin yükselişi Batı sistemini sınavdan geçiriyor. Batı toplumlarında geniş kitleler kurulu düzenden memnun değil. Dış güçler teknolojik olanaklarla bu kitleleri manipüle etme olanağına sahip. Rusya’nın ABD seçimlerine müdahale ettiği yönündeki tartışmaları hatırlayalım. Rusya’nın bu yıl Avrupa’da yapılacak seçimlere de çeşitli şekillerde müdahale edeceği iddiaları var. Neyin gerçek, neyin yalan olduğunu görmek giderek zorlaşıyor. Bunun yarattığı tehlikeler var. Donald Trump yönetimindeki ABD daha içine kapalı olacak gibi. Batılı olmayan güçlerin (Çin, Hindistan v.s.) uluslararası ilişkilerdeki rolü, ağırlığı artıyor. Uluslararası güvenliği tartışırken bu önemli süreçleri iyi analiz etmemiz, anlamaya çalışmamız gerek.

Batı uluslararası sistemi hem Batı ülkelerinin içinden, hem de Çin, Rusya gibi güçlerden kaynaklanan meydan okumalarla karşılaşırken şimdiye dek var olan temel kurum ve normlar korunabilecek mi? Korunamayacaksa yerlerini ne alacak? ABD dünya jandarmalığından vazgeçecekse yerini kim alacak? Bölgesel hegemonların farklı bölgelerde kuralları koyduğu, bölünmüş bir yapı mı ortaya çıkacak? Batı hegemonyasındaki uluslararası sistem görece istikrarlı ve ekonomik kalkınmaya, serbest ticarete olanak sağlayan bir sistemdi. Bundan sonra ne olacak? İşte tartışılması gereken konular.

Raporun “Aktörler” bölümünde ABD, AB ve Türkiye’deki durum ele alınmış. Türkiye’ye yer ayrılması hem Türkiye’nin önemini, hem de Türkiye’deki gelişmelerin neden olduğu kaygıları yansıtıyor. Türkiye bir sorun olarak algılanıyor. 100. kuruluş yıldönümünü kutlamaya yaklaşan ülke önemli gelişmelere sahne oluyor. Hem içte, hem de komşu bölgelerde ciddi meydan okumalarla uğraşmak zorunda. Batı ile geleneksel iyi ilişkileri zayıfladı. İçte daha otoriter, baskıcı bir sistem şekilleniyor. Anayasa değişiklik önerilerinin referandumda kabul edilmesi durumunda bu süreç hukuken de tamamlanmış olacak. Böylesi bir Türkiye’nin uluslararası güvenlik sistemi içindeki yeri, rolü ne olacak? Yaşanan tüm zorluklara rağmen Türkiye’nin Batı’ya, Batı’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye’deki gelişmeler üzerinde kafa yorulması gerekenönemli bir konu.

Bu kısa yazıda ABD, AB konularında yapılan değerlendirmelere girme olanağımız yok. Raporda Orta ve Doğu Avrupa’daki gelişmelerin de kaygı yarattığı belirtiliyor. Rusya’nın Batı savunması açısından oluşturduğu riskler, Ortadoğu’da devam eden savaşlar, kaos ve olası gelişmeler, Çin’in hızlı yükselişi ile Asya ve Pasifik bölgesinde oluşmakta olan güvenlik durumu, Kuzey Kore’nin nükleer programı, küresel ısınma sonucu Kuzey Kutbu’nda yaşanan gelişmeler ve Rusya gibi aktörlerin bundan avantaj sağlamaya çalışmaları, göç ve mülteciler konusu, radikal İslamcılık, salgın hastalıkların oluşturduğu riskler, silah sistemlerindeki gelişmeler raporda ele alınan diğer bazı konular.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.