Akacan Holding
Dr. İsmail KEMAL

Dr. İsmail KEMAL

06.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Popülizmin sahte vaadleri

Dünyada demokrasinin durumunu izleyen ve bu temelde ülkeleri üç sınıfa ayıran(özgür ülkeler, yarı özgür ülkeler, özgür olmayan ülkeler) Freedom House, “Nations in Transit 2017: The False Promise of Populism” (Geçişteki uluslar, 2017: Popülizmin sahte vaadleri) başlıklı bir rapor açıkladı. Raporda Orta ve Doğu Avrupa, Kafkaslar, Rusya ve Orta Asya’daki gelişmeler inceleniyor. Toplam 29 ülkenin ortak yönü Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ve (Yugoslavya hariç)onun denetiminde olan ülkelerden oluşmasıdır. Ortaya konan analiz ve sonuçlar sadece bu 29 ülke açısından değil otoriterleşme eğiliminin güç kazandığı Türkiye gibi ülkeler açısından da önemlidir. Raporun temel sonucu incelenen 29 ülkede otokrasi ve baskının yükselmekte olduğudur. Yani eski “sosyalist” coğrafyada demokrasi geriliyor. 29 ülkenin 18’inde demokrasi irtifa kaybetti. Avrasya’da tek kişiye dayalı otoriter rejimler kökleşti.

29 ülke içerisinde konsolide olmuş (yerleşmiş) otoriter rejimlerin sayısı konsolide olmuş demokrasilerin sayısından fazla. Konsolide olmuş otoriter rejim, temel siyasi ve sivil hakların, insan haklarının çiğnendiği, siyasal rekabetin ve çoğulculuğu köreltildiği, tek kişi yönetimine dayalı rejimlerdir. Raporda Beyaz Rusya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan bu grupta yer alıyor. Kırgızistan, 2011 seçimlerinden sonra “en kötüler” grubundan çıkarılmıştı. Şimdi yeniden bu sınıfa geri döndü. Sovyetler Birliği sınırları içinde yer almış olan ülkelerden sadece Gürcistan, Moldova, Ukrayna ve Ermenistan “konsolide olmuş otoriter rejim” sınıfında yer almıyor. Bu sınıfta olmamak sözkonusu ülkelerde demokrasinin iyi durumda olduğu anlamına gelmez. Ermenistan yarı konsolide olmuş otoriter rejim sınıfında. Kırgızistan ve Ermenistan, yakın geçmişte başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçtiler ama tek başına bu değişiklik demokrasiyi güçlendirmiyor. Gürcistan, Moldova ve Ukrayna ise demokratik kurumların kırılgan olduğu hibrid rejimler sınıfında.

“Sosyalist” rejimlerin 1989’da yıkılması sonrasında AB üyesi veya aday üyesi olan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de demokrasi geriliyor. En kötü durumda olan ülke popülist Victor Orban yönetimindeki Macaristan. Polonya’nın demokrasi notuda düştü. 29 ülke içerisinde konsolide olmuş demokrasi sınıfında yer alan ülkeler üç Baltık cumhuriyeti (Letonya, Litvanya, Estonya), Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Polonya. Yarı konsolide olmuş demokrasiler Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Macaristan ve Hırvatistan. Hibrid rejime sahip ülkeler ise Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya, Arnavutluk.

Popülist liderler her yerde “checks and balances” diye bilinen kontrol mekanizmalarına, yargı organlarına, denetimleri altında olmayan yayın kurumlarına tahammül göstermezler. Onları kontrol altına almayı hedeflerler. Kamu yayın kurumlarını kendi propaganda araçları haline getirirler. Özel medya ve basını kontrol altına almak için her yönteme başvururlar. Kendi denetimlerinde olmayan sivil toplum örgütlerini susturmaya çalışırlar. Halkı “iç ve dış düşmanlar” söylemi ile korkutma, uyutma yöntemine başvururlar. Krizlerden beslenirler. Karizmatik bir liderin “halkın sesi” olduğunu, tüm sorunları ancak onun çözümleyebileceğini, dolayısıyla tüm yetkilerin onda olması gerektiğini savunurlar. Toplumda çoğulculuk, farklı görüşler, farklı kimlikler yerine kendilerinin temsil ettiği kimliği, görüşü hakim kılmaya çalışırlar. Kendilerinden olmayanı aşağılarlar, hor görürler. Kibirlidirler. Tüm popülist hareketler tarihteki bir “altın döneme” dönüş temasını işlerler. Modern anayasa düşüncesinin temelini oluşturan güçler ayrılığını, yürütmenin kararlarının denetlenmesi gerektiğini, “çoğunluğun hegemonyasına” karşı kontrol mekanizmalarının gerekli olduğunu reddederler. Bunların altını oyarlar. Tüm bu yönleri ile popülist hareketler özgürlükçü, liberal demokrasiye ters düşerler.

Peki popülist hareketler, popülist iktidarlar toplumsal sorunlara çözüm üretebilirler mi? Bol cepten vaad ettiklerini hayata geçirebilirler mi? Ülkelerinin yapısal sorunlarına çözüm üretebilirler mi? Ülkelerinin gücünü ve güvenliğini artırabilirler mi? Çeşitli ülkelerdeki popülist, otoriter iktidarların şimdiye dek ortaya koyduğu performans bu sorulara olumlu cevap vermemizi mümkün kılmıyor. Elbette ülkeden ülkeye durum değişebilir. Ama, konsolide olmuş veya yarı konsolide olmuş otoriter rejimlerle yönetilen ülkelerin karnesi pek parlak değil. Popülist iktidarlar toplumlara pahalıya mal olabilir. Özgürlük, demokrasi, insan hakları içinde yaşamak isteyen halkların popülistlerin vaadlerine kanmaması gerekir. Tüm halklara yakışan özgürlükçü demokrasidir. Churchill’in dediği gibi henüz ondan iyisi yok.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.