HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Dyt. Tünay  TUĞCAN

Dyt. Tünay TUĞCAN

30.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ömür boyu diyet tedavisi gerektiren hastalıklardan birisi; Çölyak

Çölyak hastalığı (Gluten Entropatisi), bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus (tüysü oluşumlar) denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan, GLUTEN adlı proteine karşı ömür boyu süren ve kronikleşen bir alerjik sindirim sistemi hastalığıdır.

Bu hasara buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan gluten isimli bir protein neden olmaktadır.

Genetik ve çevresel faktörlerle hastalık sürekli yayılmakta ve hasta birey sayısı giderek artmaktadır.

Avrupa'da hastalığın görülme sıklığı 1/350 ile 1/2000 arasında değişirken İrlanda ve Avusturya'da hastalık prevelansı daha yüksektir. Görülme sıklığı Kuzey Amerika'da Avrupa'dan düşüktür. Türkiye’de 700.000 Çölyak hastası olduğu tahmin edilmektedir. Başka bir deyişle; her 100 kişiden 1'i Çölyak’lıdır. Ne yazık ki bunların çok büyük bir kısmı tanı konulmayı beklemektedir.

Çölyak neden olur, nelere sebep olur?

Hastalığa buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların içerisinde bulunan gluten isimli bir proteinin ince bağırsakta parçalanamaması neden olmaktadır. Gluten; hamurun kabarmasını sağlayan, besinlerin raf ömrünü uzatan, elde edilen mamulün kalitesine önemli etkisi olan bir tür proteindir. Bu nedenle glutensiz unlarla yapılan ürünler çabuk bayatlamakta, şekil verirken zorlanılmakta ve kabarması gereken birçok unlu mamülde istenen kabarma sağlanmamaktadır. Çölyak hastalarına büyük sıkıntı yaşatan bu durum ekmeğe dayalı beslenme şekline sahip toplumumuzda çölyak hastalarının yaşam standartlarını büyük ölçüde düşürmektedir.

Çölyaklılar glutenli besinler aldıkları zaman bağışıklık sistemi uyarılır ve bağırsağın iç yüzeyi iltihaplanır. Sağlıklı bağırsak hücrelerinin yüzeylerinde bulunan villüsler iltihaba bağlı olarak azalır veya kaybolur. Bunun sonucunda iltihaplı bağırsak yüzeyi, bazı besin maddelerini emip kana karıştıramaz. Bu da başta vitaminler ve mineraller olmak üzere vücudun gereksinim duyduğu çeşitli maddelerin eksikliğine yol açarak başka hastalıklara ve gelişme geriliklerine ortam hazırlar. Çölyak hastalığının oluşumunda dikkat çekici faktörlerden biriside kişinin anne sütüyle ne kadar zaman beslendiğidir. Uzun süre anne sütüyle beslenen kişilerde çölyak hastalığının belirtileri daha geç ortaya çıkmaktadır. Diğer bir faktör ise gluten içeren yiyeceklerin yenilmeye hangi yaşta başlandığı ve ne kadar gluten yenildiğidir.

Hastalığı neyin tetiklediği bilinmemekle birlikte, çölyağın ortaya çıkması için:

- Kalıtımsal olarak geni taşımak,

- Gluten tüketmiş olmak,

- Genin tetiklenmesi gerekmektedir. Genin Tetikleyicileri; stres, tıbbi sarsıntı (ameliyat, hamilelik, cerrahi müdahale), aşırı unlu gıda tüketimi, kalitesiz unlu besinler tüketimi ve viral enfeksiyonlardır.

Belirtileri nelerdir?

Karında şişkinlik, yorgunluk, yağlı ishal, kusma, huzursuzluk, ağırlık kaybı, karın ağrısı, halsizlik ve çocuklarda büyüme geriliğidir.

Hastalığın teşhisi nasıl konur?

Çölyak hastalığı genetik bir hastalıktır. Ailevi kalıtım söz konusudur.

Hastalık yaşamın her hangi bir bölümünde ortaya çıkabilir. Bazen çölyak hastalığı, bir ameliyat, doğum sonrası, gebelik sürecinde viral enfeksiyon ya da şiddetli duygusal stresten sonra tetiklenebildiği gibi direkt çölyak hastalığı tablosuyla da ortaya çıkabilir.

Ayrıca Çölyak hastalığı her yaşta teşhis edilebilmektedir. Çoğunlukla belirtiler ilişkili bir başka hastalığı da düşündürmektedir. Erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş Laktoz alerjisi gibi hastalıklarda Çölyak Hastalığı’na neden olabilmektedir.

Çölyak hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişimlere neden olmasından dolayı doğru teşhisi önemlidir. Kan testleri serolojik özel testler (AGA, EMA) ve sonrasında ince bağırsak biyopsisi ile deneyimli bir gastroenterolog tarafından kesin tanı konulmaktadır.

Çölyak Hastalığı: Alerji Testleri, Rezonans ve Homeopati vb. yöntemlerle teşhis edilemez.

Çölyak hastalığının (Gulten Enteropatisi) tedavisi nedir?

Tedavi, ömür boyu sürecek glutensiz tıbbi beslenme tedavisidir. Bu tedaviye sıkı bir şekilde uyulması hastalığın ilerleyişi açısından önemlidir.

Beslenmeden çıkarılması gereken besinler:

Buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahıllar ve bu tahıllarla yapılan her türlü besinler (bulgur, makarna, erişte, kuskus, bisküvi, simit, dondurma külahı, ekmek, tarhana, yarma, irmik, kraker, börek, hamur tatlıları, kurabiye, pasta), ketçap, hazır çeşni vericiler ve unla yapılmış soslar TÜKETİLMEMELİDİR…

Beslenmede olması gereken besinler:

Pirinç, patates, nohut, soya, fasulye, fındık, kestane, mercimek gibi besinler ve bunlardan elde edilen unlar ve Çölyak Hastaları etiketinde “GLUTENSİZ” ibaresi olan tüm gıdaları TÜKETEBİLİR.

Tedavi edilmezse çölyak hastalığının kısa ve uzun vadedeki riskleri nelerdir?

-Malabsorbsiyon (yetersiz beslenme)

-Büyüme geriliği

-Hipokrommikrositer anemi

-Megoblastik anemi

-Kalsiyum ve K vitamini eksikliği

-Otoimmün hastalıkların prevelansında artış

-Osteoporoz

-Kısırlık, düşük doğum

-Depresyon

-Lenfoma (lenf bezi kanseri)

-Kalın ve ince bağırsak kanserleri

Tıbbi beslenme tedavisi düzenli yapılmazsa…

Gluten, çölyak hastaları için öldürücü bir zehirdir. Sürekli diyet uygulandığı halde arada bir glutenli gıdaları tüketmek, çölyaklılar için vahim sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin, arada yapılan kaçamaklar; bağırsak kanseri, yutak kanseri, ağız içi tümörler, osteoporoz, diyabet, şizofreni, küçük çocuklarda büyüme geriliği gibi hastalıklara neden olabiliyor. Ancak, bağırsakları aşırı derecede zarar görmüş bazı çölyak vakalarında, sürekli glutensiz diyet iyileşme için yeterli olmayabiliyor. Bu durumda bağırsaklar çalışamadığından, vücut için gerekli besinler damar yoluyla veriliyor. Yani, ilaç tedavisi uygulanmaktadır.

Çölyak hastaları beslenmesine çok dikkat edip, piyasada satılan besinlerin etiket bilgilerinde "glutensiz" ibaresi olan; ekmek, bisküvi, makarna gibi özel besinler tüketmeleri gerekmektedir.

Dikkat edilmesi gereken önemli noktalar;

-Çölyak hastaları, sınırlamalara rağmen iyi düzenlenmiş bir beslenme tedavisiyle (diyetle) hem çok çeşitli besinleri yiyebilir, hem de günlük ihtiyacı olan tüm besinsel değerleri alabilir.

-Hastalar; buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık gibi besinleri ve bu besinlerden elde edilen un ve nişastaları tercih etmeliler. Kuruyemişleri özellikle de ceviz, fındık, incir ve kuru üzüm sofradan eksik edilmemelidir.

-Gluten, gıda sanayinde kıvam verici, koyulaştırıcı ve yapıştırıcı katkı maddesi olarak kullanılıyor. Bu nedenle etiket okuma çok önemlidir. Etiketlerde 'Gluten free/Glutensiz/Gluten içermez' yazanlar rahatlıkla tüketilebilir. Yazmayanlarda ise dikkati olmak gerekmektedir.

-Glutensiz bir diyete başladıktan kısa bir süre sonra belirtiler ortadan kalkar. Glutensiz diyet çok komplike ve karmaşık bir diyettir. Bu nedenle kişide yepyeni bir beslenme alışkanlıkları oluşturması gerekecektir. Çölyaklı hastalar yiyecekleri yemeklerin glüten içerip içermediğini iyi sorgulayıp, iyi araştırma yapması gerekmektedir. Dışarıdan yemek alındığında, mutlaka gluten içerip içermediğini sormak veya yemeğin içeriğinde buğday, arpa, çavdar ve yulaf unu olup olmadığını sorgulanması gerekmektedir.

-Tıpkı beslenme gibi, yaşam tarzı da düzenli olmalıdır. Yeterli uyuyup, bol bol egzersiz yapılmalıdır.

Diyetisyenle, dengeli bir beslenme alışkanlığını izlerken, doktora danışılarak, gerekli vitamin ve mineral (özellikle demir) içerikli takviye alınmalıdır.

Sağlıkla, mutlulukla ve huzurla dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum...

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.