HUNKAR SAG GIYDIRME
Dyt. Tünay  TUĞCAN

Dyt. Tünay TUĞCAN

20.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Zayıflarken önemli olan kilo değil yağ kaybetmeniz

Kilo vermek, forma girmek, özellikle de yaklaştığımız yaz aylarında pek çoğumuzun ortak sorunudur. Kilo vermek sadece ağırlık kaybı olarak algılanmamalıdır. Bunun için aşırı düşük kalorili veya tek besine dayalı, vücudunuzdan su atmaya yönelik "diyetler" uygulamaya asla kalkışmayınız.

Diyetisyenlerin uyarılarına rağmen birçok kişi kulaktan dolma bilgilerle zayıflamaya çalışıyor. Diyet efsaneleri sağlığı riske atarken, verilen kiloların fazlasıyla geri alınmasına yol açıyor.

Fazla kilolardan kurtulmanın en sağlıklı ve kalıcı yolu hiç kuşkusuz diyetisyen eşliğinde bilinçli bir beslenme programı uygulamaktan geçiyor. Ancak birçok kişi arkadaşlarından aldıkları diyet listeleri veya kulaktan dolma bilgilerle zayıflamaya çalışıyor. Oysa diyet hakkında toplumda yaygın bilinen birçok efsane hem sağlığı riske atıyor hem de verilen kiloların fazlasıyla alınmasına neden oluyor.

Kilo vermek için; Yüksek protein mi? Düşük karbonhidrat mı?

Kilo vermek için kalori çok düşürüldüğünde vücut kıtlık bilincine girer, kendini korumaya alarak metabolizmayı yavaşlatır. Yine vücudunuz için gerekli olan enerji ihtiyacından daha az kalori alırsanız vücut ihtiyacı olan kaloriyi önce karaciğerinizdeki glukojen deposundan sonrasında ise kaslardaki şekerden sağlar, bu da uzun sürede kas kaybına yol açar. Yüksek protein düşük karbonhidrat içeren düşük kalorili diyetler metabolizmayı hızlandırdığı için hızlı kilo kaybı sağlar fakat tartıda görülen yağ kaybı olmayıp daha çok kas ve su kaybıdır. Aynı şekilde yüksek karbonhidrat ile az protein de yine kas kaybına yol açan diyet türünü oluşturur. Çünkü kaslar protein yapısında oldukları için yeterli proteini sağlanması gerekir. Kas kaybettiğinizde ise metabolizmanız daha da yavaş çalışmaya başlayacaktır. Vücudunuz, sarkma eğiliminde olacaktır. Önemli olan vücut ağılığınızın ne kadarının yağ olduğudur. Vücudunuzdaki kas ve su miktarı ideal kiloyu belirler. Yine, vücuttaki toplam yağ miktarı kadar bu yağın hangi bölgelerde depolandığı da önemlidir. Bel ve karın çevresinde biriken yağlar kalp damar sağlığınız için risk oluşturur, insülin direnci ve diyabete davetiye çıkarır.

Vücudun yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmesi için alması gereken belli bir kalori değeri, karbonhidrat - protein - yağ dengesi, vitamin ve mineral ihtiyacı vardır ve beslenme programı oluşurken bireysel bir şekilde hazırlanıp tüm besin gruplarını ve gerekli vitamin&mineralleri içermelidir.

Yağlar vücutta nasıl depolanır? Depolanmasını neler artırır?

İnsülin yüksek seviyelerdeyken yağ yakımı imkansızdır. Tüketilen karbonhidrat miktarı artıkça vücutta yağ oranı da artar. Glukozun ,yağ ve proteinlerdeki amino asitlerin kas ve karaciğer hücrelerine girişini sağlayan insulin hormonunun yüksekliği yağların depolanmasını artırır. Kanda dolaşan glukoz oranı arttığında pankreastan, insülin hormonu salgılanır ve böylelikle karaciğer glukoz yapımını azaltır ama bu defa glukoz kaslarda ve yağ hücrelerinde depolanır. İnsülin salgılanması ile önceden depolanmış olan yağların enerjiye dönüşebilmesi için parçalanması ve kullanılması işlemi de önlenir ve depolanan yağlar enerjiye dönüşemeyeceği için de yağ yakımı yavaşlamaktadır.

Kilo değil yağ kaybetmelisiniz...

Kaybedilen yağ olmadıktan sonra ağırlığınızı nasıl düştüğü sizin için önemli mi, aslında bu şekilde tartıda eksik çıkmanız sağlığınızı riske attığınızı göstergesidir. Tartınız, kilo kaybettiğinizi göstermesine rağmen halen vücut ölçülerinizde incelme, bedeninizde daralma olmadıysa yanlış yoldasınız demektir. Kontrolsüz bir şekilde kilo vermeye çalıştığınızda vücudunuzdaki kasların erimesine neden olabilirsiniz. O zaman da kemiklerinize ve eklemlerinize binen yükün artar ve eklem problemleri yaşarsınız diz ağrılarınız artabilir ve yaşam kaliteniz buna bağlı olarak düşebilir.

Unutmayın ki doğru kilo kaybı vücut yağ dokusundaki azalma ile olur. Bu da yağsız doku kitlesinin yani kas ağırlığının korunması demektir. Bazal metabolik hız vücudumuzdaki yağ ve yağsız doku ile orantılıdır. Kas kütleniz azaldıkça yağ yakma kapasiteniz de azalır. Yağ kaybı ise ancak yeterli ve dengeli bir beslenme programı ile düzenli yapılan sporla sağlanabiliyor.

Kaybedilen kilonun nereden gittiğini nasıl saptayabiliriz?

Evlerde bulunan klasik basküller sadece ağırlığı ölçebiliyor. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur. Yani şişmanlıkta ölçüt kilo değil, vücuttaki yağ ve kas arasındaki uyumdur. İşte bu noktadan yola çıkılarak BIA (Bioelectrical Impedance Analysis) tekniği ile ölçüm yapan cihazlar geliştirilmiştir. Pratik kullanımlı bu cihazlar sayesinde kilonuzu, yağ oranınızı, vücut sıvı oranınızı, kaslarınızı, kemiklerinizin ağırlığını, fiziksel aktivite derecenizi, günlük alınması gereken kalori miktarınızı ve metabolizma hızınızı 10 sn - 1 dakikalık bir analiz ile öğrenmeniz mümkün oluyor. Aynı zamanda bu vücut analiz tartıları ile yaptığınız analiz sonuçları, kilo verirken yağ mı yaktığınızı, sıvı mı yoksa kas mı kaybettiğinizi ortaya çıkarıyor. Kilo verirken vücudunuzun ne türden bir değişikliğe uğradığını, metabolizma hızınızdaki değişikliğin ne olduğunu ve kilo vermenin vücudunuzu nasıl etkilediğini de biyolojik yaşınızı öğrenerek gözleyebilirsiniz”.

Zayıflama programları mutlaka sporla desteklenmelidir

Diyet mutlaka spor ile desteklenmelidir. Çünkü egzersiz yapan kişinin yağ dokusu daha çabuk kaybolur. Spor başlangıcında vücut ağırlığında önemli bir azalma olmayabilir çünkü yağ dokusu azalırken başta kas kütlesi olmak üzere yağsız vücut kitlesi artar. Kas kitlesi arttığı için kilo kaybı az olabilir fakat sağlıklı zayıflama sağlanır. Sporun sıklığı, tipi, hızı, şiddeti, süresi ve tekrar sayısı önemlidir. Ancak spora başlamadan önce sağlık kontrolünden geçmeli, kişiye özel olarak önerilecek olan spor yapılmalıdır. Sürdüremeyeceğiniz sporlar yerine kolaylıkla yapacağınız spor aktivitelerini seçmelisiniz bu tempolu bir yürüyüş bile olabilir.

Bazı doğru bilinen yanlışlar

YANLIŞ: Ekmek yersem kilo alırım
DOĞRU: Ekmek bizim için en önemli ve en doğru karbonhidrat kaynağıdır. Ekmeksiz bir beslenme programı düşünülemez. Tam buğday, çavdar ve tam tahıllı ekmekler hem glisemik kontrolü sağlamaya, hem de enerji ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı oluyor. Alınması gereken enerjiye göre, miktarlarına dikkat ederek ekmek tüketmeniz kilo almanıza değil, sağlıklı beslenmenize katkıda bulunacaktır.

YANLIŞ: Limonlu/ sirkeli su içmek zayıflatır
DOĞRU: ”Bunu yersen kilo verirsin, bunu yersen vücudun yağ yakar” diyebileceğimiz bir besin maalesef yoktur. Limonlu/ sirkeli su içmek bazik etki gösterdiği için vücuttaki asitleri temizlemeye yardımcı oluyor. Asitleri nötralize etmek yağların serbest kalmasını sağlıyor. Ancak bu yağlar, sadece diyet ve egzersiz yaparak yakılabiliyor.

YANLIŞ: Bir öğün atlasam kârdır
DOĞRU: ‘Diyet yaparken ne kadar az yersem o kadar çok ve çabuk kilo veririm’ düşüncesi yanlıştır. İdare edebileceğinizi düşünüp öğün atlamaya kalkarsanız, en fazla bir saat içinde o öğünde yiyeceğinizden çok daha fazlasını bir anda bitirebilirsiniz. Ayrıca metabolizmanın çalışma hızını kaybetmemesi için öğünlerin arasını çok uzun tutmadan, küçük porsiyonlarda az az, sık sık yemek en doğru olanıdır.

YANLIŞ: Sınırsız meyve yiyebilirim
DOĞRU: Diyet süresince bol meyve ve çiğ sebze tüketebileceğimizi düşünürüz. “Ne de olsa kalorisi yoktur” deriz. Çiğ sebze için sınırlama yokken meyve için aynısı geçerli değildir. Çünkü meyveler basit şeker (fruktoz) içerirler. Almanız gereken kaloriye bağlı olarak değişmekle beraber, günde ortalama 3-4 porsiyon meyve tüketebilirsiniz. 1 porsiyon meyve; 1 küçük boy elma, 1 orta boy mandalina, 1 orta boy kivi, 4 adet kuru kayısı veya 1 adet kuru incire denk geliyor. Özellikle glisemik indeksi düşük (şekeri düşük) olan meyveleri ara öğünlerde miktarlarına dikkat ederek tüketmeniz en sağlıklı tercihtir.

YANLIŞ: Yağı tamamen kesmeliyim
DOĞRUSU: Diyet sırasında yağı, karbonhidratı ya da proteini tamamen kesmek doğru olmaz. Yağı tamamen kesmek, vücudun onu depolamaya başlamasına neden oluyor. Beslenmemizden yağı çıkarırsak, vücudumuz yağ stoklarını kullanmak yerine onları korumaya alıyor. Tabii ki bu durum bizim, çok yağlı, kızartma ya da fast food türü besinleri tüketmemiz anlamına gelmez. Fakat yağın bizim için gerekli olduğunu da unutmamak gerekiyor. Yemekleri, miktarına dikkat ederek zeytinyağı ile pişirmek; ara öğünlerde fındık, badem ve ceviz gibi kuruyemişleri tüketmek faydalı yağ almamızı sağlayarak diyetimizin örüntüsünü tamamlamaktadır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.