KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Emin AKKOR

Emin AKKOR

06.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ortaya laf atıp çekilme eleştirelliği

Sosyal medya, eleştiri özgürlüğü getiren bir platform olarak günümüzde çok yaygın kullanılıyor.

Yurttaş derdini net olarak ifade ediyor, mesajlar yayılıyor, üzerine düşeni almak isteyen alıyor, istemeyen de görmezlikten gelmeye devam ediyor.

Demokrasi için önem verdiğim bu yapının işlevinin, her geçen gün arttığına inananlardanım.

Kolay ifade etme özgürlüğü bazı durumlarda cesaret kazandırırken, bazı durumlarda da yetirince cesur olmayanlar, ben lafımı atayım, üstüne alan alsın düşüncesiyle kendilerini ifade ediyorlar.

Eleştirimizi direkt yapma yerine ortaya, genelleyerek yapmakla, öncelikle bir ifade özgürlüğü kullandığımızı düşünmeyelim. Oh, ben söyleyeceğimi söyledim, onlar temizlesin anlayışımız demokrasiye katkı değil, zarar verir.

Neden suçlamamızı direkt adrese yapmıyoruz.

Bazen, kullanılan kelimelerde adresi net olarak yazmamakla birlikte herkes net olarak kastedileni anlayabiliyor.

Ama genellikle yeterli derecede cesur olmadığımız için, ya da söylemimizin altını dolduramayacağımız için genellemeyi seçeriz.

Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros’un sosyal medyadaki bir paylaşımına yorumda bulunan Büyükelçi Derya Kanbay’ın “İsviçre'de devletin kaynaklarını yandaşlarına, akrabalarına peşkeş çeken insanlar görüyor musunuz?” şeklindeki sorusunda kimi kastettiğini yazmadı ama bunu okuyan herkes bu mesajın adresini net olarak algıladı. Hükümete daha net bir mesaj verilemezdi herhalde. Bu mesajın ardından peşkeşlerin sonu gelir inşallah.

Elbette sonunun gelmesini isteriz ama yeri gelmişken hesap sorulmasının da kamuoyunun genel beklentisi olduğunu da not etmek gerek.

Adressiz suçlamaların en yaygın hedefi medya organları ve gazetecilerdir. Birçok eleştirilen, kendi özeleştiri yapacağına hemen suçlamayı yapıştırıyor gazeteciye, “tetikçi” diye.

Ama hangi gazete, hangi televizyon kanalı, ya da hangi gazeteci tetikçidir, hatta kimin tetikçiliğini yaptıklarını yazabilecek cesareti olanları daha göremedik.

Genelleyerek eleştiriyi tercih edenler, damgayı yapıştırınca, kendisi veya temsil ettiği kitlenin eleştirilmesine karşı refleksini ortaya koyarak, artık aklanmıştır psikolojisine giriyor herhalde.

Gazeteciler arasında bir merkezin tetikçiliğini kimsenin yapmadığını savunmuyorum. Ama adresi açık yapılmayan eleştiriyle birçok saf insan da zan altına giriyor. Ki bu her meslek dalı ya da her sektör için geçerlidir. Bazen gazeteciler de aynı hatayı yapıyordur.

TIP İŞ eski genel Başkanı Erol Şeherlioğlu’nun, “Hipokrat yeminimi bozup gazeteci hatta haber spikeri olmaya karar verdim” şeklinde yaptığı paylaşımın altında yazılan yorumları okursanız ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir. Adressiz, tüm basına hakaret edildiği, gazetecilerin, gazeteciliğin değersizleştirildiği, adressiz, yüzeysel ve altı boş eleştiriler akıp gidiyor.

“Doktorların kutularla ilaçları hastanelerden kliniklerine taşıdıkları” yönündeki iddiadan rahatsızlık boyutu eylem yapmaya kadar gitmişti. “Böyle bir şey yok, eğer yapan varsa ismini açıklayın yasal işlem yapın” denilmişti. Tabiplerin bu haklı isyanına herkes destek vermişti. Neden? Tüm doktorlarımızın zan altına alınması doğru değil diye.

Bu iddiaya karşı isyan eden tabiplerin, rahatsızlık duydukları kendilerine yapılanın aynısını başka bir meslek için rahatlıkla yapabildiklerini görmek de üzücü olmuştur.

Özellikle sosyal medyada benzerlerini sık görüyoruz. Çuvaldız iğne misali, yuvarlanıp giderken, hem kurumlarımızı yıpratıyoruz, hem de eleştiri yaptık diye tatmin oluyoruz.

Bu yapıdan kurtulmalıyız. Ortaya laf atıp, adresi belirtmeyen eleştirilere değer vermemeliyiz ki buna yeltenenler azalsın. Bu tür muallakta görüşlere destek verdiğimiz sürece, iğneyi kendimize batırmamaya ısrar ederek, bol bol çuvaldıza maruz kalacağız.

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.