HUNKAR SAG GIYDIRME
Emin AKKOR

Emin AKKOR

01.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tepkimiz, sonuca kadar sürmeli

Salı sabahı, bizi uyandıran siren seslerinin bitmek bilmemesi felaketin habercisiydi.

Ardından acil servisin önünde, yoğun bakım ünitesi kapısında bekleyenlerin acısına tanık olup, hiç tanımadığım insanlar için gün boyu gözyaşı döktüğüm bir gün geçmişti.

Halen yüzüme gülümseme gelmezken, gerilen sinirlerimde de esneme olmadı.

Yüzlerce insan acil servisin önünde yakınlarıyla ilgili bilgi almak isterken, çocuğunun ölmediğini öğrenip de sevinemeyen insanların bakışları, acıları katlayan anlamdaydı.

Kendi çocuğu henüz yaşıyor olabilir ama komşusu ya da akrabasının çocuğunun ölmüşler arasında bulunma olasılığı tüm acıların derecesini aynı tutuyordu.

Herkesin yüreğinde bu acı çarparken, üzüntünün verdiği ilk yansıma olarak herkes bir suçlu aradı.

2 gündür yapılan eleştirileri derlediğimizde 3 canımızı yitirdiğimiz kazada hepimiz suçluyuz.

Elbette ülkeyi yönetenler birinci derecede suçlu ve doğaldır Ulaştırma Bakanı ve/veya hükümetten istifa beklenilmesi.

İstifa beklentisi ilk tepki olarak algılanmamalı çünkü altını dolduracak birçok gerekçe vardır. Bana göre en önemlisi trafik konusundaki uzmanların ısrarlarına rağmen ilgili bakanlıkların destek almaktan kaçınması.

Uzman görüşünün dışlandığı bu yapıyı dönüştürmenin adımı olmalı bu acı.

Cumhurbaşkanının yurtdışı seyahatini yarıda kesip dönmesi, Başbakanın yine yurtdışı seyahatini iptal etmesi, kazanın hemen ardından Kıbrıs’ın güneyinden dayanışma mesajları gelmesi çok anlamlı.

Ancak, anons yapılır yapılmaz, hastanenin yüzlerce kişiyle dolması Kıbrıslı Türklerin bitmediğinin göstergesiydi, öğrencilerin ertesi gün başbakanlığın önünde toplanması ve verdikleri mesajlar bize ülkemizde sistemi oturtmak için kamuoyu oluşturabileceğimizi gösterdi.

Yaralıların en kısa sürede sağlıklarına kavuşmasını dileme yanında, bu kazanın yol açtığı trafik tartışmasını sağlıklı bir şekilde sonuçlandırmak da hepimizin görevidir.

“Eğer bu olsaydı, kaza yaşanmazdı” diyebileceğimiz o kadar sebep var ki.

Ama en acısı, 2014 yılında kazanın olduğu yolun da içinde bulunduğu bazı güzergahlarda mesai başı ve sonrasında trafiği rahatlatmak için ağır vasıta araçların sabah 09.00’dan sonra trafiğe çıkmalarını düzenleyen tüzük geçerli olsa ve denetimler yapılsaydı, bu kaza olmazdı.

Ticaret Odası ve Müteahhitler Birliği gibi örgütlerin verdikleri tepkiye boyun eğen hükümetler, bu kararından vazgeçmişlerdi.

Bugün haberlerde aynı kararın yeniden alındığını okurken, takdir etme yerine küfrediyorum.

Sadece kendi üyelerinin toplumsal olmayan çıkarlarına göre talepte bulunan bu örgütlerimiz bugün de aynı tepkiyi gösterme cesaretleri olmaz. Ama bu kararın toplumsal bir yanlışı varsa bugün de konuşmalarını beklerim.

Bu olmaz, elbette ama bir süre sonra alttan hükümete baskı başlar, kamuoyu tepkinsi dindirmeye yönelik bu kararlar uygulanmaz. Acı, sadece düştüğü ocakta yaşar, hepimiz de günlük yaşamımıza döneriz.

Bu sefer böyle olmayız umarım ve hepimiz de yanlışın düzeltilmesi için hem üzerimize düşeni yaparız hem de yetkililerin görevlerini yapmalarının tetikçisi olmaktan geri durmayız.

Trafik acısı her eve girmiştir, bu sorunu derinlemesine tartışıp önlemleri almazsak daha da çok girecek.

O nedenle bu süreci bir popülizmin ötesinde taşımak için her sabah hepimize görev düştüğünün bilinciyle uyanalım.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.