HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Göksel SAYDAM

Göksel SAYDAM

02.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Ekonomi yönetimi ve halkların almaları gereken dersler

Ekonomik şartların gelişmesi insan hayatını daha kaliteli yapabilmektedir. Bu gelişimin makro ve mikro düzeyde dengeli olması refahın daha dengeli artmasına neden olmaktadır.

Ülkelerin ekonomi politikalarının başarılı olması ekonomi yönetimlerinin performansına bağlıdır. İyi planlanlanmış ve hedefi olan bir ekonomik gelişimin büyük insan kitlelerine faydalı olması büyük olasılıktır. Bu plan ve hedef doğrultusunda hareket edilip popülist uygulamalara itibar edilmezse başarı mutlaka kazanılmaktadır.

Ekonomide hükümetlerin başarılı olması ekonomi yönetimine ve uygulanan ekonomik politikalara bağlı olsa da, bu gelişimin direk olarak paydaşı olan halk kitlelerinin uygulanan politikalar konusunda bilinçli olmaları gerekmektedir. Maalesef dünyamızda ekonomideki başarı önce bireysel yönden kişinin elindeki para miktarına bağlanmaktadır. Kişisel öncelikler de popülizmin artmasına neden olabilmektedir.

Ekonomiyi yönetenlerin halkın veya belirli bir zümrenin istekleri doğrultusunda hareket etmeleri halinde arzu edilen hedeflere ulaşılamayacağını herkes bilmelidir. Yapılan icraatların ne kadarının halkın bütününün refahı, ne kadarının da kişilerin refahı olacağını iyi hesaplamak gerekir. Kitlesel gelişimi göz ardı edip günü kurtarma ve menfaatleri kendi lehine çevirme gayreti içinde olacak insanların, uzun vadede kitlesel olarak diğer ülke insanlarından ekonomik açıdan geride kalacaklarını da bilmeleri gerekmektedir.

Ekonomik gelişimin önce makro düzeyde olması ve bu gelişimin kişilere dağılması en uygun gelişme modelidir. Bunun yapılabilmesi için vergisini doğru ve zamanında ödeyen, vatandaşlık görevlerini tam anlamı ile yerine getiren bir halk kitlesine ihtiyaç vardır. Halk kitleleri devleti dikkate almaz ve sadece kendi çıkarıyla ilgilenirse, sonunda genel olarak yaratılan durumdan nasibini de alır.

Ekonomik gelişmenin makro düzeyde tamamlanıp bunun kişisel düzeyde menfaatlerini elde etmeyle ilgili ideal yapının var olduğu ülkelerin durumu ile kişilerin veya zümrelerin gelişmişliği üzerine kurulu ülkelerin durumunu karşılaştırırsak, makro düzeyde gelişmiş bir ülkenin insan refahına katkısının çok yüksek olduğunu görebiliriz. İşte bu karşılaştırma doğrultusunda KKTC’nin ekonomik yönden sergilediği performansın, kişisel ekonomilerin gelişmesinin önde tutulduğu herhangi bir ülke ile aynı olduğunu söyleyebiliriz. Bu da bize KKTC’nin bir Orta Doğu ülkesine dönüşme yönünde hareket ettiğini göstermektedir.

KKTC’de kişisel çıkarların devletin çıkarlarının önünde olduğunu gösteren bir yığın gösterge vardır. Bunlara tek tek değinerek biraz olsun düşünmenizi rica ederim.

1974 sonrası Kıbrıslı Türklerin elinden çıkarmak zorunda kaldığı Sanayi Holding, Kıbrıs Türk Turizm İşletmeleri, Eti Teşebbüsleri, Kıbrıs Türk Hava Yolları ile bugünlerde elden çıkması büyük olası olan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu, Toprak Ürünleri Kurumu, Telekomünikasyon İdaresi, belediyelerin su dağıtım hizmetleri gibi kurum veya işletmelerin bu duruma gelmesinde ekonomi yönetimleri kadar, bu uygulamalara onay veren halk kitlelerinin de büyük suçu vardır.

Söz konusu işletmelere her seçim dönemi sonucu iktidara gelenlerin yetenek, bilgi ve beceri sorulmadan yöneticilerin atanması, iktidar partilerinin emirleri doğrultusunda atanan yöneticiler tarafından ihtiyaç olup olmamasına bakılmaksızın personel alınması, kişisel yönden birçok aileyi mutlu etse de kitlesel olarak ezik ve muhtaç bir topluluk yarattığının farkında olmamız gerekmektedir.

Halka ait işletmeler kapatılırken bunu siyasilerin kötü yönetimine veya Türkiye’nin gelişen özel sektörünün artan rekabetine bağlamak yanında, halkın kendi özeleştirisini yapması da gerekmektedir. Ancak, siyasiler ile halk arasında alıp verilen karşılıklı rüşvetin bir devleti her yıl açık veren, kişi başına düşen geliri artıramayan bir devlete dönüştürme dışında bir faydası yoktur.

Makro düzeyde gelişemeyen bir KKTC’de arabaların seyahat yapmak zorunda kaldığı yollar ile devlete ait sağlık kurumlarının ve okulların durumu da geri kalmışlığın en önemli göstergesidir.

Yazının başında da belirttiğim gibi ekonomi yönetiminin başarısı onu yönetenlerin performansına bağlıdır. Ancak, ekonomiyi yönetenler onları oraya seçenlerin hedefinin kişisel çıkar olduğu fikrine sahip olurlarsa ve bu fikri destekleyen tavırlarla karşı karşıya kalıyorlarsa, o zaman hedeflerin yerine kişisel çıkarlara bağlı uygulamaların gelişmesinin önüne geçilemez. Bunun önüne geçilemezse ortaya çıkacak olumsuzlukların hem siyasilere hem de halka ders olması gerekmektedir. Ancak, ne yazıktır ki bu ders alma bugünkü neslin geçiştirdiği, gelecek nesillerin de cezasını yüklenip ödeyeceği bir ders olmaktadır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.