Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Göksel SAYDAM

Göksel SAYDAM

10.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

‘Vergi Duyuruları’nın yasal durumu, temel nedeni ve sonuçları (2)

Her yıl vergi yükümlüleri tarafından verilen ve Vergi İdaresinin vergiye tabi” safi mali kazançları (matrahı) üzerinden hesapladığı gelir ve kurumlar vergisi ile “safi vergi zararı” beyan edenler hakkında Resmi Gazete’de yayımlanan yükümlü listelerine ilişkin yasal dayanaklar, bu uygulamanın nedenleri ve doğru beyanname verilmesinin sağlanmasına ilişkin yasalarda yer alan “Vergi Güvenlik” önlemlerine ilişkin özel bilgiler vermiştim.

Öte yandan, devletler sosyo-ekonomilerini geliştirmek büyütmek ve mal ile hizmet üretimini artırmak amacıyla vergi yasalarında bazı genel ve özel teşviklere de yer verdiklerini açıklayarak, bunların KKTC vergi hukukunda da yer aldığını belirtmiş ancak, bu konuda beklenen yararın elde edilmesi için Vergi İdaresinin iyi organize edilmesi, personelinin mesleki eğitime tabi tutularak liyakat ve başarıya göre seçilecek olanlarla vergi yoklaması, vergi denetimi ve vergi incelemesi yönünde etkin uygulamalar yapması gerektiğini vurgulamıştım.

Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ile Vergi Usul Yasası’nın ilgili maddelerine istinaden sadece Yıllık Gelir ve Kurumlar Vergisine tabi yükümlülerin, vergiye tabi gelir veya zararları ile ilgili beyanname vermek zorunda olan gerçek ve tüzel kişileri kapsamakta olup, bunların miktarı ne olursa olsun vergiye tabi gelir elde edenler dâhil olmak üzere kayıtlı vergi yükümlüsü olan veya faaliyette olmayan veya faaliyetine son veren ancak kaydını sildirmeyenler ile zarar beyan edenler ile yeni işe başlayanlar özel yasalarla vergiden muaf tutulanlar ve ücret veya maaş haricinde ek gelir edenler yıllık Gelir ve/veya Kurumlar Vergisi Beyannamesi vermek ve mali durumlarını Vergi İdaresine bildirmek zorundadırlar.

Bu konuda yegâne istisna, Şirket Direktörleri hariç gelirleri sadece maaş ve ücretlerden oluşanlar yıllık Beyanname vermek zorunda değildir. Ancak, bu statüdeki kişilerden zaman aşımı süresinde herhangi bir yıl ile ilgili yıllık Beyanname vermelerini talep etme hususunda Vergi İdaresi yetkilendirilmiştir.

Beyanname vermek zorunda olan vergi yükümlülerinin yıllık Beyanname vermeme nedenleri incelendiği zaman aşağıdaki gerçekleri görmekteyiz.

  • Yükümlülerin kusur ve ihmalleri,
  • Yükümlünün vefat etmesi ve Terekesinin henüz açılmamış olması veya Tereke İdare Memurunun vefat eden hakkında beyanname vermekte kusuru ve ihmali,
  • Ülkeyi terk edenler Beyanname verme süresinin son günü olan 30 Nisan tarihi itibarıyla yıllık beyannamelerine eklenmesi gereken hesaplarını çeşitli nedenlerle hazırlayamamak,
  • Şirketler siciline kayıtlı olmasına rağmen çeşitli nedenlerle faaliyete başlamama veya faaliyetine ilgili yıl içinde son veya ara verilmesi,
  • Gelir elde edilmesine rağmen Vergi İdaresine kayıt yaptırmamak suretiyle kayıtdışı ekonomik faaliyette bulunulması,
  • Özel yasalar dolayısıyla gelirleri vergiden muaf tutulan işletmeler,
  • Zarar beyan edenlerin Vergi Beyannamesi verilmesine gerek olmadığına ilişkin anlayış,
  • Kazanç elde edip de gerçek kazancı üzerinden vergi ödememek için kasten yıllık beyanname vermekten kaçınmak suretiyle Vergi İdaresinin Re’sen vergi takdir edilmesini beklemek suretiyle ilgili yılın vergi yükümlülüğünün daha düşük tahakkuk etmesi beklentisi
  • Hükümetlerin yıllarca KKTC vergi yükümlüleri üzerinde yaratmış oldukları vergi affı beklentisi.

Yukarıda belirtmiş olduğum nedenlerden dolayı hiçbir gerçek veya tüzel kişi yetkilisi hiçbir gerekçeye dayanarak süresinde beyanname verme zorunluluğundan kurtulamaz. Örneğin, özel yasalarla genel muafiyet sağlanmış olan yüksek eğitim kurumları ve Serbest Liman ve Bölgede kayıtlı işletmeler kurumlar vergisinden muaf tutulmuş olmalarına rağmen bu kurumların da diğer vergi yükümlüleri gibi yıllık Beyanname ve ekinde denetlenmiş mali tablolarını sunmaları yasal bir zorunluluktur.

Bazı elde olamayan nedenlerden dolayı beyanname verme zorunda olanlar Vergi İdaresine yazılı başvurmak suretiyle bu yükümlülüklerinin yerine getirilme süresinin uzatılmasını talep edebilirler.

Bahse konu nedenlere ilâveten, özellikle bazı yükümlülerin beyan etmeleri gereken gelirler toplamının yüksek miktarda vergi ödeme yükümlülüğü oluşturacağını dikkate alarak bilinçli olarak kasten yıllık Beyanname vermekten kaçınmak suretiyle Vergi İdaresinin Re’sen tarhiyat işlemi yapmasını beklemektedir ki tarh edilen vergiye itiraz hakkını kullanmak suretiyle itiraz ederek bu verginin düşürülme olanağını kullanmaktadır. Bu konu çok önem arz eden bir konu olup Vergi İdaresinin özellikle bu yöntemin kullanılmasına son verilmesini sağlamak ve ilgili kişi veya işletmeden incelenmek üzere tüm belgeleri ve hesapları talep etmekte ısrarcı olması gerekir.

Gerçek gelir beyanlarının yapılması teşvik etmek için Vergi İdaresi’nin vergi güvenlik önlemlerinin en etkin şekilde uygulanmasını gerçekleştirmek amacıyla yapacağı işlem ve alacağı diğer önlemleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.

  1. KKTC Vergi İdaresinin en zayıf olduğu bazı vergi güvenlik önlemleri vergi yoklamaları, denetimleri ve vergi incelemeleridir. Bunun nedeni ise yüksek sayıdaki personele rağmen bunların birçoğunun yeterli eğitim, bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları nedeniyle birkaç personel haricinde özellikle vergi denetim ve incelemesi yapabilecek personelin olmayışı veya yetiştirilmemesidir. Bu nedenle kalifiye personel takviyesine, mesleki eğitime ve liyakata sürekli ve gerekli önem verilmelidir,
  2. Vergi yoklama ve denetim işlemleri masa başında değil yükümlülerin işyerinde yapılması gerekir. Bu işlemlerde sadece vergisel aksaklıklar saptanmamalı aynı zamanda yükümlüler vergi ödevleri hakkında da bilgilendirilmelidirler,
  3. Gelir elde eden ancak kayıt yaptırmayan kişi ve işletmeler ile ikinci iş yapanlar tüm olanaklar kullanılarak saptanmak suretiyle vergi kapsamına alınmalarının sağlanması ve süresinde veya ek sürelerde yıllık Beyanname vermeyen vergi yükümlülerine gerekli para cezalarının kesilmesi,
  4. Personel arasından liyakat ile gerekli eğitim düzeyine ve mesleki vizyona sahip kişilerin görev yapacağı Merkeze bağlı etkin ve ihtisaslaşmış olarak görev ifa edecek vergi inceleme şubesi ile ilçelerde aynı özelliklere sahip vergi inceleme birimleri oluşturulmalı, öncelikle düşük safi kazanç veya zarar eden yükümlüler gözden geçirilerek makul ölçüler dâhilinde saptanacak yükümlülerin VUY kurallarının ön gördüğü kurallar dâhilinde vergi incelemesine tabi tutulması,
  5. Vergi istihbarat arşivinin ve kamu kurumları arası koordinasyonun kurulması için lojistik desteklerin sağlanması,
  6. Yükümlülerin vergi ödevlerini yerine getirmek amacıyla elektronik ortamda beyanname verme ve diğer işlemlerin yerine getirilmesi ile ödeme kolaylığı sağlanması için elektronik iletişim araçlarından yararlandırılmaları,
  7. Vergi yasalarının güncelleştirilmesi, pratikleştirilmesi ve toplam vergi yüklerinin makul düzeye indirilmesi için acilen gerekli düzenlemelerin yapılması,
  8. Yükümlülerin hükümetlere olan güvensizliğin vergi bilinci üzerinde yarattığı olumsuzlukların giderilmesi için adalet ve eşitlik ilkeleri kapsamında uygulamalara özen gösterilmesi, herkesi potansiyel vergi kaçakçısı olarak görme alışkanlığından vazgeçilmesi ile ödenen vergilerin kamu hizmeti olarak halka dönüşümün çok daha etkin olacak şekilde sağlanması,
  9. Vergi hukukunun ve uygulamalarının önemli bir kısmını oluşturan “Vergi Uyumu” (Tax Compliance) ilkesinin uygulamaya geçirilmesi için gerekli organizasyonun ve düzenlemenin yapılarak uygulamaya geçirilmelidir.
  10. Vergi İdaresi ile yükümlülerin vergi ve diğer yasalardan kaynaklanan haklarına gerekli saygı gösterilmesi. Örneğin, fazla veya gereksiz ödenen gelir veya kurumlar vergileri ile KDV iade hakkının mevzuatına istinaden tahakkuk eden KDV yükümlülere en kısa zamanda ödenmelidir.
  11. Vergi adaletinin fiiliyatta en etkin şekilde uygulandığı konusunda halk ikna edilmelidir.
  12. Yıllık beyanname ile hesap veya mali tablolara vermemek hesap veya mali tablolara istinaden zarar beyan etmekten çok daha önemlidir. Çünkü hesap veya mali tabloları vermenin en önemli avantajı, Vergi İdaresine hesaplardaki ve mali tablolardaki verileri esas alarak diğer yükümlülerin “çapraz denetimi” olarak tanımlanan vergi denetimine ve incelemesine veri elde etme bakımından büyük katkı sağlamaktır.

Bir başka gerçek ise Vergi İdaresi yukarıda belirtmiş olduğum önlem ve düzenlemeleri yapmış olsa dahi mal ve hizmet alımları bakımından da artık kayıtdışılığın önlenmesinde tüketicilerin idareye yardımcı olmaları gerekir. Sadece Vergi İdaresini eleştirme yeterli değildir.

Bu nedenle, tüm halkımız, basınımız ve sivil toplum örgütleri Vergi İdaresine karşı eleştiriler yönetirken yaptıkları mal ve hizmet alımlarında ilgili kişi veya işletmelerden Maliye onaylı perakende satış fişi, fatura, serbest meslek makbuzu vb. resmi belge alıp almadıkları durumlarını da dikkate almaları gerekir. Mal ve hizmet alımları dolayısıyla herkes belge talep etme ve alma konusunda yasal görevini acaba yapıyor mu? Yoksa her konuda olduğu gibi “ben hariç diğerleri alsın” gibi hala daha mantık dışı anlayışı mı devam ettiriyor? Unutmayalım ki başımıza ne gelmişse bu anlayış dolayısıyla olmuştur. Kaldı ki, gerek Vergi Usul Yasası, gerekse KDV Yasası kurallarına göre mal ve hizmet alım ve satımlarında alıcılar ile satıcılar fatura, makbuz, fiş veya benzeri belge alma zorunda oldukları ve almayanlar ile vermeyenlerin ayrı ayrı suç işlediklerine ilişkin kurallar ile ceza kurallarının mevcut olduğunu da belirtmekte yarar görüyorum.

Kanımca, özellikle Vergi İadesi Yasası’nın yürürlükten kaldırılması ile halkımızın çok büyük bir kesimi bu belgelerden birini talep etmekten vazgeçmiştir. Bu kesimin içerisinde siyasiler, üst kademe yöneticileri, vergi dairesi personeli dâhil olmak üzere kamu görevlileri, basın mensupları, hukukçular, akademisyenler, muhasipler, polisler vb. meslek mensupları ile hatta vergi şampiyonu ilan edilenlerin çok büyük bir kısmının da dâhil olduğu kanaatindeyim. Zannedersem bu gerçeğin aksini iddia edecek olanlar yoktur.

Bu hususta demek istediğim, Maliye Bakanlığı ne kadar yasal düzenleme, Vergi İdaresi de ne kadar önlemler alırlarsa alsınlar kayıtdışılığın, dolayısıyla da vergi kaybının önlenmesinde tüm halkımız mal ve hizmet alımları karşılığında fatura, makbuz, fiş ve benzeri resmi belge talep etme ödevini gerektiği gibi yerine getirmek suretiyle destek vermez ise vergi kayıplarının büyük ölçüde önlenmesi mümkün değildir.

Diğer bir anlatımla, gelir elde etmiş olan ancak vergisel yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmeyenler ile vergi uygulamalarında her mal ve hizmet alımı için belge talep etmeyen her statüdeki ekonomik aktörlerin ve ülkenin en büyük kitlesini oluşturan biz tüketicilerin toplanan vergilerin azlığı ve nerede kullanıldığı hususunda hükümetleri eleştirmeleri acaba ne kadar etiktir?

Yayımlanan vergi listelerindeki bilgileri esas alarak vergi yükümlülerini eleştirmenin de sınırları olup Vergi Usul Yasası’nın 6(3). Maddesinde şu şekilde kurala bağlanmıştır. “Ancak bilgiler ele alınarak, yükümlülerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüz edilemez.”

Yukarıda belirtmiş olduğum görüş, eleştiri ve öneriler yapılması gereken işlemlerden sadece birkaç tanesidir. Bu konuda Vergi İdaresine ve dolayısıyla Maliye Bakanlığına düşen en büyük görev ise “KKTC’nde Kayıtdışı Ekonominin Boyutlarının Ölçümü, Çözüm Önerileri ve Eylem Planı” başlıklı bilimsel raporda ön görülen düzenlemelerin ve uygulamaların süratle yürürlüğe geçirilmesidir. Aksi takdirde yaklaşık milli gelirin 0’unun, maliye gelirinin de `-65’inin kayıtdışı olduğu bir ülkede vergi gelirlerini artırmanın olanağı yoktur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.